
Yalova’nın Altınova ilçesinde, tarihi İstanbul-İznik yolu üzerinde bulunan Çobankale’nin geçmişi, arkeolojik kazılar ve bilimsel araştırmalarla ortaya çıkarılıyor.
- Bizans, Selçuklu ve Osmanlı tarihine ilişkin kaynaklarda yer alan kalede, 2017’de başlayan çalışmaların ardından surlar, sarnıç, şapel ve yaşam alanları gün yüzüne çıkarıldı.
2026 yılı saha çalışmaları tamamlanırken, buluntuların belgeleme ve yayına hazırlık süreci devam ediyor.
Haber / Zeynep TAŞTAN
Yalova’nın Altınova ilçesinde yer alan Çobankale, Yalakdere Vadisi’ni kontrol eden doğal bir tepe üzerinde bulunuyor. Altınova ilçe merkezinin yaklaşık 5 kilometre güneyinde, Hersek Mahallesi’nin yaklaşık 7 kilometre uzağındaki kale, İstanbul’dan İznik’e uzanan tarihi ulaşım güzergahının üzerindeydi. Yaklaşık 20 bin metrekarelik alanı kaplayan yapının surları, 180’e 120 metre ölçülerindeki bir alanı çevreliyor.
1081 ANLAŞMASI VE KALENİN İNŞA SÜRECİ
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde hazırlanan 2022 yılı kazı raporunda, kalenin bulunduğu bölgenin 11. yüzyıl sonlarında Bizans ile Selçuklular arasındaki sınır düzenlemelerinde yer aldığı belirtiliyor. Rapora göre, 1081 yılında yapılan Dragon Çayı Anlaşması ile bugün Yalakdere olarak bilinen akarsu, iki güç arasında sınır kabul edildi. Anlaşmayı izleyen dönemde Bizans tarafından inşa edilen savunma yapıları arasında Çobankale de gösteriliyor. Araştırmacı Clive Foss, kalenin yapımını 1087 yılına tarihlendiriyor. Bununla birlikte bilimsel yayınlarda, yapım tarihi konusunda farklı görüşler bulunduğu ve kalenin çeşitli dönemlerde onarım ve eklemeler geçirdiği aktarılıyor. Bu nedenle 1087 tarihi, Foss’un tarihlendirmesi olarak değerlendiriliyor.
1096’DA HAÇLI SEFERLERİNE KONU OLDU
Orta Çağ kaynaklarında Xerigordos adıyla anılan kale, Birinci Haçlı Seferi sırasında yaşanan çatışmalarla da kayıtlara geçti. Esra Sayın ve Selçuk Seçkin’in Çobankale buluntuları üzerine yayımladığı bilimsel çalışmada, kalenin 1096 yılında Haçlılar tarafından Türklerden alındığı, ardından I. Kılıç Arslan önderliğindeki Selçuklular tarafından yeniden ele geçirildiği belirtiliyor.Kalenin konumu, sahilden Anadolu içlerine uzanan yolun kontrol edilmesine imkan sağlıyordu. Yalakdere Vadisi üzerindeki bu konum, yapının farklı dönemlerde askeri amaçlarla kullanılmasında etkili oldu.
- VE 13. YÜZYILLARDA KULLANIM DEVAM ETTİ
Kazılarda ortaya çıkarılan mimari kalıntılar ile harç ve ahşap örnekleri üzerinde yapılan analizler, Çobankale’nin 12. ve 13. yüzyıllarda eklemeler ve onarımlarla kullanılmayı sürdürdüğünü gösteriyor. Seramikler de kalenin kullanım dönemlerine ilişkin veriler sağlıyor. Filiz İnanan ve Selçuk Seçkin’in 2019 sezonu buluntularını ele aldığı araştırmada, 12. yüzyıldan 14. yüzyıl başlarına uzanan döneme ait seramiklerin yoğunluğu tespit edildi. Araştırmada 110 seramik parçası kataloglanırken, bunların 105’i Bizans seramikleri içinde “Zeuksippus Ailesi” olarak adlandırılan grupta değerlendirildi.
