Yukarı Çık

OYUN

10 Ekim 2021 Pazar 15:08:24
373 kez okundu.

 

Sevgili dostlarım, gelin bugün beraber oyun oynayalım ama kuralda koyalım. Kurallara uymayanları cezalandıralım, itiraz edenleri oyuna almayalım. Şimdi oyuna başlayalım, başlamadan önce kuralları okuyalım. Bütün oyunlar böyle başlar, her oyunda kural vardır, oyun oynayacak oyuncular, bu kuralları bilir, kendini ona göre hazırlar. İnsan hayatının tamamını oyun olarak düşünsek kurallara uyduğumuz müddetçe sorun yoktur. Oyun deyip sakın hafife almayın, çocuklar en çok beraber oynadığı arkadaşının kılığına bürünürler. Onlarla oynayan, büyüklerini taklit eder. Onlardan etkilenir, onlara benzemeye çalışırlar. Çocuklarınızı kendinize benzetmek ya da onlara bir şeyler öğretmek istiyorsanız, onları adam yerine koyun ve onlarla oyun oynayın. Onların dünyasına girin, onları geleceğe umutla hazırlayın. Sizde eğer bir noksanlık varsa, büyüklerinizin, göremediği kendi hata ve günahlarıdır. Siz bunu fark ederseniz, evlatlarınızı koruyabilir daha güzel nesiller yetiştirebilirsiniz. Daha başarılı, daha akıllı, daha güçlü nesiller için, biraz fedakarlık yeter, nasıl olsa onlar için çalışmıyor muyuz?

Gelelim bu günkü şiirimizin ilham kaynağına, aslında bende sizlerle oyun oynuyorum, düz yazı yazsam, benden daha iyi yazanlar vardır ya da bildikleriniz şeylerdir, bilmediğiniz şey ise bendeki yetenektir. Ben de bir fikri, düşünceyi şiirle anlatıyorum. Belki sizde de bu yetenek vardır ya açığa çıkartamamış ya da denememiş olabilirsiniz. Belki de birileri cesaretinizi kırmıştır, ya da zamanınız olmamıştır. Tıpkı benim gibi evlere kapanınca içimdekileri sizlerle paylaşmaya zaman buldum, tek derdim, geleceğimiz olan çocuklarımız, biz, hayatı, insanlığı, bilgiyi tam alamadık, bir kısmımız yarım yamalak ilim aldı, insanlık kaldı, bir kısmımızda, biraz insanlık aldı oda ilimsiz kaldı ama bu gün ikisini de almak elimizde, biraz düşünürsek, büyük bir imkan var. Okuyana okuma diyen, çalışana çalışma diyen, düşünene düşünme diyen yok. Çocuklarınız mühendis, mimar, avukat, doktor, büyük bir iş adamı ya da vali olabilir, fakat onların bir insan olduğunu unutmayalım. Onları masallarla güçlendirip, edebiyatla merhametlendirip, sporla, sanatla cesaretlendirebiliriz. Onlar, para makinası değil unutmayalım. Gelelim şiirin mazisine. Bundan yıllar önce, çok sevdiğim çocukluk arkadaşım, oyun arkadaşım Ali’yle gezerken çocuklar, can almak oyununu oynuyorlardı, hepimiz biliriz, sekiz on çocuk toplanır, ikiye bölünür, yere çizgi çizer, oradan topla rakiplerimizi vurarak, oyun dışı bırakırdık. Topu havada yakalayansa bir can alır vurulan arkadaşımızı oyuna geri alırdık. Çocukluğumuzu hatırladım, birazda duygulandım, gel Ali biraz çocukları seyredelim dedim ve seyre daldık. Çocuklar kendilerini oyuna o kadar kaptırmışlardı ki, gözleri oyundan başka bir şey görmüyordu, her çocuk yeteneklerini, ruhunu,  merhametini, arkadaşlığını, cesaretini ortaya koyuyor, vurmak için gayret edenler, olduğu gibi vurulmamak için çaba sarf edenler, çok şey anlatıyordu, seyredenlere. İki tarafta da birer çocuk vardı, dikkatimi çeken, yetenekleri aynı fakat ruhları farklı olan, şiirimi yazmayı sağlayan, bana ilham veren iki çocuk. Onlar çok zor vuruluyor, topu çok kolay yakalıyor, yakalayınca da vurulan bir arkadaşını, oyuna geri alıyordu. Beni çok etkileyen, hatta ömrümün sonuna kadar unutamayacağım bir şey yapıyorlardı. Bu oyundan dersimi almıştım. Biri topu yakalıyor, bir can aldım diyor, vurulan arkadaşını oyuna geri alıyor, diğeri ise iki can almadan, vurulan arkadaşını oyuna almıyordu, önce kendi için oynuyor, sonra arkadaşını oyuna alıyordu. Arkadaşım Ali, gidelim dedi, dedim dur, oyun yeni başladı, sen hangi tarafı tutuyorsun dedim, şakamı, hayır, çok gerçek, şiir çıktı dedim. Oyundan mı? Evet. Nasıl? Baksana biri kendine oynuyor, diğeri arkadaşlarına, belki kendine oynayan, oyunda çok kalacak, diğerinde ise arkadaşlık kazanacak. Biri hemen paylaşmayı, diğeri ise artanı paylaşmayı anlatıyor. Hangisi doğru? Artanı paylaşan, kazanmadan zekat veremezsin diyor, doğru. Diğeri ise, ya kazanamazsan, verme ruhun yok olmaz mı’yı ortaya koyuyor. Oda doğru. Tut birini, o zaman keşfeden sensin sen tut. Tutuyorum, kaybetse de arkadaşı için savaşanı destekliyorum. Biliyordum onu tutacağını, nereden, o çocukta kendini görüyorsun, en çok sevdiğim yanın bu. Oyun bitti, kendisi için oynayanlar kazandı, sevindiler ve dağıldılar, arkadaşları için oynayanlar ise, oyunu kaybettiler ama dağılmadılar, kazananları tebrik ettiler. İyi ki varsınız, yine oynarız mühim olan arkadaşlık kazansın dediler, birbirine sarılıp ayrıldılar. Cebimde taşıdığım defterimi çıkardım, Ali’ye, sen git şiir bitince gelirim, merak etme, önce sana okurum, dedim. Okulun duvarına oturdum ve yazdım.

Can almak

Bak yine oyun başlayacak

Bugünkü ders, bakalım ne olacak

Çocuk bu, koşacak oynayacak

Mutlaka birileri, onları anlayacak

 

Oyunlar, hayatın ta kendisi

Çocuklar, oyunların efendisi

Bilmeden oynasalar bile

Alana verirler, en büyük dersi

 

Gel, şimdi seyredelim çocukları

Bakalım, neler anlatıyor oyunları

Anlamak için onları

Gel, beraber oyun oynayalım

 

Adını, can almak koyalım

Bütün canları toplayalım

Can alan hemen versin

Yananı unutmayalım

 

Önce vursunlar seni

Bir kenarda bekle, gitme emi

Seni kurtarmak için, gör gayretimi

Gördün mü, bir can aldım, hadi gir içeri

 

Sonra vursalar beni, bir kenarda beklesem

Canına bir can eklesen

O canı, benim için mi alırdın

Yoksa, biraz daha mı oyunda kalırdın.

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı