
Sevgili dostum.
İnsan olmak ve insan kalmak gibi, her kesin arzuladığı ya da başkasından beklediği, bu kıymetli değerin, Müslümanlar neresinde diye çok düşündüm, inanın içinden çıkamadım.
İnsan olmak yüce yaratıcı, merhamet sahibi, bizi en değerli kılan Allah'u Zülcelal HZ. tarafından hediye edilen, altın tepside sunulan, çok kıymetli bir hazineye konmaksa insan kalmakta o hazinenin kıymetini bilmek olduğunu fark etmenin adı olması gerekmez mi? Düşünüyor, tefekkür ediyor, iman ediyor, şartsız ve şüphesiz teslim oluyor, imanınız, Allah'a yakınlığınız artsın diye insan kalmanın formülü olan, insanlara iyilikten başka bir şey düşünmüyorsanız doğru yoldasınız demektir. Şeytan araya girmesin, nefsiniz kendini ilah sanmasın diye sadece Allah'a baş eğiyor, kibirden, vesveseden, fitneden uzak duruyor, secdeye iki damla gözyaşı döküyorsanız, doğru yoldasınız demektir. Ya bu yolda olmak ya da bu yolda insan yetiştirmek için ömrünüzü, bilginizi paranızı, dilinizi harcıyorsanız doğru yoldasınız demektir. Bunlarda yoksa sizde bu yolda olanları desteklemek, onları koruyup kollamak, onları yaşatmak zorundasınız. Onlar el açmazlar, istemezler, onur sahibi, merhamet yüklüdürler. Onlar insan kalma yükünün çilesine talip olan, bizim üzerimizden o yükü kaldıran var olan ama yok gibi yaşayan, rahmetin inmesine vesile olan insanlardır. Onlar olmasa Allah'ın bizimle irtibatı kesilir de insanlıktan çıkar, hayvanlardan aşağı, aşağıların aşağısına ineriz. Bu yüzden insan olduğumuza şükreder, Allah'ı tanıdığımıza hamd ederiz. Düşünürsek Allah yeter. Bu yolda olanlarda saygıyı hak eder. Çünkü insanlık bitmesin diye zora talip olurlar. İnsan kalma yükü çok ağır, bir o kadarda keyiflidir. Allah'a eli boş gitmemek adına, geçmişinden aldığı insanlık emanetini, gelecek nesillere teslim etmenin keyfini yaşarlar. Bu zevk için, dikenli yolları gül bahçesi, zindanı saray odası gibi görür, celladı da kardeşi bilirler. Kim bunlar diyeceksen, arkana bak, sana kadar geldiyse, varlar demektir. Sana taşıyanlar, kim deme sen ol. Engel mi var, varsa kaldır, insan ol insanlığa hizmet et, insan kal. Şimdi düşün? O hazineyi taşımaya çalışma gayreti içinde olanların, saygı ve değer alması gerekmez mi? İnsan kalmayı başarmak için bizim adımıza çile çeken, insanlık ölmesin diye, edebinden dolayı susan, bu insanlara saygı duyulması, yaşatılması, daha fazla değer verilmesi gerekmez mi? Bana göre gerekir, sana göre de gerekiyorsa iki olduk demektir. Çocukluğumda dinlediğim, beni gerçekten etkileyen, Ahmet ismi ile alakalı öğretmenimizden, bir hikaye dinlemiştim. Neden Ahmet diye, ne anlamına geldiğine baktığımda, övülmeye layık işler yapan, şükür sahibi anlamını görünce, Ahmet olmayı çok istedim. Fakat Ahmet olmak gerçekten zormuş, Mustafa olarak kalmaya razı oldum. Mustafa seçilmiş demek, seçilirsin ama belki başaramazsın. Ahmet ise övülmeye layık olmayı gerektirir, o gün ben öyle düşündüm. Hikaye şöyle başlıyordu. Bir medresede, sevilen alim bir hoca, Ahmet adındaki talebesine biraz fazla, önem verirmiş. Talebelerin bir kısmı bunu fark etmiş, hocaları da talebeleri fark etmiş. Günaha girmesinler Ahmet'i tanısınlar ona karşı sevgileri artsın diye, talebelere şöyle bir soru sormuş. Çocuklar size biri kötülük yapsa ne yaparsınız? Sabrederiz hocam demişler, yine yapsa demiş, yine sabrederiz demişler, hoca üçüncü kez yine yapsa diye sorunca, Ahmet hariç hepsi, mukabelede bulunuruz hocam demişler. Hoca Ahmet'e dönerek sen ne dersin Ahmet demiş, Ahmet, bir adam bana bir ömür zarar verse, bende ona bir ömür iyilikte bulunurum hocam demiş. Hoca hiçbir şey konuşmadan sınıftan çıkıp gitmiş. Bu hikaye beni çok etkilemişti. İyilik yapmak ancak bu kadar iyi ve güzel anlatılabilirdi. (bana göre) Ahmet olmayı çok isterdim. Belki de Ahmet olmaya seçildim, en azından Ahmetoğlu Mustafa oldum. Kıymet bilirsem şükredenlerden olurum. İnsan kalmak için. Hoşça kalın dostça kalın.


