Reklam
Reklam
BIST 100
14.092,02 -1,60%
DOLAR
47,0340 0,02%
EURO
53,5293 -0,03%
GRAM ALTIN
6.037,27 -0,15%
FAİZ
40,93 0,44%
GÜMÜŞ GRAM
86,83 -0,37%
BITCOIN
62.276,00 0,20%
GBP/TRY
62,7674 -0,07%
EUR/USD
1,1380 -0,01%
BRENT
84,70 1,68%
ÇEYREK ALTIN
9.870,94 -0,15%

“Az Doktor, Az Tetkik, Az İlaç”: Yavuz Dizdar Ne Diyor?

ahmet-tuna-haberci-kose-yazisi

Son yıllarda tıp dünyasında en çok tartışılan isimlerden biri Doç. Dr. Yavuz Dizdar. İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü’nden bir radyasyon onkolojisi uzmanı. Ama onu farklı kılan, sistemin içine içeriden bakıp "Bu çark insan yiyerek döner" demesi.

Dizdar’a göre modern sağlık sistemi bir "kara deliğe" dönüştü. Peki ne öneriyor, neye karşı çıkıyor?

  1. "Hasta olunca hemen doktora gitmeyin"

Dizdar’ın burada kastettiği şu: Ufak bir şikâyette soluğu hastanede almak, bizi bir kısır döngüye sokuyor. Tetkik yapılıyor, tesadüfen bir kist, bir kireçlenme bulunuyor. Sonra o bulgu için yeni tetkik, yeni doktor, yeni ilaç... Sistem böyle besleniyor.

Kendisi “Ben check-up yaptırmıyorum” diyor açık açık. Neden? Çünkü check-up’ın gizli bir tehlikesi var: Aşırı teşhis. Vücudumuzda şikâyet yaratmayan, belki de hiç sorun çıkarmayacak bir şeyi bulup, onu "hastalık" diye etiketliyoruz. Sonra da tedavi etmeye kalkıyoruz.

  1. "Erken teşhis hayat kurtarır mı? Ölçülmedi ki..."

Bu, Dizdar’ın en kritik itirazlarından biri. "Erken teşhis hayat kurtarır" mottosu artık bir ezber. Ama Dizdar soruyor: "Bunun faydasını gerçekten ölçtük mü?"

Ona göre ölçmedik. Çünkü bu konuda bilimsel/istatistiki bir çalışma elimizde yok. Tam tersine, teknoloji geliştikçe "aşırı teşhis" arttı. Eskiden fark edilmeyen, insanı öldürmeyecek tümörleri artık 1 cm iken yakalıyoruz. Sonra ağır tedavilere başlıyoruz. Peki o insan, o tümörden habersiz 20 yıl daha yaşayabilir miydi? Bilmiyoruz. Çünkü o deneyi yapmadık.

"Yılda 300 kez doktora gitmek normal mi?" diye soruyor (yılda 300 kere doktora gidenler olduğu, basına yansımıştı). "Hastaneye kek-börek yapıp gün düzenlemeye gidenler var" diyor. Bu, tıbbın değil, "önemsenme psikolojisinin" sonucu ona göre.

  1. "Kanser değil, kanser tedavisi öldürür" mü?

Dizdar bu cümleyi mutlak doğru diye savunmuyor ama tartışmaya açıyor. Diyor ki, bazı kanserler yavaş seyirli. Hemen saldırmak yerine "kanserle birlikte yaşamak" mümkün olabilir.

Her bulguyu yok etmeye çalışmak, bazen bedenin dengesini daha çok bozuyor. "Gerçek kanser belirtileri" olmadan, sadece taramada çıktı diye agresif kemoterapi, immünoterapi protokollerine girmek... Dizdar bunları sorguluyor. "İşe yarıyor mu?" diye soruyor.

Hatta "Kemoterapi gençleştirir mi?" gibi toplumdaki yanlış inanışları da tiye alıyor. Ona göre mesele, bedeni bir savaş alanına çevirmeden yönetebilmek.

  1. Sağlık ve Uzun Ömür İçin Ne Öneriyor?

Dr. Yavuz Dizdar’ın sağlık formülü aslında laboratuvarlarda değil, tamamen doğada ve geleneksel mutfakta gizli. Ona göre uzun ve sağlıklı bir ömrün anahtarları şunlar:

Gerçek ve Geleneksel Gıdalar: Endüstriyel işlemlerden geçmemiş, dedelerimizin, ninelerimizin tükettiği türden gıdalara dönmeliyiz. Tarhana çorbası, ev yoğurdu, doğal fermente turşular ve kemik suyu onun favori sağlıklı yaşam reçeteleri arasında.

Geleneksel Pazar Alışverişi: Mevsiminde beslenmeyi çok önemsiyor. Market raflarındaki paketli ürünler yerine, yerel pazarlardan alınan taze ve işlem görmemiş sebze-meyvelerin tüketilmesini öneriyor.

Vücudun Sesini Dinlemek: Vücudun bir dinlenme, hafif bir ateş veya halsizlikle kendini resetlemesine izin verilmesi gerektiğini, her semptomu ilaçla hemen baskılamamak gerektiğini savunuyor.

Neleri Kesinlikle Yapmayın Diyor?

Dizdar’ın "asla evlerinize sokmayın" dediği veya uzak durulmasını istediği unsurlar ise doğrudan endüstriyel üretimle bağdaşıyor:

UHT Sütler ve Endüstriyel Yoğurtlar: Aylarca bozulmayan süt ve yoğurtların "canlı" olmadığını, dolayısıyla vücuda fayda yerine zarar verdiğini iddia ediyor. Israrla çiğ süt alıp evde yoğurt mayalanmasını tavsiye ediyor.

Endüstriyel Tavuklar: Çok kısa sürede, güneş görmeden büyütülen endüstriyel tavukların besleyici değerinin olmadığını, aksine hormonal ve hücresel yapıyı bozabileceğini ileri sürüyor. Tüketilecekse mutlaka "köy tavuğu" veya "gezen tavuk" olmalı diyor.

Gereksiz İlaç ve Vitamin Kullanımı: Vücuda dışarıdan sürekli sentetik vitamin, takviye veya antibiyotik yüklemesi yapılmasına tamamen karşı. Sağlığın haplarla değil, mutfaktaki doğru tencere yemeğiyle kazanılacağını vurguluyor.

Rutin check-up yaptırmayın: Kendisi yaptırmıyor. Tesadüfi bulguların tuzağına düşmeyin, gereksiz tetkik istemeyin, diyor.

"Tıp her şeye çare" diye düşünmeyin: "Tıp pozitif bilim değildir" diyor.

"Otuz yıl önce bu kadar hastalık yoktu". Modern tohum, pestisit, işlenmiş gıda... Ona göre asıl toksinler burada. Temiz tarıma dönülmeli.

Özetle;

Sistem, bulduğu her şeyi tedavi ederek büyüyor. Ama bu büyüme, daha sağlıklı bir toplum yaratıyor mu? Dizdar’a göre hayır. "Teknoloji ve aşırı teşhis" sarmalındayız.

O yüzden çağrısı net: Az doktor, az tetkik, az ilaç. Çok dinlemek, çok sorgulamak.

Dr. Yavuz Dizdar’ın felsefesi, insanı modern endüstrinin bir "tüketicisi" olmaktan çıkarıp, doğanın bir parçası olarak yeniden konumlandırmak üzerine kurulu. Tıp camiasında görüşleri sert tartışmalara yol açsa da, mutfağımıza ve yaşam tarzımıza dair sorduğu sorular, üzerinde düşünülmeye değer cinsten.

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?