BIST 100
14.467,25 0,51%
DOLAR
48,5213 -0,07%
EURO
56,3382 -0,31%
GRAM ALTIN
6.784,88 0,72%
BITCOIN
77.247,00 -0,08%
FAİZ
39,89 0,33%
GÜMÜŞ GRAM
100,67 1,44%
GBP/TRY
65,7134 -0,06%
EUR/USD
1,1599 -0,11%
BRENT PETROL
101,76 -4,30%
ÇEYREK ALTIN
11.093,28 0,72%

KADI NASREDDİN HOCA HİÇLİK MAKAMI

mustafa-karamercimek-haberci-kose-yazisi

Sevgili dostum.

Nasreddin Hocamız, iki yıl uzak kaldığı köyü, Hortu'ya gelerek eşi, annesi ve iki çocuğunu da alarak Akşehir'e dönmek istemiş. Fakat annesi Sıdıka hatun, oğlum doğduğum yerde ölmek, babanın yanına da gömülmek isterim. Ayrıca akrabalarım, kızım torunum burada yalnız değilim. Sen devletine, milletine hizmet ediyorsun, senin nerede olacağın belli olmaz, seninle fellik fellik dolanamam, nerede görev yaparsan yap, ataların burada, ölümüzle dirimizle, sılayı rahimi unutturmayız sana. Bu sevaptan mahrum kalma, kadı efendi. Sılayı rahim insanı yeniler, başkasına da tavsiye et. Gözden uzak olan, gönülden uzak olmasın. Ne gözden uzak kalsın ne de gönülden. Bizi görmeye gelirsin demiş. Canım anam, ana başa taç imiş, kadı olsan bile, köydeki anaya muhtaç imiş, yalnız bir kere de olsa, subaşını gönderir seni aldırırım. Kusura bakma diye sohbet ederken, köyün imamı Ali hoca gelmiş. Kadı efendi Sivrihisar'dan geliyorum, Cafer ağa oğlunu everiyormuş beni davet etti.  Sizin de köye geldiğinizi haber verdim, çok sevindi, illa düğüne gelsin dedi. Ne zamanmış düğün? Bu cuma, çok insanla görüştüm, Sivrihisarlılar sizi bekler, Sivrihisar kadısı da sizi görmek ister, medresede beraber okuduk, özledim Nasreddin'i dedi. Hocam düğüne gelecek misiniz? Ben de çok özledim, üç beş dost görelim, medreseye de uğrarım. Ali hocam istersen beraber gidelim, hem yol arkadaşlığı yapar, alışverişi beraber yapar, beraber döneriz ne dersin? Tamam hocam benim için de değişiklik olur. Medreseye hiç gitmedim, babanız cennet mekan, Abdullah hocadan ders aldım. Rahmetli camiyi ve köylüyü önce Allah'a, sonra bana emanet etti. Ali hocam maşallahınız var, ben sizi babam gibi medreseli bilir, köyüne hizmet için köye geldiğinize inanırdım. Yok hocam ben babanızdan icazetliyim. Allah razı olsun, köy camisi medrese gibi, bizde Abdullah hocanın yolundan gideriz. Sıdıka annemiz kadınlara ders verir, bize hâlâ annelik yapar, köyde de bilenler bilmeyenlere öğretir. Bu da sizin tavsiyeniz, unutmadık hocam. Sabah namazından hemen sonra çıkalım. Nasreddin hocamla ben, alışveriş yapacağımız için, eşeklerle Sivrihisar yolunu tuttuk. Medreseye geldik, hoş sohbet dinledik, Nasreddin hocam derslere girdi. Meğer hocamız anlamayacağım kadar çok büyük bir alimmiş. Kadıhaneye gittik, kadıyla hocam sohbete daldılar. Kadı hocama, kadılıkta kalacak mısın, yoksa başka makam var mı kafanda dedi. Hocam gayet sakin beni boşver sen ne düşünüyorsun? Valiyle aram iyi, vali yardımcılığına geçebilirim dedi. Hocam sonra dedi, vali olurum dedi, hocam sonra dedi, paşa olmak için çalışırım dedi, hocam sonra dedi, belki vezir bile olma ihtimalim var dedi, Nasreddin hocam, sonra dedi, kadı bir anda durdu, benimle dalga mı geçiyorsun, adam mı seçiyorsun Nasreddin dedi, Nasreddin hocam, haşa dedi, ben kimseyle dalga geçmem, sonra dedi. Kadı hiiiç dedi, daha hangi makam kaldı dedi. Nasreddin hocam, ben de tam o makamdayım sonunda yanıma geleceksin dedi. Kadı hangi makammış o, üstadım hiçlik makamı dedi. O gün Allah'la aran iyi ise, ondan yüksek makam yoktur. Kadılığı ben istemedim verdiler, verilen görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışıyorum o kadar. İş olarakta görmüyorum, iki insanın arasını bulmayı vezirliğe değişmem. İşte bu duygunun adı hiçlik makamı, her adama nasip olmaz, istemek, birde peşine düşmek lazım dedi. Kadı neye uğradığına şaşırdı. Sen şen şakrak bir adamdın ne oldu sana dedi. Ben hâlâ şen