
Türkiye’nin farklı illerinde aronya üretimi giderek yaygınlaşırken, Yalova’da yetiştirilen aronya; meyve iriliği, suda çözünür kuru madde oranı, meyve suyu randımanı, hasat zamanı, muhafaza süresi ve biyokimyasal içeriğiyle öne çıkıyor..
Yalova’nın iklim ve toprak şartlarında kendine özgü nitelikler kazanan ürün, 2021 yılında ‘Yalova Aronyası’ adıyla menşe adı olarak tescil edildi..
Haber / Zeynep TAŞTAN
Son yıllarda Türkiye’nin birçok ilinde yetiştirilmeye başlanan aronya, yüksek katma değerli alternatif tarım ürünleri arasında yer alıyor. Ancak aynı çeşide ait aronya bitkileri farklı illerde yetiştirilse bile elde edilen meyvelerin iriliği, tadı, şekerlilik seviyesi, asitliği, antosiyanin ve fenolik madde miktarı aynı olmuyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, iklim, toprak, sıcaklık, yağış, nem, sulama, gübreleme ve hasat zamanının aronya meyvesinin morfolojik ve biyokimyasal özelliklerini doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Ordu ve Trabzon’da aynı Viking çeşidi üzerinde yapılan karşılaştırmalı bir araştırmada bile meyve büyüklüğü, suda çözünür kuru madde, fenolik madde, antosiyanin, C vitamini ve asitlik değerlerinin bölgelere göre değiştiği belirlendi. Bu durum, aronyanın yetiştirildiği coğrafyanın ürün kalitesinde belirleyici olduğunu gösteriyor.
2021 YILINDA MENŞE ADI OLARAK TESCİLLENDİ
Yalova Aronyası için Yalova İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 8 Kasım 2019 tarihinde Türk Patent ve marka kurumuna başvuru yapıldı. Başvuru süreci 24 Haziran 2021 tarihinde tamamlandı ve ürün, 786 tescil numarasıyla ‘Yalova Aronyası’ adı altında coğrafi işaret aldı. Ürünün coğrafi işaret türünün menşe adı olması, Yalova Aronyasının özellikleri ile yetiştirildiği bölge arasında güçlü bir bağ bulunduğunu ortaya koyuyor. Tescil belgesinde ürünün coğrafi sınırı Yalova ili olarak tanımlanıyor. Bu nedenle Yalova dışında yetiştirilen ürünlerin, yalnızca aronya çeşidi aynı olduğu için ‘Yalova Aronyası’ adıyla satışa sunulması mümkün değil. Tescil kapsamında Yalova Aronyası, Aronia melanocarpa türüne ait Viking ve Nero çeşitlerinden üretiliyor. Meyvenin ilk dönemlerde pembe olan rengi, gelişme sürecinde pembe-mor ve mor-siyah tonlarına dönüşüyor. Tam olgunlaşan meyve siyah rengini alırken, tanen içeriği nedeniyle buruk, mayhoş ve kekremsi olan tadı olgunlaşmayla birlikte daha tatlımsı hale geliyor.
YALOVA’NIN İKLİMİ ÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİNİ BELİRLİYOR
Yalova’nın iklimi, Akdeniz ve Karadeniz iklimleri arasında geçiş özelliği gösteriyor. Yaz aylarının sıcak ancak aşırı sıcak olmaması, kış aylarının ise hafif soğuk, yağışlı ve genellikle don olaylarından uzak geçmesi aronya yetiştiriciliği için uygun şartlar oluşturuyor. Yaz döneminde en yüksek sıcaklıkların çoğunlukla 30 derecenin üzerine çıkmaması ve nispi nem oranının yüzde 50-70 seviyelerinde bulunması, meyvenin gelişmesini destekliyor. Hasat öncesindeki Temmuz ayında meyveler güneşten yararlanarak gelişirken, Ağustos ayında yağışın azalması olgunlaşma sürecinin kontrollü şekilde tamamlanmasına katkı sağlıyor. Tescil belgesine göre Ağustos ayında sıcak ve kurak şartların hakim olması, meyve kabuğunda buruşma, su kaybı ve hacim azalması yaşanmadan hasadın tamamlanmasını sağlıyor. Bu iklim yapısı, meyvenin dalında daha uzun süre bırakılmasına ve suda çözünür kuru madde oranının yükselmesine imkan veriyor. Yalova Aronyasının yetiştirildiği topraklar ise genellikle tınlı, yer yer killi-tınlı, nötr veya hafif alkali özellik gösteriyor. Toprak pH değerinin 7,0 ile 7,6 arasında bulunması, toprağın kireçsiz veya az kireçli olması ve su tutma problemi bulunmayan geçirgen yapısı, ürünün ayırt edici özelliklerini kazanmasında etkili oluyor.
