BIST 100
12.070,17 -0,40%
DOLAR
49,4180 0,04%
EURO
55,5752 0,77%
GRAM ALTIN
6.599,82 1,22%
BITCOIN
82.061,00 0,44%
FAİZ
39,44 -0,65%
GÜMÜŞ GRAM
90,72 2,61%
GBP/TRY
65,7757 0,84%
EUR/USD
1,1217 0,54%
BRENT PETROL
104,29 -0,23%
ÇEYREK ALTIN
10.790,71 1,22%

YAĞMUR YETMEZ DEDİK AMA…

zeynep taştan

 

Dünden beri hepimizin gözü camda, kulağı gelecek haberlerde. Yağmur biraz hafifleyince rahatlıyoruz, yeniden hızlanınca aynı endişe başlıyor. Eskiden yağmurun sesini dinlemek insana iyi gelirdi. Şimdi insan ister istemez düşünüyor: Acaba bir yerde yine su baskını mı oldu, birileri zor durumda mı kaldı?

Yalova’da okullar tatil edildi. Armutlu’da evleri, iş yerlerini su bastı. Bir sitenin istinat duvarı çöktü. İnsanların bir gecede yaşadığı korkuyu, uğradığı zararı uzaktan bakarak anlamak kolay değil.

Bir de Armutlu’dan gelen şu haber var. Yağmurun durması için dere üzerindeki köprüde kurban kesilmiş. Evet, yanlış okumadınız. Yağmur yağsın diye dua edildiğini duymaya alışığız. Bu kez insanlar yağmur dursun istemiş.

Ben bu haberi okuyunca insanların ne kadar korktuğunu düşündüm. Suyun yükseldiğini görüyorsun, yağmur da durmuyor. Evin, işin, ailen aklına geliyor. Bir an önce bitsin, daha kötüsü olmasın istiyorsun. Allah herkesin yardımcısı olsun.

Valimizin basın açıklamasında verdiği bir rakam var, bence yaşananları anlamak için tek başına yeterli. Yalova’da Ekim ayı boyunca metrekareye düşen ortalama yağış 82,4 kilogram. Açıklamaya göre bir günde düşen yağış ise 84 kilogram. Yani bir ayda yağan yağmurdan fazlası bir günde yağmış.

Kolay mı böyle bir suyla baş etmek?

Aynı açıklamada Teşvikiye’de beş katlı bir binada yaşayan 28 kişinin tedbir amacıyla tahliye edildiği de anlatılıyor. Rakam olarak okuyup geçiyoruz belki ama o 28 kişinin her birinin ayrı bir telaşı var. Evinden çıkarken geride bıraktıklarını düşüneni var, çocuğunu sakinleştirmeye çalışanı var. İnsan kendi evinde güvende olmak ister. O güvenin bir anda sarsılması bile başlı başına zor.

Böyle zamanlarda sahada çalışanların emeğini de unutmamak lazım. Biz evimizde yağmurun dinmesini beklerken onlar suyun içinde çalışıyor. Bir yere yetişiyor, ardından başka bir ihbara gidiyorlar. Hepsinin eline, emeğine sağlık.

Ama yağmur durduktan sonra bizim de biraz oturup düşünmemiz gerekiyor.

Hep ‘Mevsimler değişti’ diyoruz ya…

Peki şehirlerimizi planlarken bunu ne kadar hesaba katıyoruz? Bu yağışın bütün nedenlerini ben açıklayamam. Uzmanların işi o. Fakat yaşadığımız ortada. Böyle kuvvetli yağışlara karşı ne kadar hazırlıklı olduğumuzu sormak için uzman olmaya gerek yok.

Derelerimiz, yağmur suyu hatlarımız, yollarımız…

Nerede ne eksik varsa ortaya konulsun. Suyun neden biriktiği, hangi noktada tahliye edilemediği araştırılsın. Yapılması gereken işler de güneş çıkınca gündemden düşmesin.

Ben kentsel dönüşüm konusuna biraz da buradan bakıyorum. Bir binayı yıkıp yerine yenisini yaptığımızda, çevresindeki sorunlar kendiliğinden çözülmüyor. Aynı sokak, aynı borular, aynı su biriken köşe duruyorsa bir şeyler eksik kalıyor.

Bu yüzden ada bazında dönüşümü önemsiyorum. Birkaç bina birlikte ele alındığında altyapıyı, yağmur suyu hatlarını, yolları ve yeşil alanları da beraber planlamak için fırsat doğabilir. Elbette sadece ‘ada bazında yaptık’ demek yetmez. Daha baştan bunların da projeye dahil edilmesi gerekir.

Yeni evimize taşındığımızda yalnızca duvarlarımızın sağlamlığından değil, sokağımızın güvenliğinden de emin olmak isteriz.

Şimdi öncelik zor durumda kalan insanların yardımına yetişmek, zarar görenlerin yarasını sarmak. Sonrasında da şu yaşadıklarımızı unutmamak.

Çünkü biz biraz öyleyiz. Yağmur yağarken konuşuyoruz, güneş açınca başka telaşlara dalıyoruz. Ta ki bir sonraki yağmura kadar.

İnşallah bu kez öyle olmaz. Yağmur diner, insanlar rahat bir nefes alır; yapılması gereken işler de yarım kalmaz.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?