BIST 100
14.411,47 0,57%
DOLAR
45,0693 0,03%
EURO
52,9308 0,27%
GRAM ALTIN
6.610,61 -0,69%
FAİZ
40,91 0,12%
GÜMÜŞ GRAM
105,20 -0,65%
BITCOIN
77.481,00 1,33%
GBP/TRY
61,0777 0,22%
EUR/USD
1,1707 -0,04%
BRENT
114,73 3,12%
ÇEYREK ALTIN
10.808,47 -0,69%

29 NİSAN KOCADERE ŞEHİTLERİNİ ANMA GÜNÜ

muhsin-sevencan-haberci-kose-yazisi

1921 Nisan ayının son iki haftası Yalova için Şehitler Haftası’dır.

Halkımıza yapılan acımasız soykırımdan en fazla Yalova’nın batı yerleşimleri etkilenmiştir. Yalova merkeze ve merkez köylere Uluslararası Araştırma Kurulu denetleme yapmak için geldiğinden vahşet ve soykırımın ileri boyutlara gitmesi önlenmiştir. Fakat Yalova’nın batısında Çınarcık, Kocadere, Şenköy, Kapaklı ve Fıstıklı köylerinde yaşanan facia soykırıma dönüşmüştür.

İnsanları diri diri yakmak soykırım değil midir?

Ellerini ve ayaklarını bağlayıp kurşuna dizmek soykırım değil midir?

Hamile kadınların karınlarını yarıp daha doğmamış çocukları süngülerin ucuna takıp sokaklarda kahkahalarla gezmek soykırım değil midir?

Bir insanın burnundan gaz döküp ateşe vermek soykırım değil midir?

Daha anlatamadığım onlarca öldürme çeşidi var.

Bu vahşeti dünyanın en barbar ordusunun mensubu Yunan askerleri, ülkemizin Ermeni ve Rum azınlıklarından oluşturulan çetelerin yardımıyla tarihin kara sayfalarına yazmışlardır.

Üzüntü vericidir ki batılılar kendi dindaşlarının yaptığı soykırımı görmezden gelip Türk milletini soykırımla suçlama yarışına girmişlerdir.

Dünya âleme bir cevap olsun diye sizlere 29 Nisan 1921 tarihinde Kocadere ve Şenköy’de yaşananları anlatmaya çalışacağım.

HER İKİ KÖYDE AYRI KATLİAMLAR YAPILDI

Yukarı Kocadere (Şenköy) de yapılan katliamla Aşağı Kocadere köyünde yapılan katliamlar farklıdır. Günleri de farklıdır. Şenköy halkının büyük bir çoğunluğu o gün için meskûn mahal olan deniz kenarındaki Rum köyü Engere (Aya Kiryaki)’de günümüzde Harman Yeri olarak adlandırılan alanda “Sizi koruyacağız ve İstanbul’a göndereceğiz” vadiyle toplanmış, önce işkenceler yapılmış, sonra bireysel öldürmeler ve akıl almaz cinayetler işlenmişti. Kalanlar da Şenköylülere ait iki yelkenliye doldurulmuş, İstanbul’a gönderiyoruz bahanesiyle yol verilmiş ve hemen ardından bu yelkenliler batırılarak çoğu boğulmak suretiyle şehit edilmiştir. Yüzerek kurtulmaya çalışanlar ise ağır silahlarla ateş edilmek suretiyle öldürülmüştür.

Kocadere köyünde ise sokak aralarında ve ev baskınlarında işlenen cinayetlerden sonra kalanlar Bekir Onbaşı’nın evine doldurulmak suretiyle bir araya toplanmış, ardından ev, ateşe verilmiş, kaçmak isteyenler de kurşunlara hedef olmuştur.

Hatta bazı Yunan askerleriyle Ermeni ve Rum çetelerine mensup katiller evin yanması sırasında şarkılar söyleyerek  “hurra” (halay) çekmişler, “Dininizi değiştirin canınızı bağışlayalım” sözleriyle zavallı masum insanlarla alay etmişlerdir. Köy imamı Tatar Hoca ezan okuyarak ölümün mukadder olduğunu söylemiş, bu yanan evde ölümle yüz yüze gelen insanların maneviyatını yükseltmeye çalışmıştır. Evin yanışına ve Tatar Hoca’nın ezan okuyuşuna olaylar öncesi kaçarak ormana sığınan birkaç kişi bizzat şahit olmuştur. Ve o yanan evden iki kişi kaçarak sağ kurtulmayı başarmıştır.

KÖYLERİN NÜFUS SAYILARI

Dönem kayıtlarında ve belgelerinde Yukarı Kocadere (Şenköy) nüfusu 350, Kocadere’nin ise 550 olarak belirtilmiştir. Engere (Aya Kiryaki) Rum köyünün ise 120 hane olduğu belgelerde kayıtlıdır. Esenköy (Katırlı) Rum köyü ise 350 haneden ibarettir. 29 Nisan’da masum Türk halkına yapılan katliamla yakından ilgisi olan bu dört yerleşime ait nüfus sayılarında da kesin bilgilerin dışına çıkmamak gerekir.

