
İÇİMDE BİR BEN VAR BENİ DİNLEYEN BENDEN DAHA YAKIN, BENİ BİLEN
GECE GÜNDÜZ BENİMLE İLGİLENEN
İÇİMDEKİ BEN, BANA MERHAMET EDEN.
Sevgili dostum. İlk kitabım olan İçimdeki ben eserimde, siz yüreğime dokunanlardan ilham alarak, şiir kaleme aldım. İkinci eserim içimdeki ben eserim de ise, yalnız değilsiniz başlığı ile yine siz varsınız. İçimdeki benin yalnızlığı sizler sayesinde umuda, hasrete, sevgiye ve yaşadığım hayatı edebi bir hal ile esere dönüştürdü. Bu eser Rabbim’in inayeti, bu fakirin gayreti siz dostlarımın hayır duası ile tamamlandı. Yalnız değilsiniz, yalnız değilim, içimde bir ben var, düşünce kaldıran, her sabah umuda uyandıran, tüm kainatı rızıklandıran, beni bana bırakmayan içimdeki beni yine sizlerle paylaşmak için, dostum kalem ile sırdaşım defterime anlattım. Siz yüreğinde kor taşıyan, muhabbetin, samimiyetin, arkadaşlığın, kardeşliğin mimarı tüm dostlarımla, paylaşmak üzere ikinci eserimi hazırladım. Artık yalnız değilsiniz, sayenizde ben de yalnız kalmayacağım. İyi ki varsınız. Sizler olmasanız, ben yalnız kalırım. Çünkü bende sizin gibi, birbirine muhtaç olan birbirini tamamlayan kardeşinizim. Bütün derdim sadece benim ahlaklı olmam değil, bireysel ahlaktan, toplumsal ahlaka geçme gayretidir. Her birimizin farklı yetenekleri, farklı kuvvetleri, farklı renkleri vardır. Fakat ahlak düzeyi birbirimize yakın olmalıdır. Yetenekleri farklı yaratan, ahlaki konuda bizi uyarmış, içimizden en ahlaklı olanı, bize önder seçmiştir. Bu da bizi yaratan Allah'ın gücünü, kudretini, kuvvetini yüceliğini bize hatırlatır. Bizim aciz, verenin ise sonsuzluk içinde varlığının sonsuz olduğu bilincini kabullendirir. Aksi takdirde tamamen yalnızlaşır, maddeyi ilahlaştırır, zalimleşiriz. Kulluktan çıkar yaratılmışa değil, yaratığa döneriz. Bu arada, Üstat Necip Fazıl'ın bir adam yaratmak adlı eseri, film olarak bir Mayıs’ta gösteriye giriyor. Tiyatro olarak da sergilenen bu eserde yüklü bir felsefe, insanı derin düşüncelere kapı aralayan bilmece, başka bir alemde kendinize getirecek kulluk şuuru göreceksiniz, tavsiye ederim. Kaybettiğiniz yere geri dönün. Yaratılmış olan kulun, yaratanı hayatından çıkararak adeta isyan, inkar ve bedeninin kölesi, başka bir adam yaratırcasına yaşaması, insanlığın sonunu hazırlayacaktır. Bu düşünce ve hayat içinde hüküm icra eden milyarlarca insan, yani kendini ilahlaştıran, insan kalması gerekirken, başka bir adam yaratmıştır. İnsanların birçoğu, Allah'a değil, kendi içindeki benliğe tabi olmuş, nefsinin zirvesinde kulluktan çıkarak, kendine kulluk edecek insanlar aramaktadır. İnsanı satın alacak gücü, verenin gücüyle satın alırken, vereni unutup, veren olmaya karar vermek, Firavunlaşmak, Karunlaşmaktan öteye gitmez. Fani alemi baki görmek, cehaletin yani inkarın anahtarıdır. İçimdeki ben Allah korkusu, Allah sevgisi, kulluk bilinci, verenin de alanın da Allah olgusu kavramını yüreğine indiremedikçe, bu konuda inadına eğitim, inadına talim ve terbiye yapmadıkça, camide, havrada, kilisede ya da bunların dışında nerede olursa fark etmeyen insan, kendinin de içinde olduğu, bir adam kurtarmak yerine, nefsini ilahlaştırarak, kendi dahil, bir adam yaratmaya kalkışacaktır. Bu da yeryüzünü kana bulamaya, kavga etmeye, kendi hatalarını asla kabul etmemeye yol açacaktır. Doğruyu arayıp bulmak yerine, doğruyu suçlamayı fikir bilecek, kavram kargaşalarında ömür tüketecektir. Baskın karakteriyle doğruları yanlış, yanlışları doğru telakki edecektir. Bu da onun nefsini ilah yapacak, gözü kör, kulağı sağır, kalbi mühürlü olarak, ebedi alemde ancak gerçekle yüzleşecektir. İçimizdeki bene soralım, bu kadar tanrının olduğu yerde kavga biter mi? Allah'ı bile kendi süfli emellerine alet eden bir toplumda, anlamak, anlaşılmak, Rabbi tanımak mümkün mü? Kendinize değil Rabbiniz olan Allah'a yaratılmayı ve ona kulluğu teslim edip, edebince oturmadıkça, kendi kaleminizi kendiniz kıracaksınız. İçimizdeki benden korkmadıkça, her şey lafügüzaftan başka şey değildir. İçindeki ben, sen değil, Allah olsun, unutma. Hoşça kalın, dostça kalın.




