Yukarı Çık

KAŞIĞI BARDAĞIN ÜZERİNE KOYMAK

4 Ekim 2021 Pazartesi 14:56:51
924 kez okundu.

 

Özünde samimiyet, merhamet, emanet ve ahenk olan topraklarda doğmuşuz. Atalarımız ahlak bina etmiş bu unsurlara. Dört köşesi sağlammış yani. Tahtakurusunun ahşabı yavaş yavaş kemirip eritmesi gibi içimize atılan ihtiras, riya, hıyanet ve tutarsızlık tohumları bizde ahlakın bu dört unsurunu kemirerek zayıflatmış. Her yönüyle günbegün yıkıma doğru gidiyor.

Samimiyet en büyük birleştiricilikmiş. Komşunun kapısı çalınır ve “annemgil müsaitseniz akşam size misafirliğe gelecekler” diye komşuluk vazifemizi gerçekleştireceğimizi samimiyetle haber verirmişiz. Merhamet en özlü insan geniymiş. Karınca yuvasına zarar vermemek için zıplarken düşermişiz de canımız acımazmı. Kapılar kapatılmaz, şifreleri kilitler iş görmezmiş emanetin tesis ettiği mahallelerde. Tutarlı konuşur, zıtlıkların içinde olmazmış kimse. Ahlak ile oturur kalkılırmış.

Çay içilirken bile nezaket ne üst seviyede imiş. Geçen gün aklıma geldi. Artık uzun yıllardır şekerden vazgeçtiğimden çayda kaşık kullanma ihtiyacım olmuyor. Lakin eskiden hemen hemen herkes şeker ile çayını tatlandırırdı. Çay kaşığı çayın vazgeçilmezi idi. Çayını bitiren misafir bardağına yeniden çay doldurulmasını isterse çay kaşığını bardağın içine koyardı. Ne zaman ki çay kaşığı bardağın üzerine kapatılır da bırakılır, işte o zaman çay dolduran ev sahibinin ilgili hizmetperver mensubu misafirin artık çay istemediğini anlar idi. Ona rağmen yeniden doldurma teklif edilir, lakin ısrarcı olunmazdı.

Şimdi kalmadı bu nezaketler. Kafelerde içilen çayın da tadı yok. Şekerle tatlandırılabilecek gibi çaylar da yok zaten. Kaşıklar tek kullanımlık, ince belli bardaklar kartona dönmüş. Şekerler tek kullanımlık paketlerde ve muhabbet artık çiğ ediliyor tatsız yudumlarda.

Akrabaların durum paylaşımları üzerinden konuşuluyor, hikaye fotoları üzerinden de gıybetler alıyor konuşma içeriklerini. Saatlerce elektriksiz kaldığında mumun gölgesinden kuş yapan bedenler artık onbeş dakika enerji kesintisine tahammülü yok. Banyo için su ihtiyacını mahalle çeşmesinden sağlamak zorunda kalan ve soba üzerinde sıcak su güğümü kullanan kimse kalmadı, 12 saat su kesintisine tahammül edecek halk da.

Bir hafta internetsiz yaşasa eli ayağı dolanacak genç nesil belki hiç mektup yazmamıştır. “Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı” diye bir atasözünü bilenler nur yağsın diye duaya hazır bir nesil oldu.

Cümle kurmada aciz kalan yeni jenerasyon yakında hayatımızdan sesli harfleri çıkartmak isterse şaşılmayacak demdeyim.

Bütün bunlara rağmen çaya olan müştak halim devam ediyor. Bardak bardak içiyorum. Her görevde beni çalışmaya sevk eden sıvı, çaydır. Lakin son zamanlarda bir doygunluktur oluşuyor. Şehir isteksiz, bedenler isteksiz, hücreler isteksiz. Gözüm kaşık arayıp duruyor. Bir gün beni tanımayan bir çaycı bir ince belli tavşan kanı çay getirse de son yudumunu da çektikten sonra üzerine bir bardak Yalova suyu içip bardağın üzerine kaşığı koysam diyorum.

Ne dersiniz? Çok güzel olmaz mı?

Vesselam.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı