BIST 100
14.073,79 2,81%
DOLAR
44,6891 0,18%
EURO
52,3569 0,35%
GRAM ALTIN
6.812,73 -0,26%
FAİZ
40,01 -0,52%
GÜMÜŞ GRAM
108,92 0,86%
BITCOIN
71.090,00 -3,06%
GBP/TRY
59,8899 -0,06%
EUR/USD
1,1669 -0,26%
BRENT
95,20 -0,75%
ÇEYREK ALTIN
11.138,81 -0,26%

1921 YILI NİSAN AYI YALOVA OLAYLARI

muhsin-sevencan-haberci-kose-yazisi

 

1921 yılı Nisan ayı Yalova’da unutulmaz acıların yaşandığı zaman dilimidir.

Türk milletine yapılan soykırımın en acımasız hallerini Yalova ve çevresinde görüyoruz ve tüm bu hakikatler arşivlerimizdeki belgelerde mevcuttur. Hatta daha fazlası İngiltere ve Kızılhaç arşivlerinde mevcuttur.

Bir başka cepheden bakarsak 24 Nisan tarihi geldiğinde Ermeni diasporası sözde soykırım iddialarıyla tekrar ortaya çıkacak, ABD ve Fransa gibi ülkeler bir kez daha Türk milletini suçlayacaklardır.

Onlar 24 Nisan’da soykırım suçlamalarıyla ortaya çıkarken biz Yalova’dan hakikatin ne olduğunu söyleyelim ki böylece alicenap Türk milletinin haksız suçlamalara maruz kaldığını duyurmuş olalım.

1921 yılının Nisan ayında Yalova’da neler oldu? Bakalım…

Tavşanlı’dan başlayan saldırılar önce Yalova merkeze doğru yayılmaya başladı. Dereköy, Gacık köylerini yağmalayıp köylülerden bazılarını öldürdükten sonra Kirazlı, Kazimiye, Esadiye, Soğucak ve Reşadiye köylere baskınlar yapıldı. Aslında kayıtlara girmeyen ve ne olduklarından haberimiz olmayan Sugören Türk mahallesinin insanlarını da burada hatırlatmak isterim. Aynı Şekilde Kılıç köyünün Türk mahallesinin başına neler geldi?

1840 nüfus sayımı kayıtlarında Kılıç ve Sugören’de Ermenilerle birlikte birer mahalle ve muhtarlık halinde yaşayan Türk aileler mevcuttu. Aynı şekilde Soğucak köyünde de bir mahalle Türk vardı. Dikkat çekici olan Ermenilerin meskûn olduğu köylerdeki Türk mahallelerin akıbetinin meçhul olmasıdır.

Doğrusunu söylemek gerekirse Osmanlı İmparatorluğu zayıflamış, Ermeni ve Rum azınlıklar artık Türklere ait bir devlet olmayacak fikrine kapılarak Yunan işgalcileriyle birlikte yağma, gasp ve öldürme olaylarına başlamış, yaşananlar artık Türk milletine yapılan soykırıma dönüşmüştür.

Saldırmadıkları, yağmalamadıkları ve yakmadıkları tek bir Türk köyü kalmamıştır.

Paşaköy, Üvezpınar, Ortaburun ve Çalıca köylerde yapılanlar akla ziyandır.

Yunan işgal müfrezesi hangi köye yönelse hemen Ermeni ve Rum azınlıklara mensup çeteler sahadaki yerlerini alıyor ve işkenceden öldürmeye, yağmalamaktan yakmaya kadar akla ne gelirse acımazsızca davranışlar sergiliyordu.

Çınarcık, Teşvikiye, Kocadere ve Şenköy için lafı evirip çevirmeye gerek yok, bu köyler basbayağı soykırıma uğramıştır.

Bakınız Çınarcık’ta 550 kişiden 36, Kocadere’de 550 kişiden 60, Şenköy’den 350 kişiden 93 kurtulan insamız vardır. Sayılar böyle olunca bunun adı soykırım olmaz mı?

