
Merhaba sevgili okuyucum, biliyorum bir görünüp bir kayboluyorum ama hayata çok hızlı dönüyor ve ben bazen bu duruma yetişemiyorum. Ben koşuyorum o koşuyor e yaşta geçiyor ama hala heyecanlandığım ve mutlu olduğum hatta beni motive eden etkinler peşinde koşuyorum.
Bu hafta sinemaya gittim. Yalova’da üç büyük AVM var ve ikisinde sinema var. Filimler aynı ve fiyatlar maalesef yüksekler o yüzden salonlar boş! telefon şirketlerinin bir alana bir bedava kampanyası keyfi bir uygulama gibi uygulanıyor. Velhasıl insanların eğlenmek için ya da filim izleme zevki için sinemaya gitme ihtimali her geçen gün azalıyor. İzlediğim iki filimde de salonda sadece biz vardık ne acı…
Sonra tiyatro vardı en sevdiğim. Tiyatro sahnesine çıktıysanız ve sahne tozunu aldıysanız o atmosfer sizi de büyüler. Velhasıl önce Polis Eşleri derneğimizin öncülük ettiği Şehit ve gazi ailelerine yardım amaçlı biletleri satılan ‘Kanlı Nigar’ tiyatrosuna gittim. Çok eğlenceliydi ama yine rahatsız olduğum şeyler vardı. Yalova’da Tiyatro da sinema gibi maalesef mekan sıkıntısı nedeniyle facia. Raif Dinçkök yağmurlu ve soğuktu. Salon küçük ve kasvetli. Ses sistemi korkunç olunca üşüyerek ve uğultu ile izledik. Baş ağrısı ile eve döndüm. Ertesi gün ücretsiz tiyatro vardı vaktim olunca yine gideyim dedim. Salonun en az beş katı insan gelmişti salonda adım atacak yer yoktu ve kimsenin çıkmaya niyeti de yoktu. Yaklaşık yarım saatten fazla yer kavgası olduktan sonra boş olan her yere sandalye konuldu. Bir o kadar insan o soğukta geri dönmek zorunda kaldı. Deprem olursa nasıl çıkacağız diye öfkelenen kadına hak verdim. Erkenden gelip oturduğum koltuğumun önüne konulan sandalyede ağzında sakız ile tiyatro izlemeye gelen kadını izlemek zorunda kaldım. Tiyatro izleme adabı ile ilgili hiçbir şey yoktu!
Maalesef saygı ve düzen yoktu.
Tiyatro oyunu muhteşemdi. Oyuncular ve hikâye çok iyiydi ama onda da ama’lar yaşandı. O geç gelip ısrarla sandalyelere oturup izleyen izleyicilerin çoğu oyunun ilk yarım saatinde çıktılar. Hem de gürültü ve curcuna ile.
Oyun bitmeden, oyuncular selam vermeden çıkmaya çalışanların gürültüsüne de çok üzüldüm. Dışarı çıkıp evime dönerken düşündüm. Bu şehirde neden her şey çok zor …
İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı’nda imzam vardı. Kocaman bir alan ve ayrı salonlar, yüzlerce stand ve binlerce çalışan vardı. Her gün binlerce ziyaretçi ağırlayan fuar alanında ki düzen ve planlamayı takdir ettim. Yalova’da olsaydı dedim…
Yapamıyoruz, olmuyor. Mekan sıkıntımız var. Kocaman bir alanı pasla kaplı her yeri açık olan bir bina yapıp içine küçük salonlar yapmak kimin fikriydi. Nikah salonu yine küçücük basık bir yer. Ortada ki boş alan yukardan yağmur yağıyor etraftan rüzgar ve bomboş bir alan oysa o alanı salonlara katsaydık heyecanla gelen izleyiciler geri dönmeyip keyifle ve saygıyla oyun izlerlerdi.
Şehrimizin kültüre ve sanata açlığını giderecek alanlar olması ve yapılması gerekiyor. Sosyal ve kültürel faaliyetleri yapmayı istemek ayrı mekan belirlemek ve halka ulaştırmak ayrı …
İyi niyete inanıyorum ama planlama ve çabanın olmayışı çok üzücü.
Sevgili okuyucum; Hepimizin sanatsal gösterileri izlemeye ve sanatla buluşmaya hakkı vardır. Ama kaliteli bir mekanda uygun ücretle buluşması gerekir. Gerginlikle tiyatromu izlenir, sinema mı izlenir.
Velhasıl; kültürel faaliyet diye gidip ahlayıp vahlayıp eve döndüğüm bir haftaydı.
Evde çayımı içip fuardan aldığım yeni kitaplarımı okudum. Tiyatroya ağzında sakızla gelen, yer bulmadığı için küfür eden, koltukta uygunsuz oturanları izleyip kahrolmaktansa evimde kalıp filim izledim, kitap okudum ve kayıt altına alınmış tiyatroları izledim. Yalova’m canım benim seni her şeye rağmen çok seviyorum.
20 yılda değişen hiçbir şey yok.
Çaba yok ama çok seviyorum işte…
Sevgiyle ve saygıyla kalın.
Saygı çok önemli, saygı şart.
Haftaya inşallah görüşmek üzere…


