Yukarı Çık

YALOVA ÇEVRE DÜZENİ PLANI

9 Temmuz 2018 Pazartesi 13:26:34
383 kez okundu.

 

 

Yalova’nın 1/50 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı, 7 Haziran 2018’de 30 gün süreli olarak askıya çıkarıldı ve bildiğim kadarıyla askıdan indi. Plan üzerindeki tartışmalardan anlaşılan şu ki, ilimiz bir sanayi ili olmaya doğru yönlendiriliyor. Dolayısıyla bu planı Yalova’nın ölüm fermanı olarak görüyorum.

            Neden böyle görüyorum:

  1. Yalova’nın %60’ı ormandır ve bu oran diğer illerle karşılaştırıldığında çok yüksek bir orandır. Dolayısıyla Yalova’nın ilerlemesi, sahip olduğu bu çok önemli değerle barışık ve bu değerden (orman alanı) güç alan bir ilerlemeolmalıdır. Oysa mevcut Çevre Düzeni Planı, ilin ormanlarının yavaş yavaş yok edilmesi sürecini başlatır görünümde…
  2. Yalova 40-50 yıl öncesinde, neredeyse İstanbul’u besleyebilecek bir tarım potansiyeline sahipken, bugün tarımın il ekonomisindeki payı %4’e inmiş durumda. İldeki tarım toprağı oranı %7’ye düşmüş, bunun da üçte biri işlenmiyormuş. Bu Çevre Düzeni Planı ile Yalova’da tarım, yakın bir gelecekte sıfıra yakın bir seviyeye iner görünüyor. Adında ova kelimesi bulunan bir bölge için ne kadar hazin bir son…
  3. Roma İmparatorluğu zamanından beri turizm (özellikle de sağlık turizmi) özelliği taşıyan, -50’li yıllarla beraber özellikle Ankara’lılarla başlayan yeni bir turizm akınına sahne olan Yalova, bu planın Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB’lerin) kurulmasına destek olması ile, turistik yöre olma özelliğini de gitgide kaybedecektir. Yalova turizm çarpık betonlaşma ve turistik unsurlara önem vermeme gibi nedenlerle zaten canlanamıyordu. Ancak kurulacak OSB’lerle Yalova turizmi tamamen ortadan kalkma sürecine girebilir...
  4. Nasıl ki kurulan tersaneler Yalova’daki işsizliğin azalmasına hemen hemen hiçbir fayda sağlamamışsa, kurulacak OSB’lerin de ildeki işsizliği azaltmaya fayda sağlayacağını sanmıyorum. Tersaneler kurulurken, savunanlar işsizliğin azalacağını söylüyorlardı, olmadı. OSB’leri savunanlar da aynı cümleleri kuruyorlar…
  5. OSB’ler ile beraber şehrin toplam nüfusunun 250 binden, 650 bine çıkacağı planda öngörülüyor. TEMA temsilcisi Faruk Tezcan’ın da belirttiği gibi; bu nüfusun ihtiyaç duyacağı suyu nereden bulacağız? Gökçe Barajı ömrünü tamamlamak üzere ve yağış olmayan dönemlerde 250 bin kişiye bile yetmiyor, su kesintisine gidiliyor. Hava kirliliği zaten ilginç bir şekilde, hiç de ormanı bol ve deniz kenarındaki ve de az sanayili bir kente yakışmayan, oldukça kötü bir düzeyde. Sanayinin ve nüfusun artışıyla hava kirliliği en problemli illerden biri haline gelebiliriz. Sıvı ve katı atık sorunlarını şu anda bile güçlükle yönetebiliyoruz. Bu planın uygulandığı Yalova, atığını yönetemez hale gelecektir. 250 bin kişiyken yaşanan trafik ve otopark sıkıntısının ise, kısa sürede ulaşılacak 650 bin nüfus ile ne hallere geleceğini tahmin etmek mümkün…

                                                                                   ***

            Yalova için doğru vizyon, bence, üç büyük ilin ortasında, bu illerdeki insanlar içinde nefes alma olanağı sağlayan bir vaha olmasıdır. Ormanları, tarımı, denizi, termali, tarihi geçmişi korunan ve geliştirilen, bu özellikleri üzerinden ekonomisi gelişen, işsizliği azalan bir il hedeflenmeli düşüncesindeyim. Sanayinin il ekonomisi içindeki payı zaten %42. Bu oran bile çok yüksek. Yalova’da tarih içinde hayırla anılmak isteyenlere; bu oranı artıracak değil azaltacak adımlara yönelmelerini tavsiye ediyorum.

            Yalova’da iyi ki TEMA var, iyi ki Kent Konseyi var, iyi ki Mimarlar Odası var. Bunlar da olmasa, kapitalizmin sersemleştirdiği bizler, teker teker ne gerçek sorunlarımızın farkındayız, ne de üstümüze gelmekte olan trenleri fark edip önlem üretebiliyoruz. Kent Konseyi’nin konuyla ilgili toplantısını yerel basından öğrendim. Başta Makina Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası ve Orman Mühendisleri Odası olmak üzere diğer mühendis odalarının toplantıda olmayışını yadırgadım. Çağrılmadılar mı, yoksa çağrılıp da gelmediler mi bilmiyorum. Aynı şekilde Baro, Ziraat Odası, Muhasebeciler Odası, Tabipler Odası, TURSAB, ÇYDD, ADD ve benzeri kuruluşların, bu tür önemli karar süreçlerine dair toplantılara çağrılmasalar bile dahil olmaya çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. Var olma nedenleri kısmen de olsa bunu gerektirmektedir...

                                                                                   ***

            Sanayi konusuna bu kadar itibar edilmesinin arkasında, sanayinin tarıma ve hatta turizme oranla daha fazla ekonomik getiri sağladığı düşüncesi var. Bu düşünce tamamen yanlıştır demiyorum ama ülke yüzölçümünün binde birini işgal eden ve kendine özgü önemli özellikleri bulunan bir yörenin, sanayi seferberliğine dahil edilmesi bir zorunluluk değildir. Ayrıca gelişmiş ülkeler sanayi kuruluşlarını hızla ülkelerinin dışına çıkartmaya çalışıyorlar, sanayi ötesi bir döneme geçme sürecindeler. Onların istemediği sanayi üretimini bizim gibi ülkeler üstlenir hale geliyor. Bu da klasik sanayi ürünleri ile oyalanıp yeni dönemi yine ıskalayacağız anlamına geliyor. Üstelik tarım alanlarını, su kaynaklarını, ormanları yok ederek; havamızı, akarsularımızı, göllerimizi ve denizimizi kirleterek…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı