BIST 100
14.134,53 0,87%
DOLAR
48,4343 -0,01%
EURO
56,3452 0,16%
GRAM ALTIN
6.844,86 -0,78%
BITCOIN
79.565,00 -0,44%
FAİZ
39,61 0,10%
GÜMÜŞ GRAM
102,26 -0,85%
GBP/TRY
65,6171 0,21%
EUR/USD
1,1625 0,09%
BRENT PETROL
95,66 1,21%
ÇEYREK ALTIN
11.191,35 -0,78%

Şehrin Ortak Aklı: Kent Konseyi

ahmet-tuna-haberci-kose-yazisi

Yalova’da Kent Konseyi başkanlığı seçimleri yaklaşıyor. Önümüzdeki günlerde muhtemelen adayların isimlerini, kimlerin kimi desteklediğini, hangi kurumların hangi adayın arkasında durduğunu daha net göreceğiz, daha çok konuşacağız...

Burada önemli bir gerçeği baştan kabul etmek gerekiyor. Kent Konseyi'nin belediye gibi karar alma, ihale yapma, personel çalıştırma veya icra gücü yok. Kendisine ait bağımsız bir bütçesi de bulunmuyor. Bununla birlikte “hiç parası yok, hiçbir kaynağa ulaşamaz” demek de doğru değil. Yalova Kent Konseyi’nin çalışma yönergesinde toplantı, basım, kırtasiye ve organizasyon gibi giderlerin belediye bütçesinin ilgili kalemlerinden ve yerel katkılardan karşılanabileceği belirtiliyor. Daha büyük işler ise belediye, üniversite, kamu kurumları, meslek kuruluşları, sivil toplum ve proje ortaklarıyla birlikte, gerektiğinde ulusal veya uluslararası hibe kaynakları aranarak yapılabilir. Dolayısıyla Kent Konseyi'nin asıl gücü bir araya getirebildiği insanlarda. Yani bir Kent Konseyi, “ben bu işi yapacağım” diyen değil, “bu işi yapabilecek insanları ve kurumları aynı masaya nasıl getiririm?” diye düşünen/düşünmesi gereken bir kurum...

5393 sayılı Belediye Kanunu ve ilgili yönetmelik, Kent Konseyi’ni merkezi yönetim, yerel yönetim, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve kent sakinlerinin bir araya gelerek kentin sorunlarını tartıştığı ve çözüm önerileri geliştirdiği bir yapı olarak tarif ediyor. Yani Kent Konseyi aslında bir çeşit “kent parlamentosu” fikrine dayanıyor. Ama önemli bir farkla: Burada iktidar ve muhalefet sıraları yok. Burada asıl kimlikler siyasi kimlikler değil, Yalova'lılık kimliği. En azından olması gereken bu...

Bir mühendis, bir çiftçi, bir öğretmen, bir esnaf, bir akademisyen, bir çevreci, bir genç, bir emekli, bir engelli, farklı ülkelerden Yalova’ya gelmiş insanlar ve bir belediye yöneticisi aynı masada oturup Yalova’nın geleceğini konuşabiliyorsa, işte o zaman Kent Konseyi gerçek işlevine yaklaşmış olur...

Yalova Kent Konseyi’nin hâlihazırda istihdam ve kalkınmadan iklim değişikliğine, afetlerden kent sağlığına, eğitimden turizme kadar çeşitli alanlarda çalışma grupları bulunuyor. Yani önümüzde boş bir sayfa yok. Birikim var, hazırlanmış raporlar var. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan “Yalova’nın Geleceği İçin Kentsel Öneriler Raporu” da bunun son örneği...

Yalova’nın önümüzdeki yıllarda ciddi meselelerle karşı karşıya olduğunu hepimiz biliyoruz. Marmara Denizi’nin durumu ortada. Yalova’nın su kaynakları, tarım alanları, sanayi baskısı, trafik sorunu, plansız büyüme, deprem riski, atık meselesi, kıyıların kullanımı, hava ve toprak kalitesi... Bunlar bir belediyenin tek başına çözebileceği sorunlar değil. Daha doğrusu, yalnızca belediyenin çözmesini beklemek doğru değil. İşte Kent Konseyi’nin tam burada devreye girmesi gerekiyor...