VAHŞETİN FAİLLERİ

Türk halkına yapılan soykırımın birinci faili işgalci Yunan askeri birlikleridir.

İkinci faili ise Yunan ordusuyla işbirliği yapan azınlık Rum ve Ermeni köylerinin eşkıyalığa soyunan ayrılıkçı ve isyancı çeteleridir.

Birinci Divanı Harbi Örfi Hâkimliği’nin raporuna göre bu vahşete öncülük yapanlar Yalova kazasına bağlı Engere, Koruköy ile Orhangazi kazasına bağlı Çengiler, Keramet köyleri ve Adapazarı’yla diğer mahaller halkından Rum ve Ermenilerdir. Sorgu ve ifade tutanaklarında şahitlerin huzurunda bu suçları işleyenler yargılanmıştır.

İşgalci Yunan askerlerinin korumasında Kocadere’deki vahşeti çete reisi olan Vasil ve Yani, diğer adı Mitro olan eşkıya ve adamları gerçekleştirdi. Bu eşkıya çetesinin yargılanan liderlerinin tam ismi ise Vasil Veledi Kostantin, Yani Veledi Dimitri’dir.   Kocadere katliamının faillerinden bazıları İstanbul’da Divan-ı Harbi Örfi’de yargılandılarsa da işgal altında bulunan bir ülkenin mahkemelerinin verdiği cezaların uygulanabilir olduğunu söylemek mümkün değildir. Tutuklandılar. Cezaları verildi. Lakin İngilizlerin aşırı baskısı ve devlete verdiği sayısız notalardan sonra bu caniler serbest bırakıldı. Türk halkına yapılan soykırımın failleri katliamdan kurtulmayı başaran ve İstanbul’a geçebilen Mustafa Çavuş tarafından ilgili makamlara ihbar edilmiş, suçlular Eyüp Merkez Karakolu tarafından yakalanarak mahkemeye sevk edilmişlerdi.

GERÇEK RAKAMLAR

Tarafımdan yapılan çalışmalara göre Yukarı Kocadere (Şenköy) halkından 267 kişi, Kocadere halkından ise 516 kişi bu mezalim sırasında şehit edilmiştir. Rakamlar faciadan kurtulabilenlerin sayısına göre hesap edilmiştir. Kurtulabilenler isim ve lakaplarına göre tarafımdan kayıt altına alınmıştır. Daha net bilgiler için kurtulanlarla tapu kayıtlarının karşılaştırılması gerekir.

Çınarcık ve Çalıcaköy’de de aynı acılar yaşanmıştır. Çınarcık’ta 550 nüfustan sadece 36 kişi kurtulmuş, Güllük harap edilmiş, vahşetin en acımasız şekillerinden biri de Çalıcaköy’de yaşanmıştır. Hakeza Kapaklı, Fıstıklı, Armutlu, Samanlıköy, Kirazlıköy, Akköy, Dereköy, Tavşanlı, Denizçalı köyleri de bu vahşet ve soykırımdan etkilenmişlerdir.

BÖLGENİN İŞGALİ

Masum Türk halkına yapılan bu soykırım öyle birkaç günlük olaylar sonucu değil, on bir ay süren işgalin neticesidir. Yalova ve çevresi 19 Eylül 1920 tarihinde işgal edildi. Yunan birlikleri bölgeden 19 Temmuz 1921 tarihinde Orhangazi-Gemlik hattına çekildi. Yani katliamlar yaşandıktan 79 gün sonra işgal birlikleri Yalova’dan ayrıldı. Sağ kalanları İstanbul’a taşıyan Kızılay’ın Gülnihal vapuru en son 25 Mayıs’ta Yalova’dan İstanbul’a bir sefer yaptı. Kızılhaç temsilcisi başkan yardımcısı Mr. Gehri’nin ifadesine göre Yalova’da sadece erkeklerden ve devlet memurlarından oluşan yaklaşık 1000 kişilik bir grup kalmıştı. Yani 25 Mayıs’tan 19 Temmuz’a kadar 54 günün kaydı hiçbir yerde yok.  Fakat burada dikkat çekici başka bir durum her zaman gözden kaçırıldı. Yunan işgal kuvvetleri sadece Yalova ve çevresi bölgeden çekildi. Mesela Orhangazi ve Gemlik 10-11 Eylül 1922 tarihinden itibaren şiddetli çatışmaların ardından kurtarıldı. Bu yüzden Yunan işgal kuvvetleri Yalova ve çevre yerleşimlerden çekilse bile bölge Ermeni ve Rum çetelerin kontrolündeydi. Baskıyı o kadar artırdılar ki Altınova-Hersek’ten Armutlu’ya kadar Orhangazi ve Gemlik dâhil insanlarımızı ya öldürdüler ya da göç etmek zorunda bıraktılar. Sağ kalanların tamamı ya İstanbul’a ya da Sakarya nehrinin öte tarafına göç etti. Ermeni ve Rumlar, Osmanlı ve devletinin yıkıldığına, bölgenin de kendilerine kaldığına inanmışlardı. Ağustos 1922’deki Büyük Taarruz’la birlikte Yunan ordusu geri çekilmeye başlayınca Ermeni ve Rum köylerinde panik başladı.

