Reklam
BIST 100
13.943,87 -0,95%
DOLAR
47,3292 0,13%
EURO
53,8390 0,00%
GRAM ALTIN
6.169,77 0,24%
FAİZ
42,31 -0,35%
GÜMÜŞ GRAM
88,63 1,11%
BITCOIN
64.114,00 -1,51%
GBP/TRY
63,0871 0,02%
EUR/USD
1,1370 -0,06%
BRENT
98,14 -2,53%
ÇEYREK ALTIN
10.087,57 0,24%

NASREDDİN HOCA YOL  FIKRASI

mustafa-karamercimek-haberci-kose-yazisi

Sevgili dostum.

Geçmişten geleceğe köprü olan, Nasreddin Hoca fıkralarının ilki, bana göre yol fıkrasıdır. Çünkü insan Aşık Veysel'in de dediği gibi, uzun ince bir yoldadır. Bu yolun yolcusu olan insanın yolu, mülkün tek sahibi ve yaratıcısı olan  Allah'ın rızası ve  insanlığın onurunu  korumaktan başka bir yol değildir. Bu yolda olan insanın etrafı kalabalık olsa bile, bu insan yalnızdır. Allah tarafından cüzzi iradeyle donatılan insan, iradesinin mükafatını ve cezasını alır. Düştüğü ya da düşürüldüğü hataların, faturasını başkasına kesemez. Çünkü insana irade düşünüp doğruyu bulması için verilmiştir. Nasreddin Hoca da sanki,  insanları uyarmak için güldürmek, sonra düşündürmek için bu yolu seçmiştir. O gün bu fıkrası, nasıl anlaşıldı bilemem ama bana göre,  geçmişten bize ulaşan, her sözün bir manası, bir mazisi, bir de hatırası vardır, olmasa bize kadar ulaşamazdı. Bugün ise, o günden beri, her yüzyılda bir, nasıl anlaşıldığı konuşulur. Benim için bu güne ait, benim anladığım fıkraların dili, benim yazdığım gibi, böyle midir? İnanın bilmiyorum. İster hikaye, ister masal, isterseniz roman gibi okuyun. Niyetim Nasreddin Hoca fıkralarıyla, önce kendime ders vermektir. Kim ki kendine ders vermek adına yorumlarsa, ondan da ders alırım. Ben bana göre yorumluyorum, benden ders alanlar benden alsın, sen sana göre yorumla senden ders alanlar senden alsın. Belki ikimizinki de okunur, yüreklere ayrı ayrı dokunur. Haset biter, Kalpler yumuşar, hasret sona erer, dostluklar kurulur. Kusur arama bende, yanında bile olsam, uzak kalırım. Kendime söz verdim,  kimsede kusur aramayacağım, ne kaybolmak istiyorum ne de kaybetmek. Mevlana'nın dediği gibi, "kusursuz dost arayan, dostsuz kalır" düstüruyla şu üç günlük dünyada dostsuz kalıp gaflette yaşamak istemiyorum. Allah ve Resulünü dost bilenle dost kalmayanlar gaflettedir. Başka yolda dost arayanlar, yanlış yoldadır, yol dost olma dost bulma yoludur, zahmete değer. Keyfini ancak dost olup, dosta kavuşanlar anlar. Muhammed'den hasıl oldu muhabbet, başka söze ne hacet. Nasreddin Hoca'mız sadece imam, kadı, müderris, esnafın ahisi, flozof değil, aynı zamanda mutasavvıf tarikat ehli, dertli cennet mekan, büyük bir zattır. 1200'lü yıllarda Sivrihisar ve Akşehir Selçuklu'nun en önemli merkezlerindendir. İkisinde de medreseler ordu karargahları bulunur. Nasreddin Hoca bu öneme sahip Sivrihisar'da kadılık görevi yaparken, Akşehir'e tayin edilmiş, ölene kadarda Akşehir kadılığını bırakmamıştır. Bu yüzden fıkralarının çoğu Akşehir'de yaşanmıştır. Birçok kez doğduğu yer olan Eskişehir'in Sivrihisar kazasına bağlı Hortu köyüne silayı rahim yapmış, akrabalarıyla ilgiyi kesmemiştir.  FIKRÂLARIN DİLİ eserimi bu düşünce ve duygularla hazırlıyorum.