Kent Konseyi’nin, mesela çevre konusunda yapabileceği en önemli işlerden biri, üniversite, belediye, ilgili kamu kurumları, meslek odaları ve gönüllü kuruluşları bir araya getirerek sürekli çalışan bir “Yalova Çevre Gözlemevi” benzeri bir yapı oluşturmak olabilir. Kent Konseyi bunun laboratuvarını kurmak veya personelini çalıştırmak konumunda değil. Üniversite bilimsel ölçümleri yapabilir, belediye ve kamu kurumları ellerindeki verileri paylaşabilir, çevre kuruluşları sahadan bilgi sağlayabilir. Kent Konseyi ise bütün bu verileri bir araya getirip düzenli olarak kamuoyuna sunabilir. Deniz suyu, hava kalitesi, içme suyu, Gökçe Barajı, yeraltı suları, tarım toprakları, atıklar ve sanayi kaynaklı çevresel baskılar düzenli olarak izlenebilir, raporlanabilir ve halka açıklanabilir. Kent Konseyi’nin görevi denizi temizlemek olmayacaktır. Ama denizin ne kadar kirli olduğunu bilimsel olarak ortaya koymak, sorumluları ve çözüm yollarını göstermek ve kamuoyu oluşturmak kesinlikle onun yapabileceği bir iştir. Bazen yaptırım gücünden daha etkili olan şey budur. Çünkü iyi hazırlanmış bir rapor, kamuoyu desteği ve ısrarlı takip, karar vericiler üzerinde ciddi bir baskı oluşturabilir...

Bir başka büyük meselemiz işsizlik. Yalova’da gençler neden büyük şehirlere veya yurt dışına gitmek istiyor? Çünkü şehir gençlere yeterince iş, sosyal hayat ve gelecek umudu sunamıyor. Kent Konseyi burada önemli bir koordinasyon merkezi olabilir. Yalova Üniversitesi, YTSO, belediyeler, OSB’ler, İŞKUR, meslek odaları, girişimciler ve sivil toplum kuruluşları aynı masaya oturtulabilir. Hangi sektörlerde eleman açığı var? Yalova Üniversitesi hangi alanlarda eğitim veriyor? Sanayinin gelecekte hangi nitelikte çalışanlara ihtiyacı olacak? Gençlere hangi mesleklerde eğitim verilirse iş bulmaları kolaylaşacak? Bunların cevabı veriye dayalı olarak araştırılabilir ve bir “Yalova İstihdam ve Yetenek Haritası” çıkarılabilir. Böylece üniversite başka telden, sanayi başka telden, gençler başka telden konuşmak zorunda kalmaz...

Yalova’nın üniversite kenti olabilmesi de bundan geçiyor. Üniversiteyi yalnızca kampüs ve öğrencilerden ibaret görmemeliyiz. Yalova Üniversitesi’nin kentin ekonomik, kültürel ve sosyal hayatına daha fazla karışması gerekiyor. Üniversitenin hocaları Yalova’nın problemlerine araştırma konusu olarak bakmalı, öğrenciler kentte staj ve proje yapmalı, belediye ve diğer kurumlar üniversiteye gerçek problemler sunmalı. Yalova’nın trafik sorununu mühendislik öğrencileri inceleyebilir. Marmara’nın kirliliğini çevre bilimleri araştırabilir. Tarımın geleceğini ziraat ve ekonomi alanları birlikte çalışabilir. Turizm potansiyelini turizm bölümleri araştırabilir. Yaşlı nüfus için sağlık ve sosyal hizmet projeleri geliştirilebilir. Böylece üniversite Yalova’da bulunan bir kurum olmaktan çıkar, Yalova için çalışan bir kuruma dönüşür. Kent Konseyi de bunun koordinasyonunu sağlayabilir...

