
Bu hafta 1930 yılında Yalova kaplıcalarına gezintiye gelen ve görüşlerini Akşam gazetesine ifade eden meşhur doktorların söylediklerini sizlerle paylaşıyorum.
Belki bu gün için ders çıkaracağımız bazı görüşler bizde hareketlenmeye sebep olabilir.
Olur mu dersiniz?
Olur veya olmaz, ortada bir hakikat var. Atatürk, çok kısa bir zamanda harabeye dönüşen kaplıcalar bölgemizi mükemmel bir tesis haline dönüştürmüş ve şifa merkezi haline getirmişti.
Ya günümüzde ne var?
Doğrusunu söylemek gerekirse Yalova’yı tek başına sırtlayacak kadar cazibeye sahip kaplıcalar bölgesi sıradan bir hamam sefası yapılacak tesise dönüştürülmüş.
İnsanlar gidiyor, sıcak suyla hamam yapıyor ve dönüyor.
Kaplıca sularından faydalanma usullerini bilen kalmamış. Sağlık açısından faydalarından habersizler. Ve hamamlara gidenlere sıcak su tedavisi açısından yapılması gerekenleri anlatacak uzman doktorlar yok.
Üstünü çıkaran suya atlıyor.
Terini yıkamadan, kirini çıkarmadan bir bakıyorsunuz havuzun içinde…
Kurna başında yıkanmayı, buharlı odada terlemeyi, kese yaptırmayı, kir atmayı, şok havuzuna girmeyi, havuzda kaç dakika duracağını, tazyikli su altındaki süresi, banyodan sonra ne yiyeceğini, kaç dakika yürüyüş yapacağını ve bünyesinin bu şekilde ne kadar zaman tedavi göreceğini bilerek mi gidiyorlar kaplıcaya?
Söylemek istediğim şey, kaplıca kültürümüz kaybolup gitmiş…
İşte bu yüzden size geçmiş günlerle ilgili beyanatlardan örnekler vermek istedim.
En maruf doktorlarımız kaplıcalarımız için ne diyorlar?
- Haziran 1930, Akşam: Sayfa 5.
Yalova tenezzühüne iştirak eden doktorlardan bazılarının fikir ve intibalarını dün yazmıştım. Bugün de bir kısmını yazıyorum.
Gülhane muallimlerinden Abdülkadir Bey: “Yalova kaplıcaları tesisat-ı tabiatın imtiyazlı yarattığı o güzel mıntıkayı, medeniyet ve insaniyet kudretiyle teçhiz eden büyük eserlerdir. Eser sahipleri tebrik ve tebcile layıktır.”
Dr. Akil Muhtar Bey: “Yalova’yı iki sene evvel gezmiştim. O vakit eski zamanlardan beri meşhur olan bu kaplıcaların metruk haline çok acımıştım. Bu defa gezdiğim zaman Yalova’yı tamamıyla değişmiş buldum. Az zaman zarfında bu derece imar edileceğini aklımdan geçirmemiştim. Yalova, asri teçhizatıyla mükemmel bir kaplıca haline getirilmiştir.”
Fakülte muallimlerinden Dr. Fuat Fehmi Bey: “Yalova kaplıcaları Avrupa’daki kaplıcalara tamamen benzemekle beraber manzara ve tedavi nokta-i nazarından da onlara faik ve şayanı tercihtir. Zümrüt Yalovamızı bu hale getiren elleri takdir etmemek hakikaten küstahlık olur.
Dr. Orhan Bey: “Yalova’ya ilk defa geliyorum. Kaplıcaya gösterilen bu gayret ve ihtimam çok şayanı takdirdir.”
Dr. M. Kemal ve Kenan Tevfik Beyler: “Memleketimizde bir hekim sıfatıyla ve itimatla tavsiye edebiliriz ki, Yalova kaplıcaları sıhhi ve en mütekâmil bir şekle ifrağ edilmiştir. Kaplıcaların dâhili teşkilatı çok mükemmeldir.”
Dr. Kilisli Rıfat Bey: “Bu muazzam ve muntazam mesaiye karşı söylenecek şeyler yalnız hayret ve takdir ifade eden kelimeler olabilir. Buradaki sıhhi ve tabii vasıtalardan istifade edebilmek her hasta için bir mazhariyettir.
Farmakolog Kimyager İsmet Bey: “Çok cazip bir tarzda imar ve ihya edilen ve Türkiye’nin en güzel sıhhat kaynağı olan Zümrüt Yalova’yı bütün hastalara tavsiye ederiz.”
Farmakolog Kimyager Naşit Bey: “Cidden cazip ve yeşil Yalova, memleketimizin değil bütün Avrupa’nın en güzel kaplıcalarına faiktır.
Yolda bir köylü ile görüştüm:
-Yalovamız cennete döndü. Gazi babamızı bekliyoruz…
Dedi.
Yalova’ya şimdiden yerli ecnebi birçok kimseler, gezmek ve kaplıcalardan istifade etmek için gelmeye başlamışlardır.
Dünyada mevcut bütün kaplıcaların eskisi, en meşhuru, güzeli ve faydalısı olan Yalova mevkiinin letafeti, ikliminin mutedil olması, tedavi ve istirahat için geleceklere en asri bir konfor temin eden tesisatın mevcut bulunması, muhtelif ve müteaddit gezinti ve eğlence mahalleri, geniş ve mükemmel plajları, mütehassıs doktorların idaresine tevdi edilmiş olan sıhhi teşkilatı, gidip gelme vasıtalarının sık olması itibarıyla behemehâl gidilecek ve istifade edilecek bir yerdir. İ.F