Nasreddin Hoca'mız  Sivrihisar'da kadılık yaparken, Akşehir'e gezmeye gitmemiş. Selçuklu devletinin mülki amiridir. Kur'an ve sünnete göre hüküm veren, merkezin korumasında merkezden bağımsız olarak, ilim ve irfânını adaletiyle halka kabul ettirmiş kişi, yani kadı olarak atanmıştır. Bu makamda olmasına rağmem, en büyük özelliği halkın içinde halkla beraber yaşaması, köy köy gezmesi, olayları her zaman tatlıya bağlaması ile meşhur olmuş yüzlerce kadı içinde, Anadolu erenlerinden biridir. Nasreddin Hoca'mız aynı zamanda dini nikahlarıda kıyar, sicil defterine kayıt altına alır, nikahname adındaki belgeyide evlenen çiftlere verir. Nikah zaten dini bir sorumluluktur, aile kutsaldır. Kadılar tarafından koruma alanındadır. Bu konuları tatlı bir dille, ailelere ve orada bulunan topluluğa anlatır. Bu yuvanın kuruluşunda herkese düşen mesuliyeti, kendine ait olanı da aktarır. Kadılığın kapısı sadece davalılara değil, böyle hayırlı işlere ve ziyarete hatta sohbet etmeye de açıktır der. Siz huzurlu iseniz bizde huzurlu oluruz, biz kocaman bir aileyiz asla unutmayın diyerek, helalleşir, duasını yapar nikahı tamamlar oradan ayrılır.

Hoca yine bir yuva kurmak için, oğlu Ömer'i yanına alarak, köylerden birine nikah kıymaya yola çıkarlar. Bir müddet eşek arkada, hoca ve oğlu önde yürümeye devam ederken, biri seslenir hocaya. Hocam hayrola nereye der, hoca hayırlı bir iş için gideriz, adam hocam yol uzak yorulursunuz eşek boş gidiyor, binsene der. Hoca, hay aklınla bin yaşa gel oğlum eşeğe bin ben biraz yürüyeyim der. Bir müddet giderler, başka biri seslenir hocam nereye, hayırlı bir iş için gideriz. Tamam da sen koca adam yürüyecek, çocuk eşeğe binecek, o daha çocuk büyür, çocuk insin sen bin. Tamam der oğlu iner hoca eşeğe biner, fazla gitmeden biri seslenir, hocam der demez hoca elini kaldırır, beni indireceksen olmaz onu denedik der. Adam o zaman biraz ileri git, çocukta binsin, çocukta biner. Allah'tan düğün evine yaklaşırlar, biri seslenir hocam hocam bu ne hal, iki koca adam bir eşeğe binmişsiniz, yazık değil mi eşeğe, haklısın der hoca, geldik inelim oğlum derken,  Düğün evine gelmişler hocayı karşılamaya gelenler, hocam eşeğe neden binmediniz  demişler, her yolu denedik olmadı gel oğlum eşeği sırtımıza alalım deyip eşeğin altına girmişler. Köylüler yapmayın hocam hiç eşek sırta alınır mı diyip, eşeği ahıra, hocayı da masaya otutturmuşlar. Kimse hocanın neden yaptığını anlamamış. Hoca nikahı kıymış, sıra gelmiş damat ile geline nasihat etmeye. Yolda gelirken başlarından geçenleri anlatmaya başlamış. Biraz yürüyelim dedik, yol bizim eşek bizim, bizi bize bırakmadılar, kimi indirdi, kimi bindirdi, bizde kim ne derse yapalım dedik. Hepsini denedik ama  kimseyi memnun edemedik. Sonunda oğlumla eşeği sırtlamaya karar verdik, şükür herkesi güldürdük. İşte böyle! Yol sizin yolunuz siz karar verirseniz, eşeğe binersiniz, el karar verirse eşek size biner. Kahkahalar havada uçuşur. Gülersiniz amma sırtınızdaki eşekten haberiniz yok der hoca, bir anda her kes susar. Ömür sizin, yol sizin, kararda sizin mi der, bir düşünün bakalım. Dünyayı eşek bilin, siz mi dünyanın sırtındasınız yoksa, onun bunun sözüyle dünya mı sizin sırtınızda. Düşününce insanın sırtı ağrıyor, yıllarca sanki sırtında eşek taşımış gibi ayakta duramıyor, ayağa kalkamıyor. Bitti mi hayır, bu seferde nefsi biniyor sırtına, şunu yapmasaydın, bunu dinlemeseydin. Bırakın sırtı başının üstüne oturuyor, öldürene kadar bırakmıyor. Nefsinizi eşek bilin, kontrol eden var mı, bizim eşek görünüyor, nefsimiz bir canavar, bırakın yolu bizi taştan taşa çalıyor. Bunları konuşalım diye eşek bahaneydi ama sizi güldürdük şimdi de düşündürdük. Yola siz karar verin. Siz karar verirseniz hem güler eğlenirsiniz, hem de Rabbinizi bilirsiniz. Getirin eşeğimi binip gidelim, ömür boyu hem güldürüp hem düşündürelim. Oğlum ömer sen eşeğin önüne bin, eşeği idare et, bende eşeğe ters bineyim insanları idare edeyim. Seninki kolay benim işim zor. Eşeğe bir tutam ot ver yolunu bulur, ademoğluna dünyayı versen, verdikçe kudurur. Demişken unutma haftaya eşşeğin eğitimi var. Eşeğe ters binmeyi tuttum. Yine güldürdük herkesi ama biraz da düşündürdük. Hoşça kalın dostça kalın.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?