
Prof. Dr. Canan Karatay'ın görüşlerini yıllardır takip ediyorum ve önemsiyorum. Tabii ki bir insanın hatasız olduğu söylenemez, görüşlerinin içinde eleştirilecek pek çok şey bulmak mümkün. Canan hanım; Onkolog Dr. Yavuz Dizdar ve Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta gibi isimlerle beraber; modern tıbbın hedef tahtasındalar. Modern Tıp arkasına üniversiteleri almış ve tabii ki devasa küresel sağlık sektörünü de... Karşı çıkanlar marjinalleştiriliyor, bilim karşıtı olmakla suçlanıyorlar, lince uğruyorlar. Ancak; günümüzde bilimin küresel sermayenin elinde esir olduğunu düşünüyorum ve Karatay, Dizdar, Küçükusta gibi isimlerin dikkate değer şeyler söylediklerine inanıyorum...
Karatay'ın Youtube videoları var ama anlattıklarını internette yazılı olarak ararsanız eğer, pek bir şey bulamıyorsunuz. Bunu küresel sistemin bu tür insanlara uyguladığı sansüre bağlıyorum. Yazılı ve derlitoplu bir metin ortada olmadığı için bu yazıda Canan hanımın görüşlerini kısaca özetlemek istedim...
*****
- Kanser Tanı Yöntemleri ve PSA Testleri
İtiraz Ettiği Nokta: Canan Karatay PSA (Prostat Spesifik Antijen) testlerinin hiçbir klinik değeri olmadığını, erkekleri gereksiz yere korkuttuğunu ve biyopsiye yönlendirerek zarar verdiğini savunuyor. Aynı şekilde kadınlarda mamografi çekilmesinin de radyasyon yayarak kanseri tetiklediğini iddia ediyor.
Önerdiği Doğal Çözümler: Hücre bozulmasını ve kanseri önlemek için soğuk sıkım sızma zeytinyağı, ev yapımı yoğurt, kaya tuzu ve bol miktarda D vitamini (güneşlenme veya takviye) ile bölgesel doğal gıdalar tüketilmesini öneriyor. Prostat için özellikle kabak çekirdeği öneriyor. Meme sağlığı için ise lahana, brokoli, kükürtlü sebzeler + soğuk sıkım zeytinyağı öneriyor.
- Diyabet ve Gebelik Şekeri Yükleme Testi
İtiraz Ettiği Nokta: Gebelikte yapılan şeker yükleme testinin anne karnındaki bebeğe ve anneye büyük zarar verdiğini, adeta zehir olduğunu savunuyor. Modern tıbbın diyabet hastalarına verdiği "sık sık ve az az beslenme" (ara öğün) tavsiyesine ise kesinlikle karşı çıkıyor.
Önerdiği Doğal Çözümler: Şeker hastalığının temel sebebinin insülin direnci olduğunu söyleyerek günde iki öğün beslenmeyi öneriyor. Tatlı veya karbonhidrat yerine kavrulmamış çiğ kuruyemişler (fındık, fıstık, ceviz), köy yumurtası ve tereyağı tüketilmesini; şekerin bu şekilde dengelenmesini tavsiye ediyor.
- Kolesterol, Statinler ve Kalp Hastalıkları
İtiraz Ettiği Nokta: Kolesterolün bir hastalık olmadığını, vücudun temel bir yapı taşı olduğunu vurguluyor. Bu nedenle modern tıpta yaygın olarak kullanılan kolesterol düşürücü ilaçların (statinler) karaciğere ve kaslara zarar veren "büyük bir oyun" olduğunu savunuyor. Kolesterol ilacının D vitaminini de düşürdüğünü söylüyor. Karatay'ın "büyük oyun" dediği şey, "sağlıklı insanları hasta ilan edip, ömür boyu yan etkileri olan bir ilaca mahkum ederek devasa bir ilaç sektörü çarkı döndürmek". Karatay'a göre; damarlar kolesterol yüzünden tıkanmaz; şeker, un ve trans yağlar yüzünden damar çeperi hasar görür (iltihaplanır). Kolesterol ise o hasarlı bölgeyi tamir etmek için oraya giden bir "itfaiyedir". Karatay, "Yangın yerinde itfaiyeyi görünce yangını itfaiyeci çıkardı diyebilir misiniz? Modern tıp tam olarak bunu yapıyor" diyerek kolesterolün haksız yere suçlu ilan edildiğini söylüyor. Karatay, ilaç firmalarının daha fazla ilaç satabilmek için laboratuvarlardaki "normal kolesterol" referans aralıklarını yıllar içinde kasıtlı olarak aşağı çektiğini iddia ediyor. Eskiden normal kabul edilen bir kolesterol değerinin, bugün "yüksek" sayılarak sağlıklı insanlara bile reçete yazıldığını, bu sayede milyarlarca dolarlık yapay bir pazar yaratıldığını savunuyor.
Önerdiği Doğal Çözümler: Kalp sağlığını korumak için kolesterol ilaçları yerine damarları temizlediğini iddia ettiği paça çorbası, kemik suyu, bol zeytinyağı, organik sakatatlar ve serbest gezen hayvanların etlerinin/yağlarının tüketilmesini öneriyor.
- Aşılar ve Çocukluk Çağı Bağışıklığı
İtiraz Ettiği Nokta: Grip aşıları başta olmak üzere bazı aşıların içinde alüminyum ve cıva gibi ağır metaller bulunduğunu, bunların Alzheimer ve Otizm gibi hastalıklara zemin hazırladığını iddia ederek genel aşı politikalarına mesafeli yaklaşıyor.
