Moraller bozuk. Aslında dünyanın pek çok ülkesinde kriz var. Batı ülkelerinin sıradan insanları yoksullaştı. Çin’de, Rusya’da, Japonya’da ve başka pek çok ülkede de demografik kriz var. Hindistan ise şimdilik iyi gidiyor ve bir yol kazasına uğramazsa önü çok açık. Arjantin’de de ilginç bir adam seçimi kazandı ve orada yakın gelecekte çok ilginç şeyler olabilir. Kanada’nın nüfusu göç nedeniyle hızla artıyor. Batının halkları, çocuklarının gelecekleri için oldukça endişeli. Çünkü bir çok batı ülkesinde bir süre sonra lokaller azınlıkta kalabilir. Londra belediye başkanı ve İngiltere başbakanından sonra İskoçya başbakanı da bir güney asyalı. ABD’de de pek çok CEO Hintli. Orta Amerika ülkeleri yoksulluk ve şiddetle mücadele ediyor ama o ülkelerin pasaportları ile schengen bölgesine vizesiz girilebildiğini de ekleyeyim. Bunun dışında yapay zeka hızla gelişiyor. Yapay zeka, bize bir altın çağ yaşatabileceği gibi biz sıradan insanların hayatını cehenneme de çevirebilir. Ama Skynet gibi bir gücün bile sonunu fareler ve küflenme getirebilir. Zaten hepimiz bu dünyada geçici değil miyiz? Crispr CAS9 teknolojisi bir yandan çok umut vadediyor ancak yanlış ellere geçmesi de çok tehlikeli sonuçlar yaratabilir. Bu teknoloji ile nadir genetik mutasyonların hepsine birden sahip olan süper askerler ve süper işçiler yaratılabilir. Işıldayan böceklerin geninin köpeklere enjekte edilmesiyle ışıldayan köpekler yapılabildiğini biliyoruz. GDOlar aslında çok ciddi bir potansiyel barındırıyor ama yeterince araştırma yapılmamış tarım ürünlerinin tüketilmesinin yarardan çok zararı olacaktır ve kimyasallar ile safsızlıklar konusunda da verilen üst limitlerin aslında insan bedenine fazlasıyla zarar vermeye yeteceğini ancak karlılıkların düşmemesi adına bunların göz ardı edildiğini biliyoruz. Ayrıca teknoloji insanları işsiz bırakmaz; bıraksaydı sanayi devriminden bu yana gerçekleşen pek çok gelişme çoktan dünya nüfusunun neredeyse tamamını işsiz bırakmış olurdu ama bırakın işsizlik tehlikesini haftalık çalışma saatleri bile dünyada çok da azalmış sayılmaz! Ama tabi teknoloji nedeniyle tedavülden kalkacak mesleklerin sahiplerinin vasıfsız eleman konumuna düşecekleri gerçeği de var. Sanayi devriminin başlarında Luddite hareketi böyle insanlardan oluşuyordu ve günümüzde de bazı teknolojilerin kullanıma sunulması orta sınıftaki pek çok insanın küme düşmesine neden olacağı için kullanıma sunulmuyor. Peki neden vasıfsız kimselerin kolaylıkla kullanabileceği üretim araçlarının imali yerine çok daha zor bir şey olan işçinin makinaya göre eğitilmesini yapıyoruz? Halbuki vasıfsız elemanların kullanabileceği araç gereçler üretim kapasitemizi inanılmaz arttırabilir ve vasıfsız kimselere de bir geçim kaynağı vermiş oluruz.
Dünyamız çok dar. Bunun da nedeni aşırı nufus değil ulaşımın ve iletişimin çok hızlanmış ve kolaylaşmış olmasıdır. Yalova’dan Los Angeles ile görüntülü konuşulabilen, 1-2 gün gibi bir sürede dünyanın öbür ucuna gidilebilen bir çağda yaşıyoruz. Bunun da çözümü uzay kolonileridir. En basitinden Mars ile bile 40 dakika gecikmeyle iletişim kurabiliyoruz; 2.5 milyon ışık yılı uzaklıktaki Andromeda’yı siz hayal edin… ‘Işık hızı aşılamaz’ diyenlere de Trenler ve Arabalar ilk çıktığı zaman Saatte 30 km’den fazla hızın insan bedenine zarar verebileceğini söyleyenleri veya uçakların keşfinden önce havadan ağır bir şeyin uçamayacağını söyleyenleri hatırlatmak istiyorum!
2024 yılının ilk yazısında sizi en iyi dileklerimle selamlıyorum! Umarım hepiniz için en hayırlı olan ne ise o olur! Ve unutmayın ki hayatta hiçbir zaman devamlı çıkış olamayacağı gibi hiçbir zaman devamlı iniş de olamaz!