1302’DE OSMANLI’NIN KURULUŞ SÜRECİNDEKİ BÖLGE
Çobankale’nin bulunduğu güzergah, Osmanlı Beyliği’nin bölgedeki faaliyetleri sırasında da tarihi kaynaklarda yer aldı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Selçuk Seçkin, kalenin 1302 yılındaki Bafeus Muharebesi sürecinde bölgeyi kontrol eden merkezlerden biri olduğunu belirtiyor. Tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın değerlendirmesinde, Osman Bey’in Bizans kuvvetleri karşısında kazandığı Bafeus zaferi, Osmanlı’nın siyasi bir güç olarak kabul görmesinde belirleyici gelişmelerden biri olarak ele alınıyor. Çobankale’nin Osmanlı’nın kuruluş süreciyle bağlantısı da bu çerçevede açıklanıyor. Bölgenin Osmanlı yönetimine geçmesinin ardından kalenin kullanımının sona erdiğine ilişkin değerlendirmeler bulunuyor. Seçkin’in aktardığı bilgilere göre, sonraki yüzyıllarda aktif kullanımı sonlanan yapı, 18. ve 19. yüzyıl seyyahlarının anlatımlarında yer almaya devam etti.
2004’TE TESCİL EDİLDİ
Çobankale, Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 16 Nisan 2004 tarih ve 10461 sayılı kararıyla tescil edildi. Üniversitenin kazı raporunda yer alan bu karar, yapının koruma sürecindeki resmi aşamalardan birini oluşturdu.
2017-2018 YILLARI TEMİZLİK VE İLK ARAZİ ÇALIŞMALARI YAPILDI
Kalede bugünkü araştırma sürecinin başlangıcı olan çalışmalar, 2017 yılında Bursa Müze Müdürlüğü başkanlığında, Selçuk Seçkin’in bilimsel danışmanlığında başlatıldı. Altınova Belediyesinin destek verdiği ilk sezonlarda, yoğun bitki örtüsünün temizlenmesi ve yapı kalıntılarının belirlenmesi üzerinde duruldu. 2017 ve 2018 sezonlarında kale içindeki temizlik çalışmaları ilerletildi. Bu süreçte surların incelenmesi kolaylaşırken, toprak dolgusuyla kaplı sarnıç alanı da tespit edildi.
2019 YILINDA SARNIÇ VE SERAMİK BULUNTULARI YAPILDI
2019 yılında çalışmalar sarnıç ve çevresinde yoğunlaştırıldı. Kalede su ihtiyacını karşılayan yapının açığa çıkarılması sırasında çok sayıda seramik parçası bulundu. Seçkin’in o dönemde verdiği bilgiye göre sarnıç, yaklaşık 150 metrekarelik alanı kapsıyordu. Sarnıç çevresinden elde edilen sırlı seramikler, daha sonra bilimsel yayınlarda incelendi. Kapların biçimleri, hamur özellikleri ve bezemeleri karşılaştırılarak kalenin kullanım dönemleri ve burada kullanılan seramik grupları değerlendirildi.
2020-2021 YILLARINDA ŞAPEL VE SAVUNMA SİSTEMİ TESPİT EDİLDİ
2020 yılında Çobankale, yıl boyu sürdürülen kazı çalışmaları kapsamına alındı ve Türk Tarih Kurumu desteğiyle çalışmalar genişletildi. Sarnıcın koruma ve restorasyonuna yönelik kazılar sürerken, kalenin yüksek kesimindeki yapı kalıntıları da araştırıldı. Bu alanda, yaklaşık 6’ya 2 metre ölçülerinde, apsisli bir şapel ortaya çıkarıldı. Küçük bir ibadet yapısı olan şapeldeki kazılarda gömülere de ulaşıldı. 2021 yılında Selçuk Seçkin’in kazı başkanlığında devam eden araştırmalarda, kuzeydeki savunma hattının çift sur sistemiyle düzenlendiği belirlendi.