Önerdiği Doğal Çözümler: Bağışıklık sistemini dışarıdan değil, içeriden güçlendirmek gerektiğini savunuyor. Bunun için en büyük ilacın ev yapımı sirke, turşu ve turşu suyu, sarımsak ve soğan olduğunu belirtiyor.
- Kimyasal İlaçlar
İtiraz Ettiği Nokta: Kronik hastalıklar için ömür boyu kullanılan pek çok kimyasal ilaca (özellikle tansiyon ve mide koruyucular) karşı çıkıyor. Mide asidini azaltan ilaçların sindirimi bozduğunu söylüyor.
Önerdiği Doğal Çözümler: Tansiyonu dengelemek için ilaç yerine kaya tuzu ve su tüketilmesini; mide asidini düzenlemek için ise sabahları aç karına ev yapımı elma sirkesi veya limonlu su içilmesini tavsiye ediyor...
*****
Canan hanım antibiyotiklere ve vitamin takviyelerine de iyi gözle bakmıyor:
- Antibiyotikler ve Antiviral İlaçlar
İtiraz Ettiği Nokta: Canan Karatay, modern tıpta (özellikle Türkiye'de) antibiyotiklerin çok kolay ve gereksiz yere reçete edildiğini savunuyor. Antibiyotiklerin vücuttaki zararlı bakterileri öldürürken, bağırsaktaki dost bakterileri (mikrobiyotayı) tamamen yok ettiğini ve bağışıklık sistemini çökerttiğini vurguluyor. Grip ve nezle gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılmasının ise tam bir cinayet olduğunu söylüyor.
Önerdiği Doğal Çözümler: Vücudun kendi kendini iyileştirme gücüne inanıyor ve enfeksiyonlara karşı en güçlü "doğal antibiyotikleri" şu gıdalarla tarif ediyor:
Sarımsak ve Soğan: İçlerindeki allisin maddesi sayesinde en güçlü doğal koruyuculardır.
Ev Yapımı Sirke ve Turşu Suyu: Bağırsak florasını zenginleştirerek bağışıklığı doğrudan zırh gibi güçlendireceğini savunuyor.
Gümüş Suyu ve Propolis: Doğal arı ürünlerinin ve geleneksel yöntemlerin mikrop kırıcı özelliğini belirtiyor.
- Sentetik Vitaminler, Mineraller ve Omega-3 Hapları
İtiraz Ettiği Nokta: Fabrikalarda üretilen, eczanelerde kapsül veya tablet olarak satılan sentetik vitamin ve minerallerin vücut tarafından emilmediğini, aksine karaciğeri ve böbrekleri yorduğunu iddia ediyor. Özellikle multivitamin haplarının kanser hücrelerini beslediğini ve ömrü kısalttığını savunuyor. (Burada önemli bir istisna yapıyor: Kan tahlilinde eksikliği net olarak kanıtlanmışsa sadece D vitamini ve B12 vitamini takviyelerine, o da doğru formda olmak kaydıyla onay veriyor).
Önerdiği Doğal Çözümler: Vitaminlerin ve yağ asitlerinin haplardan değil, "canlı ve doğal" gıdalardan alınması gerektiğini söylüyor:
Omega-3 hapları/Balık yağı kapsülleri yerine; taze mevsim balıkları (özellikle torik, palamut gibi yağlı balıklar), kavrulmamış ceviz ve keten tohumu öneriyor.
C Vitamini hapları/Efervesan tabletler yerine; bol limon, yeşil biber, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve ev yapımı fermente ürünler tüketilmesini istiyor.
Kemik sağlığı için Kalsiyum/Magnezyum hapları yerine; kaya tuzu, kelle paça çorbası, kemik suyu ve saf keçi sütü/yoğurdu tavsiye ediyor.
Canan Karatay'a göre eczaneden alınan her yapay kutu vücuda ek bir yük getirir. Vücudun bir eksiği varsa, bu eksiklik eczaneden değil; kasaptan, pazardan ve doğru mutfak alışkanlıklarından karşılanmalıdır...
*****
Karatay sanayi peyniri değil şirden mayalı peynir yenmesine sık vurgu yapıyor. Ekmeği, şekeri, şekerli gıdaları, tatlandırıcıları, ayçiçek ve mısırözü yağları çok zararlı buluyor. Birde akşam saat 8'den sonra hiç bir şey yenmemesi gerektiğini söylüyor.
Karatay'ın önerdiği beslenme şeklinin mutfağa getireceği ek mali yük ise, hastalıkların yarattığı mali külfetin yanında (tümüyle devlet hastanelerinde uğraşsak bile), aşırı bir yük oluşturmuyor kanısındayım. Öyle lüzumsuz yerlere öyle paralar harcanıyor ki, (tüm ekonomik katmanlarda). sağlığımızı korumak için mevsim sebzesine, mevsim balığına, paça çorbasına, sarımsağa, soğana, kaya tuzuna harcanacak para, paketli gıdalarla karşılaştırıldığında, onların altında kalacaktır.
Özetle Canan Karatay; modern tıbbın "erken tanı ve ilaçla tedavi" yaklaşımını reddederek; hastalıkların temel sebebinin endüstriyel şeker, un ve işlenmiş gıdalar olduğunu savunuyor. Çözümü ise tamamen geleneksel, yağı ve proteini bol, paketlenmemiş doğal beslenmede görüyor.
Bence Modern Tıp korkunç defolarına rağmen şimdilik elimizdeki en donanımlı dayanak noktası maalesef, dolayısıyla ondan kolayca yüz çevirmemizi sağlayacak sağlam alternatifimiz henüz yok. Ama durumun böyle olması, Karatay gibi isimlere kulak vermemizi engellememeli bence...


