
Sizlere bu hafta Ragıp Kemal’in 1934 yılında Akşam Gazetesi’nde yazdığı kısa Çınarcık anısını aktarmak istedim. Marmara’nın İncisi Çınarcık ilçemizden tarihi bir kesiti keyifle okumanızı temenni ediyorum.
Anadolu’da Akşam
İSTANBUL YAKININDA ŞİRİN BİR NAHİYE MERKEZİ
Çınarcık halkı her gün bir posta temini istiyor.
Çınarcık (Umumi muhabirimizden)
İstanbul’dan Yalova yoluyla Çınarcık’a geldim. Akşamı Yalova’ya dönmek isterken etraftan yapılan ısrarlara ve bir de kasabanın gönül çekici manzaralarına dayanamayarak geceyi Çınarcıklıların misafiri olarak burada geçirmeye mecbur oldum.
Akşamdan sonra misafir olduğum eve gelen birkaç zat, henüz nekahet devrinde bulunan müdür Nuri Bey’in beni beklediğini ve ziyaretine gidersek memnun olacağını söylediler. Hep beraber kalktık ve mehtabın aydınlattığı temiz caddelerden deniz kenarına kadar indik ve orada oturan müdür beyi topluca ziyaret eyledik.
Nuri Bey, bizim ziyaretimizden çok memnun oldu ve benim buraya geldiğimi Yalova’da iken haber aldığını söyledi. Müdür Bey, kibar tabiatı ve meclis ârâ sözleriyle bizleri epeyce müddet evinde alıkoyduktan sonra kendisine afiyetler temenni ederek oradan ayrıldık.
NÜFUS VE VARLIK
Nahiyenin yedi pare köyü ve 4.300 nüfusu vardır. Şu nüfus, yedi köye taksim edilecek olursa 614 kişi isabet etmektedir ki şu hesaba göre burada bir nüfus kesafetinin olduğu anlaşılmaktadır.
Nahiye merkezinde ancak 1300 nüfus oturmakta olduğundan burada belediye teşkilatı yapılamamıştır. Nahiyede üç dört bakkal, bir fırın, dört kahve ve bir eskici dükkânı olmak üzere küçük bir çarşı vardır. Köşe başındaki halk fırkası binasıyla ihtiyar heyeti odası da çarşıya ziynet veren binalardandır.
Kasabanın sokakları kaldırımlı ve geniş olduğu gibi her tarafı da tertemizdir. Bilhassa köprübaşındaki kahvelerin asmaları altında oturup ta yazın bir kahve ve bir nargile içmek çok zevkli olacaktır.
Kasabanın öbür ucunda denize nazır yüksekçe bir arsaya beni götürdüler. Burası her yerden daha kıymetli ve çok ferah bir yerdir. Buradan bütün ovalar, denizler, Büyükada tarafları hatta Ahırkapı ve Bakırköy cihetleri görünmektedir. Bu arsanın sahiplerinden birisi olan Tevfik Bey, bu şirin noktaya bir ev kurmaya başlamıştır.
HÜKÜMET KONAĞI
Şimdiki hükümet binası mahalle içinde ahşap bir binadır. Bu binayı hükümetin şerefiyle mütenasip görmeyen müdür Nuri Bey’in himmetiyle gayet güzel bir arsada kargır bir hükümet konağı yapılmıştır. Bu konağın alt katı hükümet dairesine ve üst katı da müdürlerin ikametgâhına tahsis olunmuştur. Binanın kıymeti 13.000 lira iken bura halkının kıymetli yardımlarıyla 2.000 liraya mal edilmiştir ki bu da müdür beyin nahiye merkezine unutulmaz bir yadigârı olacaktır.
Bu konak geniş bir arsanın ortasına yapılmıştır. Önü de denize doğru açık bırakılmış olduğundan dışarısı da sıvanıp bittikten sonra kasabanın en şerefli binalarından olacağına şüphe yoktur.
MEKTEP
Kasabanın en şirin ve en şerefli Ninalarından birisi de buradaki ilk mektep binasıdır. Maarif vekâletinin bütçesiyle yapılmış olan bu küçük saray oradan gelip geçenleri kendisine doğru çekmekte ve onları bir müddet cephesi karşısında hayretle durdurmaktadır. Mektepte dört sınıf ve üç muallim vardır. Gelecek sene mektep beş sınıflı olacaktır. Başmuallim Hüsamettin Beyle muallim Naci Bey ve Kadriye hanımlar halkın sevgilerini kazanmış kudretli maarifçilerimizdendir.
AHALİSİ VE GEÇİNME TARZLARI
Nahiye ahalisinden bir kısmı Drama ve Kesriye muhacirleridir ki bunlar Aşağı Kocadere ile Koru köylerinde iskân edilmişlerdir. Nahiye merkezinde oturanlar hep yerli ahalidendirler. Bunlar cesur, çalışkan ve çok namuslu insanlardır. Her birisi ev, bark yapmışlar ve topraklara sarılarak rahat ve huzur içinde yaşamakta bulunmuşlardır.
Nahiye merkeziyle Yalova arasında haftada üç defa posta vardır. Bu posta hizmeti, köy sandığından her ay verilmekte olan 12 lira ücretle ifa olunmaktadır. Yalova’ya her gün İstanbul’dan vapur ve posta geldiği halde buraya günlük gazete ve mektupların gelmemesinden halk çok sıkılmaktadırlar. Biraz daha gayret edilerek bu posta servisinin her gün yapılmasını biz de rica eyleriz.
İstanbul’un yanı başında olan böyle şerefli bir nahiyeye haftanın üç gününde posta gelmesi hiç yakışık almamaktadır. Bahusus ki İstanbul ve civar halkının mühim bir tenezzüh mahalli olan bu yerde günü gününe postanın alınması köyün daha ziyade yükselmesine sebep olur. Müdür Nuri Bey’den bunu bekleriz.
DÖNÜŞ
Bu güzel havalarda daha birkaç gün burada kalmaklığımı rica eden ahbaplarıma ne cevap vereceğimi düşünürken iskelede bir motorun Yalova’ya gitmek üzere olduğunu haber aldım. Çınarcıklılardan özürler dileyerek bu yaz günlerinde tekrar kendilerini ziyaret eylemek üzere müsaade alarak iskeleye indim. Bir saat sonra Yalova’ya geldim.
Ragıp Kemal, Akşam gazetesi, 10.04.1934, sayfa 7


