
Eskilere dönük başlıklar atınca belki de beni eleştiriyorsunuz!
Eskilere fazla rağbet gösterdiğimi zannediyorsunuz!
Hâlbuki bu başlıkla geleceği düşünüyorum, acaba diyorum Trump, Putin ya da başka bir devlet başkanı Türkiye’yi ziyaret etse cumhurbaşkanımız onları eskilerde olduğu gibi Yalova Termal’de ağırlar mı?
İmkânsız dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Dünyaca meşhur olan Yalova kaplıcaları, günümüzde sıradan konaklama yerine dönüşmedi mi?
Evet, dönüştü.
İşte Yalova için geleceği bu şekilde düşünüyorum.
Şimdi yazımızın başlığına dönelim ve geçmiş güzel günleri bir kez daha yâd edelim.
…
Dük, Yalova’da Cumhurbaşkanıyla görüştü, gece İngiliz sefaretinde şerefine bir ziyafet verildi.
Dün Yalova müstesna günlerinden birini daha yaşadı. Sabah vakti iskeleye çıktığımızdan itibaren çoluk çocuk, ihtiyar, kadın, erkek herkesi merak ve tecessüs içinde bulduk. Arabaya atlayıp otel Termal önünden “Köşk”e çıktık. Her tarafta aynı telaş ve heyecan. “Köşk” müstahdemleri siyah resmi elbiseleriyle oradan oraya koşuşuyorlar. Misafir henüz gelmemiş. Köşkte kimse görünmüyor. Termal’e iniyoruz. Herkes asfalta dökülmüş. Orada 200 kişi gördüysek 150’si sarışın, esmer, kumral, genç, olgun ve hanımefendi kadınlar… Hepsi de en güzel elbiselerini giymişler. Elde fotoğraf makineleri konuşuyorlar:
-Aman kardeş, merak etmeye başladım, nerede kaldı?
-Üzülme canım, birazdan gelir.
-Acaba resimde görüldüğü gibi mi?
-Bilmem: Görünce anlarsın.
YALOVA HAVA ALANINDA
Kadınların merakını gidermek için arabaya atlayıp 30 km uzaktaki hava alanına gidiyoruz.
Saat 11.45. Alanın bir yanında bando ve ihtiram kıtası. Şurada, beyaz çizgili siyah elbisesiyle Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü, İngiliz büyükelçisi Sir Noel Charler, İngiliz deniz ataşesi Albay Brown, Cumhurbaşkanının başyaveri Yarbay Cevdet Tolgar, bekliyorlar…
DÜK, UÇAKTAN İNİYOR
Bulutlu gökte, çift motorlu İngiliz hava kuvvetleri uçağı göründü. Süzüldü, indi ve önümüzde durdu. Kapak açıldı. Merdiven yanaştı ve Edinburg Dük’ü, “Magpley” korveti komutanı deniz önyüzbaşısı beyaz üniformasıyla göründü. Sapsarı saçları, ince yüzü, zayıf uzun boyuyla Edinburg Dük’ü yakışıklı bir genç. Arkasında, yaveri Yüzbaşı Michael Parker, indi.
Büyükelçi ilerledi. El sıkışıyorlar. Sonra büyükelçi Dük’ü Dışişleri Bakanı’na takdim ediyor. Bakan, misafir Dük’e “Hoş geldiniz” diyor. İngiliz ve Türk milli marşları çalınıyor. Bu da bitince Dük, ihtiram kıtasının önünden geçiyor ve erlere Türkçe “Merhaba” diyor.
-Sağ ol!
Siyah, upuzun otomobiller alandan ayrıldı. Az sonra Dük, Yalova’ya vardı.
CELAL BAYAR DÜK’Ü KABUL EDİYOR
Dük, mütebessim bir çehreyle çıkıp büyükelçiyle birlikte otele girdi ve asansörle yukarıda kendisine ayrılan daireye “yükseldi”. Fuat Köprülü de köşkün yokuşunu ağır ağır tırmanıyor.
Biraz sonra Dük, gri bir elbise ve kahverengi ayakkabılar giymiş olarak aşağıya inip beraberindeki zevatla köşke çıkıyor. İçeride Fuat Köprülü tarafından Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a takdim ediliyor ve hep birlikte yemek salonuna geçiyorlar. Bembeyaz masa örtüsünün üstünde gümüş takımlar ve ortada kırmızı çiçekler…
Yemek gayet samimi bir hava içinde geçiyor. Çıkışta Dük, şu beyanatı veriyor:
-Türkiye’ye gelmek fırsatını elde ettiğim için çok bahtiyarım. Bilhassa cumhurbaşkanınızla tanıştığım için çok memnunum. Burada kaldığım müddet zarfında güzel şehrinizin tarihi abideleriyle gezilmesi icap eden yerlerini görmeyi tasarlıyorum.
Saat 15.30 da Dük, Fuat Köprülü ve İngiliz büyükelçisiyle diğer zevat, Celal Bayar’a veda edip Yalova’ya geliyorlar. “Acar” motoruna binip Dolmabahçe’ye yollanıyorlar.
Bu arada Fuat Köprülü, misafiri iskelenin bir yanında duran “Acar” la uğurladıktan sonra aynı iskelenin öbür yanında duran şehir hatlarının 18.25 vapuruna binip İstanbul’a geliyor.
Yalova’da kalan Celal Bayar ise köşkten çıkıp aşağıdaki “Çınar” kahvesine iniyor, ağız tadıyla az şekerli bir kahve içiyor ve yanına gelen küçük yavruların defterlerini imzalıyor.
Şahap Balcıoğlu.
Akşam Gazetesi, 15 Eylül 1950, sayfa 1 ve 2


