
Dizüstü bilgisayarların büyük bir çoğunluğunun yazılım ve işletim programı olan Microsoft’un kurucusu Bill Gates, geçtiğimiz günlerde bir röportajında yapay zekâ ile ilgili önemli (!) kehanetlerde bulundu. Microsoft ekosisteminin katkısıyla oluşan yapay zekâ çalışmalarının en önemli aktörlerinden birisi olan Gates’in bu açıklamalarını nasıl değerlendirmek gerekiyor?
İşin içinde olan bir uzmanın, insanlığın yararını düşünerek, erken uyarı sistemini harekete geçirmesi şeklinde iyi niyetli bir tutumla değerlendirmek bence düpedüz safdillik olacaktır.
Dünya genelinde en fazla kullanılan yapay zekâ platformu olan AI’nin teknoloji altyapısının oluşumunda çok büyük bir tarihsel rolü olan Gates’in, kötü niyetli kişiler tarafından kullanılması halinde yapay zekâ’nın milyarlarca insanın hayatını olumsuz anlamda etkileyebileceğini ifade etmesi her şeyden önce maddi kaygılar taşımakta bence. Çünkü Gates bu felaket senaryosunu çizdikten sonra, oluşabilecek zararların kontrolü için hükümetlerin bu alandaki teknolojiye yönelik yasal düzenlemeler yapması gerektiğini belirtti. Çünkü, yapay zekâ şirketlerinin bu hususta kendilerini denetlemeleri mümkün değilmiş. Miş, diyorum çünkü bunu yeni fark etmiş olması bana masal gibi geliyor. Siyasetçilerin ve devlet koruma mekanizmalarının da bu konuya dâhil olması gerektiğini ısrarla söylemesi bana en garip gelen şey oldu doğrusunu söylemek gerekirse. Hükümetler üstü bir dünyayı silikon vadisi üzerinde inşa edenler arasında yer alan bir kişinin bu ifadeleri ciddi anlamda polemik dilinin bir versiyonu gibi durmakta. Tüm atmosfere zehirli gazı saldıktan sonra bunu devletlerin kontrol etmesi gerektiğini dile getirmekten bir farkı yok bence.
Tabi burada yapay zekânın faydalarının, hayırlı mecralarda kullanımının da söz konusu olduğunu inkar edemeyiz. Ancak bu alan, özgürce her bireyin erişimine açılmadan önce onu doğru kullanım eğitiminin bireylere sunulması ve sınırlarının çizilmesi gerekmekteydi. Kişisel verilerin, devlet sırlarının ve hatta kültürlerin tehlikeye girdiği; beyinlerin atıllaştırıldığı; bilgi toplamanın ve üretmenin insan eseri olmaktan çıkarıldığı bir dönem başlamadan önce birkaç şirketin insanlığın geleceği ile oynamasına izin verilmemesi gerekirdi. Ahlakı olmayan şey şeytana hizmet etmekten gayri bir iş göremez.
Yapay zekânın oluşturduğu tehlikeyi görmemek mümkün değil tabi. Hayatımızın merkezine doğru sızmakta olan tehlikeleri ne kadar erken fark edebilirsek o kadar az zararını görürüz. Niyetinin sorgulamasını bir kenara bıraktığımızda Gates’in verdiği rakamın azımsanmayacak boyutta olduğunu görmekteyiz. Kötü niyetli odakların elinde yapay zekânın bir milyar insanın ölümüne sebebiyet verebileceğini iddia etmekte.
Bill Gates gibi, diğer bir yapay zekâ platformlarından biri olan Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg de, geçtiğimiz günlerde platformunun yeni bir zekâ asistanı oluşturduğunu açıkladı: Meta Muse. Bir avuç içine sığacak küçük bir cihaz olması planlanan ve sosyal medyada "Sanal Bebek" şeklinde isimlendirilen Muse Charm, telefona ihtiyaç duymadan yapay zekâ hizmetini sunacaktı. Ancak kısa bir süre sonra, hesaplara sızılması noktasında bir güvenlik açığı olduğu tesbit edildi. Aslında şuan yapay zekânın en büyük problemlerinden biri bu güvenlik tehdidi. Öyle ki sadece kişisel bilgilerin muhafazası noktasında tehlike arz etmiyor resmi anlamda da ülkeleri tehdit eder boyutları ortaya çıkmaya başladı.
OpenAI işletiminin bir yapay zekâ ajanı, Avustralya'da kamu sağlık sistemine ait bir veri portalına sızarak orada erişim yasağı bulunan dosyaları kullanmış. Bu resmi ölçekte bir siber saldırı olarak değerlendirilebilecek bir husus ve buna rağmen yapay zekâ şirketinin sahipleri bunu kendilerinin çok sonra fark ettiğini iddia etti.
Bu fark edişler neden hep tehlike, insanlık için büyük ölçeklere varınca yaşanıyor ve dile getiriliyor? Veya aslında olay sadece kendi şirketlerinin güvenlik problemlerini gidermek ve yapay zekâ platformlarını iyileştirmek adına yapacakları altyapı çalışmaları için gereken harcamaların artmasıyla mı alakalı? Bence evet!
“OpenAI CEO'su Sam Altman, yapay zekâyı kontrol altında tutacak küresel güvenlik standartları belirlenmesi için dünya liderlerine çağrıda bulundu.”
“Financial Times dergisinin şirket içinden aldığı bilgilere göre OpenAI, 2026-2030 arasında 278 milyar dolar negatif serbest nakit akışı bekliyor. Yani şirket, bu dönemde elde edeceği gelire kıyasla 278 milyar dolar daha fazla nakit harcayacağını öngörüyor.”
Yani harcamalar artacak. Zarar etme ihtimali var. Ama eğer bu işler devlet kontrolü altında olursa finansman olarak devlet sizi destekleyecek ve belki de açıklarını kapayacak demektir.
Velhasıl yapay zekânın hayatlarımıza katacağı daha çok şey var belli ama hayır mı olur yoksa şerri daha da çok mu artar bilinmez. Ancak ülkemizde bu anlamda olumlu bir gelişme var: “EVREN” isimli yapay zekâ paltformu. Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesinde geliştirilen, Türkiye merkezli ortak bir altyapı imkânı sunan bu platform kullanıma açıldı. Hayırlara vesile olur inşallah.