Daha da batıda Armutlu, Fıstıklı ve Kapaklı köyleri tarumar edilmiştir.

Armutlu tarafındaki dağ içlerindeki köyleri saymıyorum.

Ya Yalova- Merkez ne haldeydi?

Yunan işgal kumandanlığının karargâhı durumundaydı. İskelenin yanında bugünkü Kent Müzesi’nin olduğu yerdeki hükümet konağında Yunan bayrağı dalgalanıyordu. Ermeni ve Rum komiteciler Yunan kumandanlığı tarafından Türklerin başına bekçi olarak dikilmiş, Kızılay gemisiyle İstanbul’a götürülmek istenenleri bizzat bu Ermeni ve Rum çeteciler engellemiştir. 27 Mayıs 1921 tarihinde Akasya parkın önünden mavnalarla Gülnihal gemisine taşınan halkın erkeklerini esir alıp alıkoymuşlardır. Kızılhaç temsilcisi Gehry, “Yaklaşık bin kişiyi alıkoydular. Son bir ümitle caydırıcılık olur diye isimlerini yazmaya çalıştım ve bir dahaki gelişimde bu isimleri soracağım dedim” diye raporuna not düşmüştü.

O eli silah tutan bin erkek ne oldu?

Söyleyeyim. Hepsi kurşuna dizildi. Toplu mezarlara konuldu. Bugünkü Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nin önünde toplu mezarlar olduğu bilinmektedir.

Ermeni komitecileri, yağmaladılar, yaktılar, yıktılar, işkence yaptılar ve öldürdüler. Sonra da kaçıp gittiler.

Rumlar ise 1924 yılına kadar köylerinde hiçbir tehlikeye maruz kalmadan yaşadılar. Mübadele anlaşmasıyla bölgeyi terk ettiler.

Burada en çok dikkat edilmesi gereken konu şudur:

1921 yılından 1924 yılına kadar köylerinde yaşayan Rumlara tek bir saldırıda bulunmayan Türk milletinin dünyada bir başka örneği var mıdır?

Eğer soykırım yapmak düşüncesinde olsaydılar onca acıları yaşatan Safran,  Hacımehmet, Kadıköy, Çınarcık, Koru, Engere ve Esenköy Rumları üç yıl daha güven içinde bu topraklarda yaşayabilir miydi?

Neden bizi soykırımla suçluyorlar?

Aslına bakarsanız suçlarını ve günahlarını örtbas etmeye çalışıyorlar.

Ermenilerin tehcir edilmesini öne sürerek bunun bir önlem değil soykırım olduğunu söylüyorlar.

Ne yapsın devlet?

Ülkesini ve milletini korumak için önlem almasın mı?

Dünyada hangi ülke kendisine saldıran azınlıklara karşı bu denli insancıl önlemler almıştır?

Devlet her cephede savaşta ve eli silah tutan erkekler muharebe sahasındayken Türk köyleri Ermeni komiteciler tarafından basılıyor ve adeta iç savaş halinde eylemler yapılıyordu.

Devlet, iç savaş tehlikesini bir nebze olsun bertaraf etmek için tehcir önlemine başvurunca Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya ve ABD gibi ülkeler, Ermenileri daha da galeyana getirdi. Ermeniler de yüzyıllarca güven içinde yaşadığı Osmanlı Devletine bu kışkırtmalara uyarak başkaldırmaya devam etti. İşin ilginç yanı 1915 yılında tehcire gidenler 1918 de avdet yasasıyla geri dönünce daha şiddetli saldırılar gerçekleştirdi. Yunanlılar Anadolu’nun bir kısmını işgal edince bunu fırsat bilerek dünya insanlık tarihinin en barbarca örneklerini ortaya koydular.

Haftaya 1921 yılı Nisan ayında Yalova’da yaşananları daha ayrıntılarıyla ele almaya çalışacağım.

 

 

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?