
İYİ Parti Yalova İl Başkanı, Jeoloji Yüksek Mühendisi Osman Kendir:
‘DEPREMİ TARTIŞMAK YERİNE HAZIRLIĞIMIZI KONUŞMALIYIZ’
- İYİ Parti Yalova İl Başkanı, Jeoloji Yüksek Mühendisi Osman Kendir, Marmara Denizi’nde meydana gelen depremlerin ardından yapılan değerlendirmelerde asıl konunun geri planda kaldığını söyledi. Kendir, “Büyük deprem potansiyeline sahip bir coğrafyada yaşıyoruz. Biz bu depremlere hazır mıyız? Ne durumdayız? Hazır olmak için neler yapmalıyız? Konuşmamız gereken bunlardır” dedi.
Yalova’nın fay hatlarına yakınlığına dikkat çeken Kendir, deprem hazırlığının bütün Marmara Bölgesi’ni kapsayan bir planla yürütülmesi gerektiğini belirtti. Deniz tabanının yapısından kentsel dönüşüme kadar birçok konuda değerlendirmede bulunan Kendir, “Kentsel dönüşüm, dört katı beşe, beş katı altıya, altı katı yediye çıkarmak demek değil” ifadelerini kullandı.
Haber / Zeynep TAŞTAN
İYİ Parti Yalova İl Başkanı Jeoloji Yüksek Mühendisi Osman Kendir, Marmara Denizi’nde yaşanan depremler, deniz tabanındaki derinlik değişimleri, fay hatlarının Yalova’ya yakınlığı ve kentte yapılması gereken hazırlıklar hakkında gazetemize açıklamalarda bulundu. Deprem tartışmalarının yalnızca sarsıntıların büyüklüğüne ve olası bir depremin habercisi olup olmadığına odaklanmasını eleştiren Kendir, risklerin azaltılması için somut bir yol haritası hazırlanması gerektiğini söyledi.
“BU KONULARA YANLIŞ PENCEREDEN BAKILIYOR”
Marmara Bölgesi’nin deprem geçmişinin ve fay özelliklerinin bilindiğini belirten Kendir, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bu konulara aslında yanlış pencereden bakıldığını düşünüyorum. Marmara Bölgesi, tarihsel depremlere bakıldığında 7 ve üzerinde büyük depremlere hep sahne olmuş. Marmara Bölgesi’nde yaşayan insanlar da bundan etkilenmiş. Tarihsel depremlere ve fay karakteristiklerine baktığımızda burada yine büyük bir depremin olmasını bekliyoruz. Herkes olası Marmara depremini bekliyor. Meydana gelen depremlere herhangi bir depremin öncüsü veya habercisi şeklinde değil, bu fay hattının karakteristik özelliklerine göre olması gereken doğal, olağan depremler olarak bakmak lazım.” Son sarsıntıların meydana geldiği noktaya ilişkin değerlendirmesini de paylaşan Kendir, “Oluş yerleri açısından baktığımızda, meydana geldiği nokta 17 Ağustos depreminin sonlandığı yere denk geliyor. O açıdan da önem arz ediyor. 17 Ağustos’ta yüzey kırıklarının sonlandığı yerin hemen önünde meydana geliyor. Onun için yeri itibarıyla hassas bir konumda” dedi.
“ASIL KONU, BU DEPREMLERE HAZIR OLUP OLMADIĞIMIZ”
Faylara ve depremlere ilişkin bilimsel tartışmaların uzmanlık ortamlarında yürütülmesi gerektiğini ifade eden Kendir, kamuoyunun gündeminde ise hazırlık çalışmalarının bulunması gerektiğini vurguladı. Kendir, “Bu tarz fay ve depremle ilgili öngörülerin bilim insanları tarafından sempozyumlarda, yayınlarda, makalelerde ve bilimsel ortamlarda gündeme getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gündemde olması gereken ana madde ise büyük deprem potansiyeline sahip bir coğrafyada bu depremlere hazır olup olmadığımızdır. Biz hazır mıyız? Ne durumdayız? Hazır olmak için neler yapmalıyız? Bunları konuşmalıyız. Aslında ana fikir hep es geçiliyor” diye konuştu.