Bu tarihlerde kurulan Yalova Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, gönüllü sivil birliklerin harekete geçmesi için büyük uğraşlar verdi ve Büyük Taarruz hattına lojistik destek sağlamaya başladı. Paşaköy’ün vatanperver insanlarından biri kendi parasıyla satın aldığı binden fazla atı Milli Kuvvetlere teslim etti.

 ERMENİ VE RUMLARIN BÖLGEDEN AYRILIŞI

Bölgedeki Ermeni köyler yaptıkları vahşetin bedelinin ağır olacağını bildiklerinden kendi istek ve kararları doğrultusunda Yalova ve civarındaki yerleşimlerini terk ettiler. Büyük çoğunluğu batılı hamilerinin desteğinde Avrupa’ya geçti. Bir kısmı İstanbul’a yerleşti.

Yalova’nın batı tarafındaki Rum köyleri Çınarcık Rum Mahallesi, Engere, Katırlı ve Arnavutköy Rumlarının bir kısmı mübadeleyi beklemeden Yunanistan’a geçtiler. Türklerden kalan ve meralarda başıboş dolaşan hayvanları, terk edilmiş evlerde işe yarar buldukları her şeyi gemilere yükleyerek kaçtılar. Hatta 60 civarında Türk kızını Yunanistan’a götürdükleri devlet yazışmalarından anlaşılmaktadır. Yalova’ya yakın meskûn Rum köyleri ise 1924 yılındaki mübadeleye kadar bulundukları bölgelerde yaşamaya devam ettiler.

Katliamlardan sonra Rumlar 3 yıl daha köylerinde güvenle yaşamışlar ve 1924 mübadele anlaşmasıyla Yunanistan’a geçmişlerdir. Yüreği yangın yerine dönen Türk milleti bu üç yıl boyunca Rum azınlıktan tek bir kişiyi öldürmemiştir.

ŞEHİTLİK, BEKİR ONBAŞI’YA AİT EVİN YERİNDE YAPILDI.

Kocadere Şehitliği’nin yapıldığı yer, masum halkımızın yakıldığı ve şehit edildiği Bekir Onbaşı’ya ait iki katlı ahşap binanın olduğu alandır. Şehitlik inşa edilmeden önce burada kazı yapılmış ve şehitlere ait kemikler ve bazı eşyalar bir yere toplanarak alanda uygun yere gömülmüştür. Burada 830 insanın toplanıp yakılarak şehit edildiği doğru bir ifade değildir. Doğrusu, Yukarı ve Aşağı Kocadere halkından 830’a yakın insanın değişik yerlerde şehit edildiğidir. Sayıca en fazla olan grup Bekir Onbaşı’nın evinde toplanıp katledildiği için burası sembolik olarak şehitlik alanı seçilmiştir. Gerçekte de 830 kişiyi o zamanın şartlarında yapılmış ahşap bir binanın içine doldurmak imkânsız bir seçenektir. Her şeyin en ince ayrıntılarına kadar sorgulandığı günümüzde olayları daha gerçekçi anlatmak zorunda olduğumuzu unutmamalıyız.

Hamasi nutuklar atmak yerine gerçekçi söylemlerle kamuoyunu bilgilendirmeliyiz.

SONUÇ

Türk halkına soykırım uygulandı. Türk nüfus bölgeden göç ettirildi. Devletimiz Yunan işgalcileriyle işbirliği yapan gayrimüslim tebaanın ihanetine uğradı.

Bizler uğradığımız bu insanlık dışı olayı anlatırken doğru ifadeler kullanmalıyız. Hamasi nutuklar, inandırıcı olmayan tarihi hikâyelerin doğuşuna sebep olmaktadır. Konu hakkında bilgisi olmayanların duygusal söylemleri olayın belgesel ve mantıksal hakikatini ortadan kaldırıp hayali bir kurgunun doğuşuna zemin hazırlamaktadır.

Dünya kamuoyuna, uğradığımız haksızlığı en doğru biçimde anlatmalıyız.

Doğru ifade kurmak için sokak aralarında anlatılan hikâyeleri devlet kayıtlarında geçen resmi bilgilerle karşılaştırmalıyız.

Şehitlerimizin ruhları şâd olsun.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?