Yalova’nın bir başka büyük fırsatı sağlık. Özellikle Termal’in varlığı, sağlık ve rehabilitasyon alanında önemli bir başlangıç noktası. Ama “Termalimiz var, sağlık turizmi yapalım” demek yetmez. Yalova’nın yaşlı bakımından rehabilitasyona, fizik tedaviden sporcu sağlığına, termal turizmden sağlıklı yaşlanmaya kadar belirli alanlarda uzmanlaşması düşünülebilir. Bunun için sağlık kuruluşlarının, üniversitenin, yerel yönetimlerin, turizmcilerin ve yatırımcıların aynı masaya oturması gerekir. Kent Konseyi tam da o masayı kurabilir...

Yalova’nın en büyük paradokslarından biri de tarımda karşımıza çıkıyor. Bir tarafta verimli tarım toprakları, meyvecilik, süs bitkileri ve önemli bir tarımsal birikim; diğer tarafta hızla artan yapılaşma baskısı... Tarım toprağını kaybettikten sonra onu geri getiremiyoruz. Bu nedenle Kent Konseyi’nin bir “Yalova Tarım Vizyonu” hazırlaması son derece anlamlı olur. Hangi ürünlerde avantajlıyız? Hangi tarım alanları mutlaka korunmalı? Çiftçinin gelirini nasıl artırabiliriz? Kooperatifçilik neden yeterince gelişmiyor? Yalova’nın tarımsal ürünlerini markalaştırabilir miyiz? İstanbul’a bu kadar yakın olmanın avantajını kullanarak doğrudan tüketiciye ulaşabilir miyiz? Bunlar yalnızca çiftçinin sorunu değil. Bunlar Yalova’nın geleceğiyle ilgili meseleler...

Turizm konusunda da benzer bir durum söz konusu. Yalova’nın İstanbul ile Bursa arasında sıkışıp kalmış bir geçiş noktası olması kaderimiz değil. Denizimiz var, Termalimiz var, doğamız var, yürüyüş rotalarımız var, tarihi değerlerimiz var, gastronomik potansiyelimiz var. Ve İstanbul gibi dev bir turist kaynağının yanı başındayız. Eksik olan şeylerden biri galiba bütün bunları bir hikâyeye dönüştürmek. Kent Konseyi burada belediyeler, turizmciler, üniversite, rehberler, gastronomi işletmeleri ve kültür kuruluşlarıyla birlikte bir “Yalova Turizm Stratejisi” oluşturabilir. Amaç “Yalova’ya daha fazla insan gelsin” değil. “Yalova’ya gelen insan bir gece daha kalsın” olmalı. Asıl ekonomik değer orada...

Yalova’nın gelecekte daha fazla konuşması gereken konulardan biri de ülke dışından gelen göç. Kentimizde farklı ülkelerden gelen insanların sayısı arttı. Bu konu zaman zaman güvenlik, ekonomi veya siyaset üzerinden tartışılıyor. Oysa başka bir açıdan da bakabiliriz. Bu insanlarla aynı şehirde yaşayacaksak, birbirimizi tanımayı öğrenmek zorundayız. Kent Konseyi burada da önemli bir rol üstlenebilir. Farklı ülkelerden gelen insanların temsilcileriyle, mahalle muhtarlarıyla, okullarla, derneklerle ve kamu kurumlarıyla birlikte “Yalova’da Birlikte Yaşam” programları oluşturulabilir. Dil, kültür, çocukların eğitimi, mahalle ilişkileri ve komşuluk... Bunlar çözülemez meseleler değil. Ama görmezden gelinirse zamanla büyüyebilir. Kent Konseyi’nin görevi kimseyi sevmeye zorlamak değil. Aynı şehirde yaşayan insanların birbirini anlamasını sağlamak...

Ve tabii deprem... Bütün bunları konuşurken Yalova’nın en temel gerçeğini unutmamalıyız: Deprem. Kent Konseyi’nin siyasi dönemlerden bağımsız, sürekli çalışan bir “Deprem ve Afet Masası” oluşturması gerektiğini düşünüyorum. Riskli yapıların durumu, toplanma alanları, mahalle bazlı afet planları, afet sonrası lojistik, gönüllülerin eğitimi, yaşlı ve engellilerin tahliyesi, iletişim altyapısı, kamu binalarının durumu... Bunlar seçimden seçime konuşulacak konular değil. Deprem olduğunda “Keşke daha önce konuşsaydık” dememek için bugün konuşulması gereken konular...

