Yukarı Çık

AZDIR ÖZDÜR

4 Haziran 2018 Pazartesi 17:08:07
1198 kez okundu.

 

 

En çok Ramazan umresine gidenler anlar AZ'ın Öz'lüğünü. İkindi sonrasında bir terlik çantası ile Kabe'ye doğru yürürken, sıcağın yakıcılığına, menzilin ferahlığı ile dayanırsınız. O arada biri 3-4 hurmanın olduğu bir kabı uzatıverir gülümseyerek. Alır, terlik çantanızın kenarına koyarsınız. Kabe'ye yaklaştıkça iftarın hevesi artar, zemzem ve hurmadan başka sermayesi olmadan orucunu açmanın nasıl bir his olacağını heves ede ede adımlarsınız. Sonra bir başka renk ve sima size gülerek yaş hurma kasası uzatır. Alır çantaya eklersiniz. Bir börek olduğunu düşündüğünüz Arapça yazıları olan ikramı da çevirmemek adına alınca kapıdan girer ve pervanelerin serinliğini hissedersiniz. Kendinize iftar edecek bir alan arayıncaya kadar "acve" ikram eden Müslümanın da geri çevirmemek adına hurmasını alınca buz gibi zemzem çeşmesinden bir bardak alıp seccadeyi sererek ezan için bir köşeye açarsınız azıkları. Çantanızdan öyle bir sofra çıkar ki... Acaba bu zemzem AZ mı? diye düşününce ÖZ olduğunu hatırlar, çeşme uzak değil ya, iftarı yapar içerim dersiniz. Yanınıza oturan Müslüman da ilginç bir hurma ikram eder. Sonra ezan okunur. Allah'ım o ne güzel bir sofra, o ne güzel bir içecek! Ev sahibinin bunca çeşit ikramına, iftar sonrası çay dağıtıcılarının o mistik kokulu çayı ile mide pekişir. Orada ÖZ'ü anlarsınız.

AZ her zaman ÖZ'dür. Sorarım size, hangi açık büfeden tam lezzet aldınız? Hepsinin tadına bakmaktan bütün tatlar karışmadı mı birbirine? Ya peki yolda, sıcak ekmek arası tereyağı ve peynir ile hiç iftar ettiniz mi? Ya da kısıtlı bir sofrada iftar? Tadını hatırlamıyor musunuz? Eminim o ÖZ tadı hatırlıyorsunuzdur.

Önünüze gelen az bir meyveyi parçalara ayırarak yediğinizde ağzınızda iki tur fazla döndürmüyor musunuz? