yalovahabercihabergazetegündemgüncelson dakikaenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhpak parti
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yalova
Açık
29°C
Yalova
29°C
Açık
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Az Bulutlu
30°C
Pazartesi Az Bulutlu
31°C
Salı Az Bulutlu
30°C

FETÖCÜLÜK BELASI YALOVA’YI DA MAHVETTİ…

14.07.2023 17:37
0
A+
A-

Fetöcülük, son yüzyılda Türk milletinin başına gelen en büyük belalardan biridir.

İktisadi hayatımızı felç ettiler. Bürokrasiyi çocuk oyununa dönüştürdüler. İnançlarımızla alay ettiler. Bir yalancı mehdinin ardına takılıp İslam dinini küçümsediler.

Türk gençliğinin son 50 yılını çaldılar.

Efendiler…

15 Temmuz’dan önce de sonra da o kadar çok yazdım ki bu konuları…

Beni düşman ilan ettikleri gibi attığım her adımda engel çıkardılar.

Olsun! Ben her defasında, “Vatan sağ olsun” dedim.

Yalova Ticaret Odası seçimlerine karıştıkları gün bunların ekonomik bağımsızlık peşinde koştuklarını fark ettim. Haberci Gazetesi sütunlarından bu gerçekleri defalarca haykırdım.

Durum öyle bir hal aldı ki, insanlar isyan etmeye başladı.

Üniversitenin bir çalışanı, “Hocam bu adamları da yazsanız ya! 900 lira maaş alıyorum, 300 lirasını himmet parası olarak benden kesiyorlar. Bunlarda Allah korkusu yok!” diye bağırıyordu.

Demek ki bunlar işe aldıkları insanları da haraca bağlamışlar.

Ben de Haberci Gazetesi sütunlarından yazdım. Savcılığa suç duyurusunda bulundum. 15 Temmuz sonrası Yalova’daki savcılardan ikisi fetöcülükten tutuklandı iyi mi?

Yetmedi, yerel seçimlere dadandılar…

Oy oranları etkili değildi ama sosyal medya üzerinden algı yönetiminde hayli başarılıydılar.

Siyonist örgütler gibi çalıştılar. İhaleler, işe alımlar, adam kayırmalar ve hatta tarihi eser kaçakçılığı gibi işleri olabildiğince yaygınlaştırdılar.

Yüzsüz davranışları ayyuka çıkmıştı ama kalkışma yapacak kadar ileri gidecekleri kimsenin aklına dahi gelmemişti.

15 Temmuz’dan önceki Haziran ayının yirminci günüydü.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri yılsonu merkez ilçe zümresi olarak toplandık.

Bazı öğretmenler toplantıyla ilgilenmiyor, önlerinde Kuran-ı Kerim, Fetih suresini okuyorlardı.

Bu hainlerin Türkiye’yi kendi algılarına göre fethetmek için dua ettikleri nereden aklıma gelecekti ki?

Sadece herkesin duyacağı şekilde, “Galiba bunlar Tayyip Erdoğan ölsün diye dua ediyorlar” dedim. Bir cümle daha ekledim: “Bu sahtekâr, ABD’de domuz postunda oturup fetva veriyor.” Bu sözümün ardından arka sıralardan bir öğretmen ellerini sıranın üstüne koydu ve “Sen efendimiz hakkında böyle konuşamazsın” diyerek bana diklendi.  Bayağı tartıştık. Araya girmeseler belki de yumruklaşacaktık. 15 Temmuz’dan sonra o kişinin Yalova’daki öğretmenlerin imamı olduğunu öğrendim. Şimdi hapisten çıkmıştır ve büyük ihtimalle de dualarına devam ediyordur.

“Bunu şimdi niye söylüyorum?” diye elbette sorabilirsiniz. Sözü getireceğim yere dikkat ediniz.

General, hâkim, profesör, polis, siyasetçi vs. fetöcü olabilir. Kandırılmıştır. Bunu anlayabilirim. Lakin bir ilahiyatçının fetöcü olmasını hiçbir zaman hazmedememişimdir.

Bana verdikleri stajer öğretmen bile fetöcü çıktı. Ders anlatması için kürsüye davet ettim. Konumuz Atatürk ve Cumhuriyet Dönemi Din Hizmetleri idi. 40 dakika ders anlattı, ağzından tek bir sefer Atatürk kelimesi çıkmadı.

Bir arkadaşım, “Ben Atatürkçüyüm. İstanbul’da torunumu kaydetmek için okul ararken gözüme kapısında İzmir Marşı çalan, balkonlarından Atatürk posteri asılı bir okul takıldı. Aradığım okulu buldum dedim ve torunumu kaydettim. Fakat 15 Temmuz’dan sonra ilk kapatılan o okul oldu. Çok şaşırdım” sözleriyle yaşadığı bir olaydan bahsetmişti.

İşte böyle…

Bunlar hava gibidir. İçine girdikleri kabın şeklini alırlar ama kimliklerini değiştirmeden zehir olup başka kaplara geçerler.

Aynı durumlar Yalova’da da yaşandı.

Yalova’da yerel siyasetçilerin fetöcüler tarafından bir maşa gibi nasıl kullanıldığını buradan yazsam birçok kişi benimle selamı keser.

Belki de yazarım azizim; belli mi olur…

Sadece Yakup Koçal’ı yazsam konuya derinlik kazandırabilirim…

Sahi; Yakup Koçal üniversitenin sınıf olarak kullandığı ahırları niye mühürledi? Hızını alamayıp Sugören’de dönemin milletvekilinin ahırlarını mühürlemesine ne demeli? İki kez ahır mühürledi. ‘Tabela partisiyle seçim kazandım’ diye övünürken AK Parti’nin en güçlü döneminde kendi taraftarlarının desteği de arkasındayken dört ay arayla iki seçim kaybetti. Sizce tesadüf mü?

Aslına bakarsanız tesadüf değil. Fetöcülerin beşinci kol faaliyetleri Koçal’ın siyasi hayatını bitirdi. Koçal gibi siyaset kurdu biri, üzerinde oluşturulan algıları kıramadı.

Bu cepheden baktığınızda fetöcülerin algı operasyonlarını bertaraf eden tek siyasetçi Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Ülke genelindeki faaliyetleri kentimizde de sürdü. Yalova’yı algı operasyonlarıyla adeta esir aldılar.

O dönemdeki üniversite rektörünün yatacak yeri yok. Bu milletin çocuklarını sınıf diye ahıra doldurdu sonra da tüm Yalovalılarla dalga geçti. Mahkemelerde yargılandı ama ben hâkim olsam ona yanındaki SançoPanço’suyla birlikte idam cezası verirdim. Atatürk’ün ünlü arkeolog Arif Müfit Mansel’le kazı çalışması başlattığı tarihi sit alanının üniversite kampüsü içinde olduğunu öğrenmiş.  Yalovalılar, TİGEM’e üniversite yerleşkesi kurulsun diye sokaklarda slogan atarken onlar milattan önce eski Yunan döneminden kalma mahzendeki tarihi eserleri çıkarmanın planlarını yapmışlar.

Belki buldular. Bulduklarını yurt dışına kaçırdılar. Fısıltı haberleri bu yönde dolaşıyor. İspatlayacak halimiz yok. Kim bilir? Belki de dedikodudan ibarettir.

Fetöcüler, 2011 yılından önce uzaktan dinleme araçlarıyla Yalova’da ihale yapılan tüm kurumları gözetim altına aldılar. Belediye, Özel İdare, Bayındırlık, Milli Eğitim ve önemli kurumlar, üzerinde antenler olan son model cihazlarla donatılmış araçlardan dinlenip kayıt altına alındı.

Kurum sorumlularını tehdit ettiler mi? Şantajda bulundular mı? Bilmiyorum.

Pişman olanlar için bir şey diyemem ama hala fetöşizmi savunanlara acımak adalet değildir.

Zahmetsiz akademik kariyer edinenler…

Hak etmediği halde rütbesini yükseltenler…

Liyakatsiz bürokratlar…

Alın teri akıtmadan zengin olanlar…

Hangi birini sayayım?

Türk milletine devlet terbiyesini kaybettirdiler.

Bundan daha büyük yıkım nasıl olur ki? 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.