2022 YILINDA KUZEY SURLARI VE LABORATUVAR İNCELEMELERİ YAPILDI
1 Haziran 2022’de başlayan sezon kapsamında kuzey sur sistemindeki kazılar tamamlandı. Ortaya çıkarılan duvarların ölçüm ve çizimlerini içeren rölöve ile koruma çalışmaları başlatıldı. Aynı yıl şapelde bulunan ahşap parçaları ve mezarlardan alınan kemik örnekleri üzerinde radyokarbon analizleri gerçekleştirildi. Bilimsel yayında, ahşap örneklerinin 13. yüzyıla, kemik örneklerinin ise 11. yüzyıl sonu ile 12. yüzyıla tarihlendiği bildirildi. Şapeldeki mezar buluntuları arasında bulunan röliker haçlar da ayrı bir araştırmada ele alındı.
2023 YILINDA SUR HATLARI VE GİRİŞ KAPISI ORTAYA ÇIKARILDI
2023 yılı çalışmalarında kalenin sur hatlarının açığa çıkarılması üzerinde duruldu. Batı sur hattında iki burç arasında bulunan kapı açıklığı tespit edilerek kaleye giriş ve çıkışın sağlandığı nokta belirlendi. Kazı sonuçlarını aktaran yayınlarda, sur çevresinde farklı plan özellikleri taşıyan 17 burç ve bir gözetleme kulesinin ortaya çıkarıldığı belirtildi. Seçkin, 2024 sezon açılışındaki açıklamasında da 2023’teki çalışmalarla sur sisteminin ortaya çıkarıldığını ve restorasyona yönelik çalışmaların yapılabileceği aşamaya gelindiğini bildirdi.
2024 YILINDA KALE İÇİNDEKİ ARAŞTIRMALAR ÖNE ÇIKARILDI
2024 sezonunda araştırmaların kale içindeki yapılarda sürdürülmesi gündeme geldi. Altınova Belediyesinin sezon açılışına ilişkin açıklamasında, surların açığa çıkarılmasının ardından iç bölümdeki çalışmaların devam edeceği aktarıldı. Kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk Tarih Kurumu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Altınova Belediyesinin katkılarıyla yürütüldüğü belirtildi.
2025 YILINDA BUĞDAY İŞLİKLERİ VE BARINMA ALANLARI TESPİT EDİLDİ
2025 yılında kale içindeki günlük yaşama ilişkin kalıntılara ulaşıldı. Çalışmalarda buğday işlenen işlikler ve barınma mekanlarının ortaya çıkarıldığı bildirildi. Seçkin, aynı sezon çok sayıda seramik ve sikke bulunduğunu, bunların alanların hangi dönemlerde kullanıldığını belirlemeye yardımcı olduğunu açıkladı. Buluntuların çıkarıldıkları yerlere göre kayıt altına alındığı, ardından kazı evinde sınıflandırma, birleştirme ve koruma işlemlerinden geçirildiği belirtildi. Şapel gibi açığa çıkarılan yapıların korunmasına yönelik projelerin de hazırlandığı aktarıldı.
2026 YILINDA SAHA ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin 18 Haziran 2026 tarihli duyurusunda, yeni sezon çalışmalarının Prof. Dr. Selçuk Seçkin başkanlığında yürütüleceği açıklandı. Programa, kale içindeki yaşam alanlarının kazılması ile belgeleme, koruma ve restorasyon çalışmalarının birlikte sürdürülmesi dahil edildi. Üniversite, o tarihe kadar ortaya çıkarılan yapılar arasında sur duvarları, burçlar, gözetleme kuleleri, şapel, sarnıç, işlikler ve barınma mekanlarını sıraladı. Küçük buluntular arasında ise seramikler, ok uçları, bıçaklar ve çeşitli metal eserler bulunduğu bildirildi. Kasım ayında yayımlanan bilgilere göre, Çobankale’de 2026 yılı saha kazıları tamamlandı. Yalova İl Kültür ve Turizm Müdürü E. Fatih Bayram, kazı alanı ve kazı evindeki incelemelerinde Müze Müdürü Ali Sinan Özbey ile Kazı Başkan Vekili Doç. Dr. Ali Özcan’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Kazılarda ortaya çıkarılan buluntular Yalova Müzesine nakledildi. Belgeleme ve yayına hazırlık çalışmalarının ise Yalova Müze Müdürlüğü denetiminde 2026 yılı sonuna kadar sürdürülmesinin planlandığı bildirildi.

