
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yalova İl Temsilcisi Ozan Burak Cangir, son günlerdeki sismik hareketliliğin tek başına büyük depremin habercisi sayılamayacağını belirterek, asıl önemli olanın olası bir depreme karşı ne kadar hazırlıklı olduğumuz olduğunu vurguladı.
Haber / Büşra GÜNDÜZ
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yalova İl Temsilcisi Ozan Burak Cangir, Marmara Bölgesi ve yakın çevresinde son günlerde meydana gelen sismik hareketliliğe ilişkin yaptığı açıklamada, art arda yaşanan küçük ve orta büyüklükteki depremlerin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Cangir, asıl sorulması gereken sorunun ise “Büyük deprem meydana geldiğinde ne kadar hazırız?” olduğunu vurguladı.
Son günlerde Marmara Bölgesi ve çevresinde meydana gelen depremler nedeniyle vatandaşlardan çok sayıda soru ve değerlendirme talebi geldiğini belirten Cangir, kamuoyunda zaman zaman “deprem fırtınası” olarak ifade edilen sismik hareketliliğin bilimsel gerçekler doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Marmara Bölgesi'nin başta Kuzey Anadolu Fay Zonu olmak üzere çok sayıda aktif ve ikincil fayın bulunduğu hareketli bir tektonik sistem üzerinde yer aldığına dikkat çeken Cangir, bölgede meydana gelen her depremin doğrudan ana fay kolu üzerinde gerçekleşmediğini söyledi.
‘KÜÇÜK DEPREMLER TEK BAŞINA BÜYÜK DEPREMİN İŞARETİ DEĞİL’
Son dönemde meydana gelen küçük ve orta büyüklükteki depremlerin önemli bölümünün ana fay zonu çevresindeki küçük ve ikincil fay parçalarında oluşan gerilim değişimleri ve kırılmalarla ilişkili olduğunu belirten Cangir, bu yapıların kısa süre içerisinde çok sayıda küçük deprem üretebildiğini kaydetti. Bu tür kümelenmiş sismik hareketliliğin kamuoyunda “deprem fırtınası” olarak tanımlandığını ifade eden Cangir, “Ancak art arda çok sayıda küçük depremin meydana gelmesi, tek başına ana fay üzerinde büyük bir depremin başladığı veya yaklaşmakta olduğu anlamına gelmez” dedi. Meydana gelen depremlerin bugün itibarıyla “öncü deprem” olarak nitelendirilmesinin de bilimsel açıdan mümkün olmadığını vurgulayan Cangir, bir depremin öncü olup olmadığının ancak daha sonra daha büyük bir deprem meydana gelmesi halinde geriye dönük olarak anlaşılabileceğini belirtti. Cangir, “Bugün elimizde bulunan veriler üzerinden ‘Bu depremler büyük depremin öncüsüdür’ demek ne kadar bilimsel değilse, ‘kesinlikle büyük bir depremle ilişkili değildir’ demek de aynı ölçüde doğru değildir” ifadelerini kullandı.
SOSYAL MEDYADAKİ İDDİALARA DİKKAT
Depremlerin gününü, saatini ve büyüklüğünü günümüz bilimsel imkanlarıyla kesin olarak önceden belirlemenin mümkün olmadığını hatırlatan Cangir, sosyal medya ve çeşitli mecralarda yer alan bilimsel dayanağı olmayan açıklamalara karşı vatandaşların ihtiyatlı olması gerektiğini söyledi. “Büyük deprem geliyor”, “fay harekete geçti” ve “bunlar kesin öncü” gibi ifadelerin toplumda paniğe neden olabileceğine işaret eden Cangir, doğru, bilimsel ve güvenilir bilgiye ulaşmanın önemini vurguladı.
‘YALOVA'NIN DEPREM TEHLİKESİ ORTADAN KALKMIYOR’
Açıklamada, son dönemdeki depremlerin büyük bir depremin öncüsü olarak değerlendirilememesinin Marmara ve Yalova'nın deprem tehlikesinin ortadan kalktığı anlamına gelmediğinin de altı çizildi. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin ağır sonuçlarını yaşayan Yalova'nın aktif fay sistemlerinin etkisi altında bulunduğunu belirten Cangir, kentin jeolojik yapısı, aktif faylara yakınlığı, özellikle kıyı kesimlerindeki kalın alüvyal zeminler ile bazı bölgelerdeki heyelan ve zemin problemlerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Yapı güvenliği kadar zemin koşullarının doğru belirlenmesi ve yapı-zemin ilişkisinin doğru kurulmasının hayati önem taşıdığını belirten Cangir, mikrobölgeleme çalışmalarının güncel tutulması, yapı stokunun bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi ve zemin ile temel etütlerinin mühendislik biliminin gereklerine uygun yapılması gerektiğini kaydetti. Riskli alanların belirlenmesi ve kentsel dönüşüm çalışmalarında zemin özelliklerinin esas alınmasının önemine değinen Cangir, “Depremleri engelleyemeyiz; ancak depremlerin afete dönüşmesini engellemek bizim elimizdedir” dedi. Cangir, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yalova İl Temsilciliği olarak bölgedeki sismik hareketliliği ve konuya ilişkin bilimsel değerlendirmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceklerini belirterek, vatandaşların özellikle sismik hareketliliğin arttığı dönemlerde güvenilir ve bilimsel kaynaklardan bilgi edinmesi çağrısında bulundu.