MEYVE İRİLİĞİ VE SU ORANIYLA AYRILIYOR
Yalova Aronyasını diğer bölgelerde yetiştirilen ürünlerden ayıran en belirgin özelliklerin başında meyve ağırlığı ve iriliği geliyor. Tescil kriterlerine göre 100 adet Yalova Aronyasının toplam ağırlığı 90 ile 140 gram arasında değişiyor. Meyve iriliği ise 5 ile 14 milimetre arasında ölçülüyor. Bir salkımda 16 ile 34 arasında meyve bulunurken, salkım ağırlığı 15 ile 21 gram arasında değişiyor. Meyve suyu randımanı yüzde 71’e kadar çıkabiliyor. Bu değerler, Yalova Aronyasının hem taze tüketim hem de meyve suyu, sirke, reçel ve marmelat gibi işlenmiş ürünlerin üretimi açısından avantaj sağlamasına imkan veriyor. Yalova İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından tescil sürecinde yapılan değerlendirmelerde, Yalova’nın ekolojik şartlarında yetişen aronyanın meyve ağırlığı ve iriliği bakımından farklılaştığı, muhafaza sırasında kalitesini koruyarak daha düşük ağırlık kaybına uğradığı tespit edildi.
BRİKS DEĞERİ YÜZDE 24’E KADAR ÇIKIYOR
Yalova Aronyasının hasat zamanının belirlenmesinde yalnızca meyvenin siyah renge ulaşması yeterli görülmüyor. Ürünün olgunluğu, suda çözünür kuru madde miktarını gösteren Briks değeri üzerinden takip ediliyor. Tescil şartlarına göre Yalova Aronyasının hasat edilebilmesi için Briks değerinin en az yüzde 18’e ulaşması gerekiyor. Meyvenin daha fazla irilik kazanması ve şekerlilik seviyesinin yükselmesi amacıyla hasat geciktirildiğinde bu oran yüzde 20 ile yüzde 24’e kadar çıkabiliyor. Hasat genel olarak Ağustos ayının sonu ile Eylül ayının ortası arasında gerçekleştiriliyor. Meyvenin siyah renge ulaşmasından sonra da sulamaya devam edilmesi ve ürünün belirli bir süre dalında bırakılması, meyve büyüklüğünün ve Briks değerinin artmasını sağlıyor. Bu özellik, Yalova Aronyasının diğer illerde farklı iklim şartlarında ve daha erken dönemlerde hasat edilen aronyalara göre tat, olgunluk ve meyve yapısı bakımından ayrılmasında etkili oluyor.
POLİFENOL VE ANTOSİYANİN BAKIMINDAN ZENGİN
Tescil belgesindeki değerlere göre bir kilogram Yalova Aronyasında yaklaşık 20 gram polifenol ile 4 ila 8,5 gram arasında antosiyanin bulunuyor. Ürün ayrıca klorojenik asit, neoklorojenik asit, malik asit, tartarik asit ve sitrik asit gibi organik asitler bakımından zengin bir yapıya sahip. Yalova Aronyasının pH değeri 3,3 ile 3,8 arasında değişiyor. Ürünün kendine özgü buruk, mayhoş ve kekremsi tadında tanenler ve organik asitler etkili olurken, olgunlaşmanın ilerlemesiyle tadın daha dengeli hale geldiği belirtiliyor. Ancak aronya meyvesindeki antosiyanin, fenolik madde ve antioksidan değerlerinin yalnızca yetiştirildiği ile bağlı olmadığı; kullanılan çeşide, meyvenin olgunluk seviyesine, sulama ve gübreleme uygulamalarına göre de değişebildiği biliniyor. Bu nedenle Yalova Aronyasının farkı yalnızca tek bir bileşen üzerinden değil; irilik, Briks, su randımanı, hasat zamanı, muhafaza özelliği ve üretim yöntemi gibi kriterlerin tamamı üzerinden değerlendiriliyor.