şakrak bir adamım, hatta güldürmediğim adam yoktur, yine güldürüyorum, fark ise hem düşünüyorum hem de düşündürüyorum. Konya'ya gel anlarsın dedi. Buradan farklı ne var Konya'da? Allah için yaşıyoruz, Allah için yaşlanıyoruz, Allah için ölene kadar, arkamıza bakmadan koşuyoruz. Aç açık, yetim bırakmadan herkesi güldürüyoruz. Bir gönüle girme makamı. Sonra hiçbir şey yapmamış gibi, boyun büküp el açıyoruz. Talebeleri, hatta çocukları, arkadaş ediniyoruz. Bu makamın adına hiçlik makamı diyoruz. Neyse namaz yakın kalkalım Nasreddin hocam. Kadıyla beraber cuma namazına geldik. Namazı Nasreddin hocam kıldırdı. Çok güzel vaaz verdi. Namaz bitti, bütün cami cemaati sıraya girdi Nasreddin hocama hoş geldin diye sevgi gösterilerinde bulundular. Düğünü hiç sormayın, herkesi hem yağladı hem dağladı. Kadı efendiyi biraz kıskanır gibi ya da gıpta eder gibi gördüm ya da bana öyle geldi. Hocaya söylesem de ilgilenmez, görüpte görmeyen sonra onu halleden birini tanıdın mı deseler. Nasreddin hocam derim. Alışveriş bitti, kahvehaneye oturup, birer kahve içip gideriz dedi. Yanına yanaştım, müsaade ederseniz kalan sözümü bitireyim dedim, bitir dedi. Babanızın vefatından sonra bir müddet köyde kaldınız. Namaz kıldırdınız ama ders vermediniz. Fakat bize öyle bir ders verdiniz ki ne öğrendiğimizi hatırladık, ne yapmamız gerekiyorsa onu yaptık. Bu köyde sayenizde bilen bilmeyene öğretir, oda gider başka bilmeyene öğretir, ta ki bilmeyen kalmayıncaya kadar. Ne yapmışım Ali hocam? Nasreddin hocam, ahşam namazı yakın camiye geçelim, ne yaptığınızı camide göreceksiniz inşallah. Sen git ben eve haber vereyim. Canım anam ben camiye gidiyorum, yeni geldim, köylüyle biraz sohbet edip, yatsıdan sonra gelirim, tamam oğlum, iki gündür evin işinden camiyi ihmal ettik, beraber gideriz. Hanımlar iki gündür sorar durur. Tamam canım anam haydi gidelim. Nasreddin hoca camiye geldiğinde, sanki babası Abdullah efendi yaşıyor gibi, köylünün kadın erkek, çoluk çocuk camiye koştuğunu görür. Duygulanır, gözlerinden yaşlar sakalına doğru süzülür, anasının omuzuna elini atar, anası Sıdıka hatun Nasreddin hocanın belinden tutarak caminin kapısına kadar gelirler. Hoca dahil bütün köylü camiye girmemiş, onları beklemektedir. Sevinçle karşılarlar, hoş geldiniz derler, buyur ederler, anacığı caminin yukarı katına, hanımlar bölümüne, Nasreddin hoca da iki yıldır uzak kaldığı camiye duygular içinde adımını içeri atar. Arkasından cami cuma günü gibi tıklım tıklım dolar. Akşam ezanı okunur, Nasreddin hocayı namaz kıldırması için öne doğru iterler, Ali hoca cübbesini tutar, sarığını Nasreddin hocanın başına kor ve kamet getirir. Namaz kılınır, dualar edilir, aşrı şerif tilavetinden sonra, Ali hoca ayağa kalkar, yüksek sesi camide yankılanır. İşi olmayan, işi olup vakti olanlar beni dinlerse sevinirim. Camiden kimse çıkmaz, herkes pür dikkat Ali hocaya kulak kesilirler. Köylü Ali hocanın gayretini takdir eder, Abdullah hocanın emaneti diye de saygı duyarlar. O gün mikrofon yoktur, fakat camilerin yapılışı mikrofon gerektirmez. Ali hoca aziz cemaat, öncelikle Sıdıka annemizin damından akan su beni çok rahatsız etti. Bundan dolayı, Sıdıka annemizden, Nasreddin hocamızdan özür diliyor, böyle bir hata yaşanmaması için daha erken tedbir alacağımı bilmenizi isterim. Damlarımıza her yıl, eylül ayının sonuna doğru bakım yapıyoruz. Geçen yıl bakmadığımız dam kalmadı. Sonbahar yağmurları bu yıl erken geldi, buna rağmen Sıdıka annemiz emir verseydi o damı erken tamir ederdik. Sıdıka annemize neden söylemedin deyince, kimseye söylemedim, söyletmedim, nasıl olsa her yıl bütün damlar elden geçiyor, öncelik istemedim dedi. Bunlar bilinmediği için Nasreddin hocamızdan fırça yedik. Olsun onun her fırçası, bizim için şifadır, Allah ömür verirse, önümüzdeki yıl, evinde