“DEPREM YALOVA’NIN ÖNÜNDE OLUYOR”
Yalova açıklarında meydana gelen depremlerin çoğunlukla İstanbul’da hissedilmesi üzerinden gündeme gelmesine dikkat çeken Kendir, Yalova’nın kendi riskine odaklanması gerektiğini belirtti. Kendir, “Bugün İstanbul’dan duyulmasa bu depremler konuşulmayacak. Deprem Yalova’nın önünde oluyor. Yalova merkezinde yaşayan yaklaşık 150-200 bin kişinin önünde deprem oluyor. İstanbul’dan hissedilen bir deprem ama biz esas etkilenecek yerlerden birinin Yalova olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Fay hatlarının bize ne kadar yakın olduğunun farkında olmamız ve buna göre hareket etmemiz gerektiğini vurgulamak için bunları paylaşıyorum” dedi. Amacının uzmanlar arasındaki tartışmalara taraf olmak olmadığını dile getiren Kendir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orada bir tartışma yapmak değil amacım. Hocalar çıkıyor, ‘Normaldir, şudur, budur’ diye açıklamalar yapıyor. Bunlar makalelerin, tezlerin, hocalar arasındaki bilimsel tartışmaların işi. Benim için önemli olan şu: Bu bölgede bir fay var mı? Var. Bu fay kırıldığında Yalova bundan etkilenecek mi? Evet. O zaman bizim ne yapmamız gerekiyor? Yapılaşmamızı, planımızı bunlara göre düzenlememiz gerekiyor.”
YEREL YÖNETİMLERE VE KAMU KURUMLARINA ÇAĞRI
Deprem master planı hazırlanmasının önemine değinen Kendir, kentteki kurumların hazırlık sürecinde sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Kendir, “Bunun için yerel yönetimlerin, valiliğin ve valiliğe bağlı kurumların bu konuda adım atması lazım. Deprem master planı diye söylüyoruz. Ancak bir de şu var: Marmara depremi meydana geldiğinde Marmara Bölgesi etkilenecek. Burası Türkiye için kritik öneme sahip bir yer. Ülkenin güvenliği ve ekonomisi açısından çok önemli bir bölge. Bu nedenle merkezi yönetimin de bu konuya eğilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“SADECE İSTANBUL DEĞİL, BÜTÜN MARMARA ETKİLENECEK”
Hazırlıkların kentlerle sınırlı düşünülmemesi gerektiğini belirten Kendir, Marmara genelinde bütüncül bir planlama yapılması çağrısında bulundu. Kendir, “Sadece Yalova veya İstanbul anlamında değil, bütün bölgeyi kapsayan bir bakış açısıyla bakılması gerekiyor. Marmara’nın önce bir master plana ihtiyacı var. Şunun yanlış anlaşıldığını düşünüyorum: Sözünü ettiğimiz fay İstanbul’un içinden değil, Marmara Denizi’nin içinden geçiyor. Yalova da bu faya en yakın illerden biri. Bir deprem olduğunda sadece İstanbul değil, bütün Marmara etkilenecek. O zaman buna göre hareket planını belirlemek lazım” dedi. Bölgedeki sanayi tesisleri ve ulaşım altyapısının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Kendir, şöyle devam etti: “Körfezde çok sayıda fabrika var. Bugün Aksa fabrikası var. Bölgeye köprü yaptık. Köprü mühendislik kriterlerine uygun olarak tasarlandı ama en nihayetinde ulaşım ağlarımız, fabrikalarımız ve bu bölgede yaşayan insanlar var. Bunların güvenliği açısından doğru bir bakış açısıyla hareket etmek gerekiyor. ‘Deprem 3 oldu, 3,5 oldu, daha büyüğü olur mu?’ şeklindeki konuşmaların artık son bulması gerektiğini düşünüyorum.”
