BIST 100
13.838,38 2,34%
DOLAR
43,6000 0,02%
EURO
51,9679 0,01%
GRAM ALTIN
7.090,63 -0,39%
FAİZ
35,20 0,40%
GÜMÜŞ GRAM
116,81 -0,66%
BITCOIN
70.548,00 0,26%
GBP/TRY
59,7309 0,02%
EUR/USD
1,1912 -0,02%
BRENT
69,15 1,62%
ÇEYREK ALTIN
11.593,17 -0,39%

HAYATIN DİLİ: MATEMATİK

ahmet-tuna-haberci-kose-yazisi

Lise 1'in ilk günleriydi, matematik dersimize gelen öğretmen tahtaya bir sürü geometri teoremi yazdı ve 'bunlardan sınav yapacağım' dedi. Sınavdan aldığım notu hatırlamıyorum ama sanıyorum parlak bir not değildi, çünkü teoremlerden hiç bir şey anlamamıştım, ezberlemem gerekiyordu, ezberim de pek iyi değildi...

Matematik bence bu değildir, matematik öğretmeni de böyle olmaz. Oysa matematik öğretmenimizin, 'iyi öğretmen' imajı vardı...

Kabahat öğretmende değildi, bunu yıllar sonra anladım. Ona da üniversitede böyle öğretilmişti. Sistem böyle işliyordu. Konunun özü ile kimse ilgilenmiyordu. Konular sadece ezberleniyordu...

Sonraki yıllarda farklı ama yine 'iyi' (?) matematik öğretmenlerim oldu. Hiç biri türevin, integralin, logaritmanın vb; gerçekte ne anlattığından bahsetmedi, çünkü kendisi de bilmiyordu...

*****

Platon’un Akademisi’nin kapısında şu yazının asılı olduğu söylenir: “Geometri bilmeyen giremez.” Bugün bir okulun kapısına böyle bir cümle asılsa, muhtemelen veliler şikâyet eder, öğrenciler de kapının önünden hızla uzaklaşır. Çünkü bizde matematik, kapıdan içeri girilecek bir anahtar değil, mümkünse etrafından dolaşılacak bir engel olarak görülür. Oysa matematik, tarih boyunca “seçilmiş bir azınlığın oyuncağı” değil, medeniyet kurmanın asli araçlarından biri oldu...

*****

Matematik denince akla önce soyut semboller gelir. Ama tarih bize şunu söyler: Matematik, çoğu zaman taşla, toprakla, gökyüzüyle uğraşan insanların işidir. Antik Mısır’da insanlar sadece tarla ölçmedi. Piramitleri inşa ederken açılarla, oranlarla, simetriyle uğraştılar. Güneşin yıl içindeki hareketini izleyerek takvim yaptılar. Nil’in ne zaman taşacağını anlamaya çalıştılar. Yani matematik, kutsal metinlerden önce, günlük hayatın içinden çıktı. Bu yüzden matematik, masa başında değil, çoğu zaman iş başında gelişti...

*****

  1. yüzyılda Bağdat’ta yaşayan Harizmî, bir kitap yazdı. Adı uzun ve sıkıcıydı ama içindeki fikir devrimciydi. O kitap sayesinde “cebir” kelimesi doğdu. Harizmî’nin yaptığı şey şuydu: Bilinmeyeni sistemli şekilde düşünmek…

Bugün dünyada “x” diye yazdığımız her bilinmeyenin arkasında Harizmî’nin izi var. O yüzden modern matematik, yalnızca Avrupa’nın değil, İslam dünyasının da mirasıdır. Birûnî’nin astronomi hesapları, Ömer Hayyam’ın takvim çalışmaları ve cebir üzerine düşünceleri, matematiğin şiirle bile yan yana durabildiğini gösterir...

*****

Atatürk, bir geometri kitabı yazdı. Üstelik bu kitapta bugün hâlâ kullandığımız birçok terimin Türkçeleştirilmesine öncülük etmiştir: açı, üçgen, dikdörtgen… Bir ülkenin kurucu liderinin, savaşlardan çıkmış bir memlekette, “önce matematik dili netleşsin” demesi tesadüf değildir. Çünkü matematik, yalnızca hesap işi değil, düşünce disiplinidir. Düşünemeyen hesap yapamaz, hesap yapamayan da plan kuramaz...

*****

Bertrand Russell, matematik için ironik bir cümle kurar: “Matematik, ne hakkında konuştuğunu bilmediğimiz ve söylediklerimizin doğru olup olmadığından emin olmadığımız bir alandır...”

Russell bunu matematiği küçümsemek için değil, tam tersine onun gücünü göstermek için söyler. Matematik, gündelik dilin bulanıklığından sıyrılmış, yalnızca aklın kurallarına bağlı bir düşünme alanıdır. Ne duygulara ne otoritelere yaslanır. Bu yüzden de rahatsız edicidir. Ama aynı nedenle güvenilirdir. Matematik, “düşün” der...

*****

Cahit Arf, matematiğin Türkiye’deki en önemli isimlerinden biri. Onun adını taşıyan Arf Teoremi, bugün hâlâ dünya matematik literatüründe yer alır.

Ama Arf’ın asıl önemi şurada yatar: Matematiği “zekâ gösterisi” değil, düşünme biçimi olarak görmesi.

Onun meşhur sözü neredeyse bir eğitim manifestosudur: “Matematik ezber işi değildir...”

*****

Ali Nesin, Türkiye’de matematiği sınıf duvarlarının ve sınav takviminin dışına taşımayı başaran ender isimlerden biri. Şirince’de kurulan Matematik Köyü, matematiği “anlatılan” değil, birlikte düşünülen bir uğraş haline getirdi. Orada ne not var ne sınav. Orada hoca ile öğrenci arasındaki mesafe kısalıyor, soru sormak ayıp olmaktan çıkıyor. Ali Nesin’in asıl katkısı, matematiği kutsallaştırmadan ciddiye almak, zorlaştırmadan derinleştirmek...

*****

Sorun matematikte değil; onu halktan koparanların, bu kopuşu dert etmemesinde. Biz matematiği: Merakla değil korkuyla, anlamak için değil geçmek için, hayatla bağ kurmak için değil sınav kazanmak için öğrettik. Sonra da “Bu çocuklar neden düşünemiyor?” diye hayıflandık.

Oysa Platon’un kapısındaki yazı bir tehdit değil, bir davetti: “Buraya giriyorsan, düşünmeye hazırsın demektir...”

*****

Platon kapıya “geometri bilmeyen giremez” yazmıştı. Biz ise çocuklara şunu dedik: “Anlamasan da ezberle, sonra unut.” Sonuç ortada...

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Matematik gerçekten zor olduğu için mi sevilmiyor, yoksa biz onu yıllardır yanlış anlattığımız için mi? Ve muhtemelen çözüm, müfredatı şişirmekte değil; matematiği yeniden hayata yaklaştırmakta...

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?