
Aslında dünyanın hiçbir yerinde susuzluk diye bir şey olmaması lazım, çünkü su molekülleri dünyanın atmosferinden kaçamaz! Sorun, temiz suyun çok ucuza maledilip çok pahalıya satılan bir emtia olmasıdır! Okyanus suyunu arıtıp kullanmaya başladığınızda ise bu astronomik karlarla ticareti yapılan emtia o kadar da karlı olmayan bir şey haline gelir; ki bunu da çıkar sahipleri kesinlikle istemez! Bu yüzden de sayısız kimse ve bilhassa bir sürü çocuk kolera, dizanteri, sıtma, sarı humma gibisinden hastalıklar ile sürünür ve hatta ölür! O çocuğun suçu ne? Gerçi Güney Kore ve benzeri ülkelerde üzerinde sistemin tepindiği çocuğun suçunun ne olduğunu sormadan da edemeyeceğim!
Su kesintileri müreffeh bir coğrafyada konforu ciddi şekilde bozar! Ama kıtlık ve kuraklık olan bir ülkede ise çok daha korkunç sonuçlar yaratır! Sahra çölü ve İç Avustralya bomboş ama maalesef pek bir şey yapılabildiği de söylenemez! Merak etmeyin devridaim teorilerine de girmeyeceğim; deniz suyuyla çalıştırılan seraların varlığını ortodoks bilim dahi reddetmiyor; mesela... Zaten gündüz sıcaklığının, en düşük olduğu ayda dahi 30 celsius'un altına inmediği Hartum, Niamey, N'djamena ve benzeri yerlerde buharlaşmanın pek de bir sorun olacağını zannetmiyorum! Peki ya neden hala açlık ve susuzluk var? Veya mesela neden Mısır ve Etiyopya gibi ülkeler tek bir baraj yüzünden birbirleriyle kanlı bıçaklı hale geliyor?
Tesla Valfi gibisinden egzotik yeniliklerden Cezeri gibisinden daha eski çağlara dayanan neler neler var... İnkaların da demir teknolojisi olmadan harikalar yarattığını biliyoruz! Eksi 30 celsiusta ısıtma olmadan limon ağaçları ve Kokain üretebilmek için narkotik zehirlerine direnip 8 kata kadar daha fazla ürün veren ırklar elde edebildik ama hala açlık bitmiyor! Burundi'nin suçu ne? Ya Yemen'in suçu ne?
Mesele kontrol! Bolluk olursa kontrol edemezler! Biz sıradan insanları doğayı yokeden zararlı haşereler olarak gören zihniyetten ne beklenebilir ki? Madem Nazizm 1945'te yenildi; neden ABD'de herhangi bir nedenden ölen zencilerden daha fazla sayıda zenci bebek kürtajla aldırılıyor; hele bir de üçüncü dünyadan çok daha korkunç ve vahşi örnekleri eklersek... Zaten Darwin, ve öncüsü Malthus; 'Güçlünün zayıfı ezmesi güçlüye kader ve tesadüf tarafından bahşedilmiş bir haktır' cümlesiyle özetlenemez mi? 'Fakirlere yardım etmeyin, açlıktan ölmeleri herkesin hayrına' diyenlere ne diyebiliriz ki artık...? Üstelik bu zihniyet günümüzde bir zamanların sözde korkunç engizisyonlarının yerini alan şey! Diri diri yakıyorlardı ama düşenin de elinden tutuyorlardı! Zaten Roma Paganizm'ini de bu sayede yıkmışlardı! Peki ya şimdi?
Çalışacağız çabalayacağız! Polybius ile Konstantin arasında 500 yıl, İsa ile Konstantin arasında ise 300 yıl var! Fransız Devrimi ve Ekim Devriminden öncesinde de kaynamayla geçen 100 yıl vardı!
Ümitsizliğe gerek yok! Görürüz veya göremeyiz ama doğru olan ne ise onu yapmaktan sakın ama sakın şaşmayalım!