Bence yeni dönemde en önemli değişikliklerden biri de Kent Konseyi’nin çalışma biçiminde olmalı. Kent Konseyi bir etkinlik yapıp fotoğraf çektiren, sonra o fotoğrafı sosyal medyada paylaşan bir kurum olmaktan çıkmalı. Bir çalışma grubu kuruluyorsa hedefi olmalı. Bir rapor hazırlanıyorsa takipçisi olmalı. Bir karar alınıyorsa bir yıl sonra “Ne oldu?” diye sorulmalı. Hatta Kent Konseyi kendi içinde bir “Kent Karnesi” oluşturabilir. Geçen yıl kaç öneri sunduk? Bunların kaçı hayata geçti? Kaçı üzerinde çalışma devam ediyor? Kaçı uygulanmadı? Bunu kamuoyuna açıklayabilir...

Bu nedenle önümüzdeki seçimde bence adaylar kendilerine öncelikle şu soruyu sorarak yola çıkmalılar: “Yalova’nın ortak aklını nasıl örgütleyebilirim?” Çünkü Kent Konseyi Başkanı’nın asıl başarısı kaç toplantı yaptığıyla ölçülmemeli. Kaç kişiyi aynı masaya oturttuğuyla, kaç bilim insanını dinlediğiyle, kaç genç insanı sürece kattığıyla, kaç somut proje ürettiğiyle, kaç kurum arasında işbirliği sağladığıyla ve en önemlisi, hazırlanan raporların kaçının hayata geçtiğiyle ölçülmeli...

Kent Konseyi, Yalova’nın sorunlarını doğru tarif edebilir. Bilimsel veriler toplayabilir. Farklı görüşleri aynı masada buluşturabilir. Çözüm önerileri geliştirebilir. Kamuoyu oluşturabilir. Karar vericilere yol haritası sunabilir. Ve gerektiğinde de usulünce, ısrarla sorabilir: “Geçen yıl bu konuda karar almıştık. Ne oldu?” İşte o zaman Kent Konseyi gerçekten güçlenir. Sonuçta Kent Konseyi bir belediye başkanlığı değildir. Bütçesi sınırsız değildir. Emir verme yetkisi yoktur. Ruhsat veremez, ihale yapamaz, yol asfaltlayamaz, denizi temizleyemez. Ama bütün bunların yapılması için kentin aklını harekete geçirebilir. Bence asıl mesele de budur...

Üniversite kenti olmak istiyorsak üniversiteyi konuşmalıyız. Sağlık kenti olmak istiyorsak sağlık vizyonu oluşturmalıyız. Tarım kenti olmak istiyorsak toprağımızı korumalıyız. Turizm kenti olmak istiyorsak turistin neden Yalova’da kalacağını anlatmalıyız. Çevre kenti olmak istiyorsak denizimizin, havamızın ve suyumuzun hesabını tutmalıyız. Deprem kentiysek, deprem olmadan hazırlanmalıyız. Farklı ülkelerden gelen insanlarla aynı şehirde yaşıyorsak, birlikte yaşamanın yollarını bulmalıyız...

Bunların hiçbirisini bir Kent Konseyi tek başına yapamaz. Ama hepsinin konuşulacağı, araştırılacağı, tartışılacağı ve ortak çözümlere dönüştürüleceği masalar kurabilir. Yalova’nın bütün farklılıklarına rağmen aynı masaya oturabildiği, birbirini dinleyebildiği ve sonunda “bu kent hepimizin” diyebildiği bir ortak akıl masaları. Çünkü bir kenti yalnızca vali, belediye başkanı yönetmez. Bir kenti yalnızca bürokratlar yönetmez. Bir kenti yalnızca siyasetçiler yönetmez. Bir kent, kendisi hakkında düşünen insanların toplamıdır. Yalova’nın Kent Konseyi de işte o düşüncenin örgütlü hali olabilirse, yaptırım gücü olmasa bile, çok yararlı ve etkili bir kurum haline gelebilir...

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?