BIST 100
10.881,71 -3,02%
DOLAR
49,7379 0,21%
EURO
55,7228 -0,13%
GRAM ALTIN
6.437,25 0,19%
BITCOIN
81.666,00 0,61%
FAİZ
39,75 0,33%
GÜMÜŞ GRAM
86,30 -1,04%
GBP/TRY
66,5671 -0,16%
EUR/USD
1,1194 -0,20%
BRENT PETROL
110,24 1,07%
ÇEYREK ALTIN
10.524,90 0,19%

MOĞOLLAR VE NASREDDİN HOCA

mustafa-karamercimek-haberci-kose-yazisi

Sevgili dostum.

O günü anlamadan, bugün Nasreddin hocayı anlamak neredeyse imkansızdır. Ecdadımız Selçuklunun en ihtişamlı zamanı olduğu gibi, en sıkıntılı dönemi de Nasreddin hoca dönemidir. Aynı zamanda bu dönem tarihe damga vuran, ecdadımız Osmanlı'nın temel taşlarının döşendiği dönemdir. Allah (cc) onlardan razı olsun.

Moğollar Selçuklu devletinin başına bela olmuş. Kösedağ savaşında da ağır bir yenilgi alan Selçuklular dağılma noktasına gelmekle kalmamış, adeta Moğollara teslim olmuşlar. Milleti diri tutmak, umudu kaybetmemek adına alimler, kanaat önderleri devreye girmiş, Konya'nın yağmalanmasını engellemişler. Nasreddin hoca da Akşehir'i ayakta tutmak adına çok büyük gayrette bulunmuş ama bir farkla, onurundan ödün vermeden mizahı da, kendini de Moğollara sevdirmiş. Moğolların içinde Müslüman olmayan, Türk boylarının varlığı da buna etki etmiştir. Moğollar Akşehir gölünün etrafına yerleşmiş, Akşehir'e nöker (asker) göndererek, mülki amir kimse Moğol komutanı istiyor diye haber getirmiş. Nasreddin hoca vakit kaybetmeden, hemen harekete geçmiş. Elimiz boş gitmeyelim diye, bahçeden ayva toplayıp bir torbaya koymuş. Tam bahçenin kapısına gelmiş, bir de bakmış ki incirler çok güzel görünüyor. Daha makbule geçer demiş ve ayvaları boşaltıp, torbaya incir doldurmuş. Sade bir kıyafet ve tek başına, hakkınızı helal edin bir şey gelirse başıma, demiş ve Akşehir'den halkın hüzünlü bakışları arasından, kara kaçan eşeğine binerek deh demiş. Varmış Moğol hükümdarın yanına, sırtlamış bir çuval inciri, koymuş yakınına. Komutan kimsin sen demiş, Akşehir kadısıyım demiş, korumaların yok mu demiş, var demiş. Nerede demiş, her yerde demiş hoca. Sen benimle dalga mı geçiyorsun demiş komutan, hayır demiş hoca, eğilmiş torbanın ağzını açmış, sekiz-on incir koymuş masasına, kendi bahçemden demiş, korkma zehirli değil demiş ve bir tanesini yemeye başlamış. Hocaya rahat hareketinden dolayı kızan komutan, incirleri hocanın kafasına atmış. Torbayı tekmelemiş, nökerlere bu torbayı göle atın demiş. Hoca hiç istifini bozmadan ellerini açmış, Allah'ım sen ne büyüksün, iyi ki ayvayı boşalttırıp, inciri koydurdun çuvala, yoksa ayvayı yerdik demiş. Komutan sen hasta mısın be adam, ben kafana çalıyorum sen şükür diyorsun demiş. Hoca, o iş Allah'la benim aramda, oraya karışma demiş. Hoca, komutana neden sinirlendiğini sormuş. Mücevher yerine meyve getirdin, biz alırız ağaçlardan demiş. Hoca, biz de mücevher yoktur, bizim evde hiç yoktur. Olan varsa yüzüğüm dahil toplar veririz yeter ki cana gelmesin demiş. Cana derken, sakın askeri meyve bahçelerine sokmayın, onlar da canlı ağaçlara zarar verirlerse, seneye aç kalırız. Bizi öldürür burada yaşarsanız siz aç kalırsınız. Meyveleri usulünce toplar size getiririz, siz taliminize, biz de işimize bakalım demiş. Komutan bir an durmuş, sen akıllı bir adamsın, seni sevdim demiş. Masada tek kalan inciri yemiş. Tadı çok hoşuna gitmiş, nökerlere seslenerek, çuvala ne yaptınız? Diye sormuş. Göle attık komutanım demişler. Komutanın biraz üzüldüğünü fark eden hoca devreye girerek komutan sinirle kalkan zararla oturur, bir çuval inciri berbat ettiniz demiş. Komutan, hocaya yer göstererek, biraz konuşalım der. Sahi incirleri kafana atarken neden şükrettin der. Hoca incirden önce, çuvalda ayva vardı der. Komutan yüksek sesle gülmeye başlar, o kadar güler ki nökerler şaşkın bir halde çadıra dolar. Nökerlere seslenir, Akşehir yağmalanmayacak, bahçelere girilmeyecek, ihtiyacımız olan ne varsa bize getirecekler, anlaşıldı mı der. Fakat gülmesi bitmez, nökerler şaşkın, komutanı gülen kimse görmemiş, güldüreni hiç görmemişler. Nökerlere neden güldüğünü anlatınca, nökerler gülmekten yerinde duramamış, çadırı boşaltmışlar. Komutan hocaya dönerek, bizim dilimizi nereden biliyorsunuz demiş.  Hoca, dört dil biz de zorunlu, kadı olmak için altı dil gerek, ben yedi dil üzerine icazet aldım der. Komutan hem şaşırır hem de saygı duyar. İyi ki canınıza kast etmedim der. Hoca, can bizim değil taşıyoruz, vakti gelen de o alır, biz her daim canın sahibine emri amedeyiz. Ölümden değil, ölümden sonraki hayattan korkarız der. Ölümden sonra hayat mı var der komutan. Olmasaydı biz yaratılmazdık der hoca. Dediğini yapıyorsanız neden ondan korkuyorsunuz der komutan. Dediğini tam yapsaydık sizi başımıza bela etmezdi der hoca. Bu yüzden sevgisini kaybettik mi diye korkarız der hoca ve komutanı Akşehir’e davet eder ama tek gel der. Komutan tek olmaz der, hoca ben koca orduya tek başıma geldim, siz çocukların, kadınların ve ihtiyarların çok olduğu bir yere gelmekten neden korkuyorsunuz der. Benim misafirim olarak gel, bizden zarar gelmez, bugün misafirsiniz yarın gideceksiniz, dost kazanamasak da düşman olmayalım der. Bizi yok etseniz bizden sonrakiler, sizden sonrakileri yok eder. Bizden sonrakilere düşmanlık bırakmamak için düşman olmayacağım, gerisi size kalmış, dostlukla gelirseniz, dost kalırsınız demiş. Komutan geleceğim der ve hocayı eşeğine kadar yolcu eder. Hoca eşeğe ters biner, gülmeyen nöker kalmaz, hocam hayırdır eşeğe ters binen adamı hiç görmedim. Aklınız başınızda mı der. Eşek yolu bilir, eşeğime güvenirim ama size güvenebilir miyim der. Eşeğe ters binmem, benimle eşek arasında bir sırdır. Size arkamı dönmek istemedim. Ne demek istediniz hocam anlamadım. Sevdiğim insanlara arkamı dönmem, birde güvenmediğim insanlara arkamı dönmem. Buna siz karar vereceksiniz komutan, şehre gelin, bekliyorum der ve eşeğini dehler.

