Reklam
BIST 100
13.779,39 -0,14%
DOLAR
47,7164 0,03%
EURO
55,1581 0,39%
GRAM ALTIN
6.650,27 -0,15%
FAİZ
41,30 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
97,98 0,42%
BITCOIN
64.986,00 -0,18%
GBP/TRY
64,4141 0,02%
EUR/USD
1,1552 -0,06%
BRENT
83,92 0,44%
ÇEYREK ALTIN
10.873,20 -0,15%

AKKÖY’ÜN BELDE OLMA İSTEĞİ

muhsin-sevencan-haberci-kose-yazisi

Yakın zamanda Akköy köyüyle ilgili belde olmak istiyor haberleri dikkatimi çekti. Tabi ki beraberinde birçok iddiaları da dinliyoruz. Bir zamanlar hamamlar bölgesi Akköy’e bağlıydı diyenleri duyunca arşivlere bir yolculuk yapayım dedim.

Yalova, 1860 ile 1900 yılları arasında kaza statüsünü kaybedip nahiye oldu ve Karamürsel’e bağlandı. Tam da bu dönemde hamamlar Akköy mücavir alanları arasında kayıtlıdır.

7 Mart 1888 tarihli bir belgede hamamların bağlı arazi ve ilintilerinin padişah mülklerine alınması kararı alınırken “Akköy köyüne bağlı hamamlar” diye zikredilmektedir. Açık artırmaya bir İngiliz zengin de dâhil olmuş ve hamamlar bölgesine o zamanki değerle 5.450 Osmanlı lirası fiyat biçilmiştir. Herkesin bildiği konu ki; Sultan Abdülhamid kıymetli arazileri borsada değerlendirmekte ve zengin yabancı işadamlarıyla rekabet etmekteydi.

Başka bir belgeye bağlı olarak şunu söyleyebilirim:

Bu açık artırmada Akköy muhtarlığına bağlı hamamlar ve Baltacı çiftliği arazilerini İngiliz işadamı Mösyö Donsy almıştır. Çok ilginç bir olay ki Mösyö Arthur William Donsy yaşlanıp hastalanınca bu arazi üzerinde sahte evraklarla oyunlar oynanmış, İstanbul’da yaşayan aynı isimde başka birinin üzerine geçirilmek istenmiştir. Mösyö Donsy’nin varisleri olmadığından Osmanlı arazi kanuna göre mülkler hazineye geçmesi gerekirken aynı isimde başka bir İngiliz işadamına tapulanmak istenmiş, durumu arazi müfettişleri fark edince devlet araziye el koymuştur.

Olayın bu yönünü çözmeme rağmen Baltacı çiftliğinin meşhur Baltazzi ailesinin eline ne zaman hangi olayla geçtiğini doğrusu çözemedim.  Elimdeki belgelere bakacak olursanız Baltacı Çiftliği yani bugünkü TİGEM arazisinin başından geçenler tam bir roman konusu olacak hikâyelere sahiptir.

Konuya Akköy’ün belde olma isteğiyle girmiştik. Farklı yerlere gittik.

Akköy, Yalova’nın batısında ilk Türk yerleşimleri arasında sayılır. 1530 yılı dönem haritalarında “Ak Karye” karşımıza çıkmaktadır. Yalnız şunu belirtmekte fayda var; Yalova ve çevresinde Türkler için yerleşik hayat İstanbul’un fethinden sonra başlar. İstanbul’un fethinden önce mezralar var ve padişah adına hayvancılık yapan “Kullar” vakıf defterlerinde kayıtlıdır.

Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan Yalova ve çevresinin fethinden sonra 55 numaralı Proliçe köyünün Akköy’le Termal arasında olduğunu söylemektedir. Merak edip belgenin orijinaline baktım. Osmanlıca el yazması vakıf defterlerinde Proliçe kelimesini ben “Perü-Ilıca” köyü olarak okudum. Yani “perili kaplıcalar” anlamına gelmektedir. O dönemde köyler numaralandırılmış. Kaplıcalar çevresindeki Perü-Ilıcalar halkı Türk değil, İslamiyet’i kabul etmiş Bitinya halkıdır. Onların Müslüman olmasına sebep olan ise Allah aşığı manevi önderlerden Bineva Baba’dır.  Sonraki yıllarda her ne olduysa bura insanları bölgeyi terk ederek İstanbul’a geçmiştir. Ömer Lütfi Barkan bunun sebebinin ağır vergi yükünden kaynaklandığını söyler.

Aynı şekilde Justin Mc Carthy’nin Ölüm Ve Sürgün adlı eserini Türkçe’ye çeviren yazarın dipnotunda “Huriköy” ismi geçer. Ve dipnot açıklamasında Yalova ve çevresinde böyle bir köy olmadığı açıklaması yapılır. Hâlbuki Huriköy bildiğimiz Koruköy’dür. Huri yani Kori köy. Huri, peri kelimesinin karşılığı olarak da kullanılır. İlk hamamların Koruköy’de olduğunu göz önüne alırsak Hûrili Kaplıcalar yani perili kaplıcalar anlamında karşımıza Koruköy çıkar.

Bu tür hatalar hatırı sayılır akademisyenler tarafından yapılınca doğrusunu kabul ettirmek mümkün olmamaktadır. Onları da yadırgamıyorum. Yalova’ya hiç gelmemiş biri, bu tür hataları yapabilir. Benim bunları fark etmem ise köylerin vasıflarını ve sıfatlarını iyi bilmemden kaynaklanmaktadır. Yalova’da doğup büyümesem ve merak edip Yalova konularını araştırmasam bu ince ayrıntıları asla fark edemezdim.

Tekrar konuya dönersek diyebilirim ki; Akköy, Türklerin Yalova ve çevresinde yerleşik hayata geçişinden yani İstanbul’un fethinden sonra kurulmuş ilk Türk köyüdür. Haliyle bir dönem hamamlar bölgesi Akköy’e bağlı kalmıştır. Akköy muhtarlığının mücavir alnından çıkması buranın Sultan Abdülhamid tarafından özel mülkleri arasına alınmasıyla olmuştur. Abdülhamid’in ölümünden sonra ona ait yurt içindeki araziler tekrar hazineye devredilmiştir.

Akköy, belde olur mu? Yeterli nüfusa sahip olursa tabi ki olur. Arazisi geniş, tarihi derinliği var ve kendine mahsus çok özel adetleri olan bir yerleşimdi.

Mesela günümüzde unutulan “Gelin ve güvey hamamı” geleneği yüzyıllarca yaşanmış muhteşem uygulamalardan biridir. Evlenecek olan damat, sadıcı ve arkadaşlarıyla at kervanı oluşturup hamamlara gider ve banyo yapardı. Buna “Güvey hamamı” denirdi. Aynı şekilde “Gelin Hamamı” hazırlanır gerdek gecesinden önce gelin hamama götürülürdü. Şaşalı bir törendi.

Köylü hamamı yani üst taraftaki eski banyolar bu işler için kullanılırdı. Böyle birçok hikâyeler ve güzel anılar yaşanmıştır. Sonraları köylü hamamı uygulaması kalktı. “Gelin ve Güvey hamamı” geleneği de kayboldu.

Eski günler daha mı güzeldi? Ne?

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?