İKİ AYA KADAR MUHAFAZA EDİLEBİLİYOR
Yalova Aronyasının öne çıkan özelliklerinden biri de hasat sonrasındaki dayanıklılığı. Meyve, 15-25 derece sıcaklık ve yüzde 80 nem şartlarında yaklaşık iki hafta bozulmadan muhafaza edilebiliyor. Daha uzun süre saklanması gerektiğinde soğuk depolama uygulanıyor. İri taneli yapısı, yüksek meyve suyu randımanı ve fenolik bileşikler bakımından zengin olması nedeniyle ürünün buzdolabında 4 derecede yaklaşık 60 gün muhafaza edilebildiği belirtiliyor.
ÜRETİM ÇALIŞMALARI YALOVA’DA BAŞLADI
Aronyanın Türkiye’deki ilk araştırma ve adaptasyon çalışmaları 2012 yılında Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde başladı. Viking ve Nero çeşitleri üzerinde yapılan çalışmalarla bitkinin Yalova şartlarındaki gelişimi, çiçeklenme dönemi, verimi ve meyve özellikleri incelendi. Araştırmalarda Viking çeşidinin Nero çeşidine göre gözlerin uyanması, çiçeklenme, meyve tutumu ve renklenme dönemlerinde ortalama üç gün daha erken hareket ettiği belirlendi. Viking çeşidinin daha dik geliştiği ve bitki başına verim bakımından Nero çeşidinin önünde yer aldığı kaydedildi. Deneme alanlarında altı yaşındaki Viking bitkilerinden bitki başına 14,91 kilogram, Nero çeşidinden ise 12,86 kilogram ürün alındı. Yalova İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2025 yılında açıkladığı verilere göre kent genelinde yaklaşık 150 üretici, 510 dekar alanda aronya üretimi gerçekleştiriyor. Yalova’daki aronya rekoltesinin 2020 yılında 7-8 ton seviyesindeyken 2024 yılında yaklaşık 200 tona ulaştığı, 2025 yılı üretiminin ise 250 ton civarında beklendiği bildirildi.
HER ARONYA ‘YALOVA ARONYASI’ DEĞİL
Türkiye’nin farklı bölgelerinde Nero ve Viking çeşitleri kullanılarak aronya yetiştirilebilse de bu ürünlerin tamamı Yalova Aronyası olarak kabul edilmiyor. Yalova Aronyası adının kullanılabilmesi için ürünün Yalova il sınırları içerisinde yetiştirilmesi, tescil belgesinde belirtilen çeşitlerin kullanılması ve sulama, hasat, muhafaza, ambalajlama ile kalite şartlarının karşılanması gerekiyor. Ürünün ambalajında ‘Yalova Aronyası’ logosu ile menşe adı ambleminin bulunması zorunlu tutuluyor. Ambalaj üzerinde ayrıca muhafaza koşulları ve en az yüzde 18 olması gereken Briks değerinin yer alması gerekiyor. Denetimler Yalova İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün koordinasyonunda, ilgili kurumların uzmanlarından oluşan denetim mercii tarafından yılda en az bir kez gerçekleştiriliyor. Denetimlerde arazi ve toprak şartları, kullanılan çeşit, üretim yöntemi, meyve iriliği, 100 tane ağırlığı, salkım özellikleri, meyve suyu randımanı, ambalaj ve logo kullanımı kontrol ediliyor. Yalova Aronyasının coğrafi işareti böylece yalnızca bir ürün adını değil, Yalova’nın iklimi, toprağı, üretim yöntemi ve hasat uygulamalarıyla oluşan belirli bir kalite standardını da koruma altına alıyor.