Eğer siz, Müslüman iseniz, inandığınız İslam dininizi, bilerek ve iradeniz üzere yaşarsanız, Yüce Allah (cc) sizi sadece korumakla kalmaz, vakar sahibi de yapar. İslam’a bilmeden düşmanlık edenlerin bir kısmını, hatta sizi öldürmeye gelenlerin kalbini yumuşatır da, sizin bile haberiniz olmadan siz de hayat bulurlar. Onlar manen dirilir, size ve inancınıza saygı duyarlar. Eğer dürüst iseler, Allah onlara iman nasip eder ve onları sizden biri yapar. Böylece onlar size güç verir. Bu güç sizden korkuyu alır, yerine salih amel işleyen, mücahit, mutasavvıf biri haline getirir. Mutasavvıflık nedir bilir misin? Nefsini iradesinin kontrolüne veren, emrolunduğu gibi dosdoğru olan, dünya değişse o değişmeyen, Allahla arasını açmayan, kınamaya aldırmayan, kimseyi kınamayan kimse demektir. Artık siz kendini kurtarmanın yolunun, başkasını da kurtarmak olduğuna inanır, iman edersiniz. İman etmek nedir bilir misin? İnandığın yola, geri dönmemek üzere yola çıkmak, uykuda bile olsan yolda olmaktır. Bu yolda alim yoksa alim olmak, alim varsa bilmek için yanında durmaktır. Azda bilsen bildiğini yaşayıp, gönül kırmadan gönüllere girmektir. İhlaslı isen, Allah senin bilmediğini de kalbine koyacaktır. Yani inandığın gibi yaşamak seni, insan kazanmanın lezzetini, dünyanın hiçbir lezzetine değişmeyen, bir duygu seline çevirecektir. En lezzetlisi de zalimin yüzüne zalimsin diyebilen, haklının ve hakkın yanında yer alan, mazluma merhamet kanatlarını açan, bir yürek bırakacaktır. Haftaya Moğollar ve hocanın hocası Hayrani Hz. Hoşça kalın, dostça kalın.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?