“SADECE DERİNLİĞE BAKARAK FAYIN AKTİFLİĞİ KONUŞULAMAZ”
Geçmiş paylaşımlarında yer verdiği, deniz tabanındaki derinliğin 79 metreden 500 metreyi aşan seviyelere düşmesine ilişkin soruyu da yanıtlayan Kendir, yalnızca derinlik farkından hareketle fayın aktifliğinin belirlenemeyeceğini söyledi. Kendir, “Sadece derinliğe bakarak aktifliğini konuşamayız tabii. Fayları tanımlarken belli kriterlerimiz var. Bir doktor bir hastalığı tespit edebilmek için önce bazı belirtilere bakar. Yüzünüzde sarılık var mı, gözünüzde bir değişiklik oluşmuş mu diye inceler. Ardından kan tahlili yapar, hangi değer yüksek, hangisi düşük diye bakar. Fayı tanıyabilmek ve belirleyebilmek için de gözlemsel olarak değerlendirebildiğimiz durumlar var” diye konuştu. Deniz tabanındaki şekillenmenin bu değerlendirmelerden biri olduğunu belirten Kendir, “Topografyadaki ani düşüşler burada bir fayın olma ihtimalini yükseltiyor. Her ani düşüş bir faya tekabül etmez. Ancak Kuzey Anadolu Fayı’nın üzerinde olmamız ve fayın uzantısında böyle bir topografik düşüş bulunması, fayın oradan geçtiğini gösteriyor. Benim orada belirtmek istediğim buydu. Hemen önümüzde, bir-iki kilometre yakınımızda bir fay hattı bulunduğuna deniz tabanı topografyası üzerinden dikkat çekmeye çalışıyorum” dedi.
ÇINARCIK ÇUKURU VE KIYI HATTI
Söz konusu deniz tabanı yapısının yalnızca Çiftlikköy açıklarıyla sınırlı olup olmadığına ilişkin soruya da yanıt veren Kendir, yapının Yalova açıklarından Çınarcık yönüne doğru devam ettiğini anlattı. Kendir, “Çiftlikköy ve Yalova önünden devam ediyor. Bu ana büyük çukura Çınarcık Çukuru deniyor zaten. Çınarcık’a kadar devam ediyor. Kıyı hattı boyunca uzanıyor” ifadelerini kullandı. Fayın konumunun deniz tabanı haritaları üzerinden görülebildiğini belirten Kendir, 17 Ağustos depremine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Önümüzde bir fay var. Bu fayın nereden geçtiği topografik haritalardan, deniz tabanı haritalarından da belli. Bu bölgede Taşköprü Deltası ve Hersek Deltası var. Burası, 17 Ağustos depreminde yüzey kırıklarının en son görüldüğü alan. Depremdeki kırılmanın sonlandığı alanı konuşuyoruz. Dolayısıyla Altınova, Hersek Deltası, Taşköprü ve Çiftlikköy önlerini kapsayan kesim, olası bir hareket açısından konumu itibarıyla önemli. Burada bize düşen, dibimizde bu kadar büyük bir risk varsa buna hazır olmak.”
“KENTSEL DÖNÜŞÜM KAT ARTIRMAK DEMEK DEĞİL”
Deprem hazırlığının kent planlamasına yansıtılması gerektiğini vurgulayan Kendir, mikrobölgeleme çalışmalarının yapılması ve dönüşüm önceliklerinin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Kendir, “Deprem master planlarımızı yapmak, şehrin mikrobölgeleme raporlarını hazırlamak ve planlarımızı buna göre yapmak gerekiyor. Kentsel dönüşüm, dört katı beşe, beş katı altıya, altı katı yediye çıkararak mevcut binaları dönüştürmek demek değil. Riskli alanlarınızı belirlemeniz, bu alanlardaki risklerin nasıl bertaraf edileceğini ortaya koymanız gerekiyor. Öncelikle dönüşüm alanlarını belirlemeniz gerekiyor. Bu anlamda bir yol haritası çizilmesi lazım” dedi. Konunun kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini belirten Kendir, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu, uzun uzun konuşulması gereken bir konu. Yaklaşık 20 yıldır bu farkındalığın oluşması için her platformda konuşuyorum, söylüyorum. Önümüzde böyle bir yapı, böyle bir risk var. Buna hazır olmamız lazım.”

