BIST 100
13.838,38 2,34%
DOLAR
43,6000 0,02%
EURO
51,9679 0,01%
GRAM ALTIN
7.090,63 -0,39%
FAİZ
35,20 0,40%
GÜMÜŞ GRAM
116,81 -0,66%
BITCOIN
70.548,00 0,26%
GBP/TRY
59,7309 0,02%
EUR/USD
1,1912 -0,02%
BRENT
69,15 1,62%
ÇEYREK ALTIN
11.593,17 -0,39%

HER DAİM YALOVA’YI YAZARIM

muhsin-sevencan-haberci-kose-yazisi

 

Sevgili Yalovalılar!

Malumunuzdur, her daim Yalova’yı yazarım. Bu şekilde 30 yılı tamamladım.

Yazmadığımda, kendimi, bir şeyi eksik yapmış gibi hissederim ve bu yüzden bazen takdir edilirim bazen de eleştiri alırım.

Herkes Yalova’yı kontrol edilebilir küçük bir kent zannediyor. Gerçekte Yalova otuz milyonluk bir nüfusun hareket sahasıdır. Her an her şey olabilir.

Nitekim dikkatimi çekti. Yetkililer ne zaman Yalova’da asayiş berkemal dese, birkaç gün içinde nasıl oluyorsa bir vukuat ortaya çıkıyor. Sanki hazırda bekleyen gizli bir el var ve hemen harekete geçiyor.

Yalova’da suç çeşitlerinin hepsi yaşandı. Sadece Epstein olayıyla ilgili henüz bir suç unsuru ortaya çıkmadı. 1999 Büyük Marmara Depremi’ne bağlı olarak çocuk kaçırma olayı Yalova’ya uzanırsa işte ona da artık şaşırmam!

Gerçi bu Epstein olayı Anglikan kilisesiyle Evangelist kilisesinin dünyaya hâkim olma kavgasına dönüştü. Gördünüz mü Anglikan kilisesinin kalbine yani kraliyet ailesine kadar evangelistler el uzatmış. Adeta kalbini sökmüş. Tıpkı bizim kılcal damarlarımıza kadar uzanan fetöcüler gibi. Epstein gurubuyla fetöcülerin bu kadar benzerlik göstermesine her halde şaşırmamış olmalısınız.

Neyse biz tekrar Yalova’ya dönelim!

Yalova, 2010 yılına kadar Yalova idi. Sonrasında hızlı bir çöküşe geçti. Büyük depremle başlayan sebepler farklı toplumsal olaylarla birbirini tetikleyerek olumsuz sosyolojik yaşamı beraberinde getirdi.

Yalova, bir zamanlar eğitim kentiydi. Çocuklarının iyi bir eğitim alması için Yalova’ya yerleşen kültürel seviyesi yüksek ailelerle tanışmıştık. Şimdi terse göç başladı. Bakınız Yalova’da LGS’de yüzde birlik dilime giren öğrenciler bile başka illeri tercih ediyorlar. Elimde yetki olsa yüzde birlik dilime giren Yalovalı öğrencileri fırsata boğar, kentte istihdam eder ve şehrimizin başarı oranını yükseltsin diye özel çabalar sergilerdim.

Turizmde de sınıfta kaldık. Örneğin Termal ilçemizdeki kaplıcaların eski şöhretini koruyamadık. Bu efsanevi kaplıcaları sıradan sıcak su banyosu yapılabilen bir hamam sefasına dönüştürdük. Hâlbuki Yalova’nın “Safa”, Termal’in “Şifa” suyu bir zamanlar dillere destandı. Ne safamız kaldı ne de şifamız…

Yazlık turizmde de tüm fırsatları kaçırdık. Düşünebiliyor musunuz? Dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul tam karşımızda ve biz bu güzel coğrafyamızla büyük pastadan pay alamıyoruz. Hem de kentin tüm uzunluğu yeşille mavinin ahenkle buluşabildiği sahil şeridine sahipken… Bir de sahil şeridine çökmeler… İnanın dünyanın hiçbir yerinde sahil şeridinde kamu malı olan yerlerin sahiplendirilmesine şahit olamazsınız. Bu durum neden sadece Yalova’da var? Deniz sahil şeridinde zavallı köylülerin balıkçı barınakları yıkıldı ama çok kritik noktalara dokunan olmadı.

Hep bir ağızdan Yalova kentlilik bilinci oluşsun diye sloganlar attık fakat düşüncelerimizi sözden eyleme geçiremedik. Kentte hemşeri dernekleri, tarikat ve cemaat dernekleri ve vakıflar egemen güç oldu. Yalova’nın gözle görülmeyen hayatı, gözle görülebilen yaşantısından çok karmaşık ve sırlarla doludur. O yüzden bürokratlar, kentte kurumsal hâkimiyet kurmakta zorlanıyorlar.

Tarım da böyle… Her ne kadar Yalova’nın ekim dikim sahaları kısıtlı olsa da şöhretli tarımsal ürünleri çok meşhurdu. Bir zamanlar yoğurt kâsesinin üzerinde Yalova yazmıyorsa İstanbullular o ürünü almazdı. Elması, bamyası, bezelyesi, baklası, fasulyesi, şeftalisi, kirazı, armudu, inciri özel sepetlere konur padişah sarayına götürülürdü. Hiçbir lezzet kalitesi Yalova toprağında yetişen bir ürünle kıyaslanamazdı. Ne oldu o ürünlere?  Ben söyleyeyim; topraklarımız büyük kentliler tarafından satın alındı ve tarımsal alan vasfını kaybetti. Önce öyle binalar kurduk ki, gölgeleri deniz kumunun üstüne düştü, sonra tarım arazilerine sanayiyi soktular, villalar yapıp çitlerle kapattılar. Çarpık bir kentleşmenin kurbanı olduk.

Sizlere ormanımızı, kültürümüzü, göç politikamızı, imar anlayışımızı, su politikamızı da anlatmak isterdim. Tüm osb ve sanayi hamlelerini ele alabilir, Yalova’nın geleceğine dair tahminlerde bulunabilirdim.

Yazıyı buraya kadar okuduysanız aklınıza hep eleştirel yazdığım gelecektir. Bu kentte hiç mi güzel işler olmadı? diye sorduğunuzu hisseder gibiyim. Tamam. Size söz veriyorum, bir hafta çalışacağım ve Yalova’da yapılan güzel işlerin listesini çıkaracağım ve sizinle paylaşacağım.

Önümüzdeki haftanın yazı başlığı “Yalova’da Yapılan Güzel İşler” olacak.

Bakalım beğenecek misiniz?

 

 

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?