erkek olmayan dul hanımların, ayrıca evinde genç olmayan yaşlıların damları ağustos ayında bakılacak. Nasreddin hocamız geldi, bize yine bir şey öğretti, tıpkı babası, bizim manevi büyüğümüz, Abdullah efendinin vefatında gelip, bizi tembellikten kurtardığı gibi. Nasreddin hocamız kesin unutmuştur, ben hatırlatayım. Çünkü hocamız her gün insanlığa bir yol, bir hatıra, masal gibi bir hayat bırakarak önümüzden gidiyor. Böyle bir hocayı bize bahşeden Allah'ımıza el açıp ne kadar, hamt etsek, şükretsek azdır. Gelelim hem gülüp, hem de çok büyük ders aldığımız, ara sıra kendimize gelmek için kullandığımız, derslerinden olan, bilen bilmeyene anlatsın hutbesi hâlâ kulaklarımda. Bilenler bilmiştir, tekrar edelim, tekrarda hayır vardır, bilmeyenler iyi dinlesin, gelmeyenlere anlatsın. Ara sıra bir daha anlatsın. Et tekrarı ahsen, velev kane yüz seksen. Güzel sözleri, tekrar etmek güzeldir, yüz seksen kere tekrar etsen bile, güzel sözden kimse usanmaz. Hanıma ömür boyu canım demek gibi düşünün. Gelelim hocamızın köyümüze miras bıraktığı hutbeye, inanın böyle bir hutbe hiç irad edilmemiştir. Hocamız bize kızdığı için mi yoksa, bundan sonra, Abdullah'ta sizsiniz Nasreddin'de mi demek istedi inanın bunu ancak Nasreddin hocam bilir. Ben bana Abdullah sensin anladım ve Abdullah olamasam da o yolda elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Noksanım varsa Nasreddin hocam gibi yüzüme vurun, arkamdan konuşup günaha girmeyin. Abdullah hocamızın vefatında, Konya'ya yeni gitmişti, çocukları ile beraber gelince, daha gitmeyecek sandık. Namaz kıldırmayı yükledik, Sohbeti yükledik, aramızdaki sorunları yükledik. Abdullah efendiye neyi yüklediysek, hocama daha fazla yükledik. Gençtir, kadıdır, alimdir, kızdığını belli etmez, ince ayar çeker, kalp kırmaz gönül yıkmaz dedik. İçindeki baba acısını bile yaşatmadık. Boyumuzu aştık O'da boyumuzun ölçüsünü verdi. Cuma günü, namaza çok yakın, kürsüye çıktı, her zamanki gibi hoş bir sohbet bekleyemezdik, ezan okunmaya başlamıştı. Aziz cemaat ne söyleyeceğimi biliyor musunuz dedi. Bilmiyoruz dedik, kısa bir hutbe okudu, namazı kıldırdı, haftaya cuma namazına kadar yokum dedi, atına bindi gitti. Her kez şaşırdı gülenler oldu düşünenler oldu. Hoca nasıl bilmezsiniz, siz Abdullah hocadan ders almış insanlarsınız demek istedi herhalde, biliyoruz diyelim, onun kadar olmasa da dedik. Bir hafta sonra aynı saatte geldi, yine kürsüye çıktı ezan okunmaya başladı, Nasreddin hoca, aziz cemaat ne söyleyeceğimi biliyor musunuz dedi, hep bir ağızdan biliyoruz hocam dedik. Mesele yok o zaman dedi aşağı indi, namazı kıldırdı haftaya cumaya geleceğim dedi. Biz hepten şaşırdık, bu sefer yarımız biliyoruz, yarımız bilmiyoruz diyelim, bakalım bu işin sonu nereye varacak dedik. Hayretle cumayı bekledik. Hoca geldi kürsüye çıkmadı, minbere çıktı, iç ezan okundu, kısa bir hutbe irat etti. Aşağı inerken durdu. Bize hitaben ne söyleyeceğimi biliyor musunuz? Dedi.  Yarımız biliyoruz, yarımız bilmiyoruz dedik. İyi o zaman dedi, bilenler bilmeyenlere öğretsin. Kimse bir kişiden beklemesin, iş varsa her kes elini taşın altına koysun. Aş varsa her kes katkıda bulunsun, tadına ortak olsun. Sorumluluğu kimse tek başına kimseye yüklemeye kalkmasın. Abdullah efendi gelmeyecek, bense iki senede bir kere ziyaret edeceğim. Elim boş gelmeyim, elim boş gitmeyim. Gördüm ki elim boş gitmiyorum. Kimseyi aramayın, siz bu işi başarmışsınız. Gözüm arkada kalmayacak, Abdullah'lar ve Nasreddinler görüyorum. Buradaki yük sizin. Benim yüküm Akşehir'de, kalbimse burada. Sözlerimi güzellikle anlatın, inancınızı kuvvetlendirin, O güzel dininiz İslamın kıymetini bilin, asla kibirlenmeyin, kimseyi küçük görmeyin. Haftaya ye kürküm ye. Hoşça kalın dostça kalın.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?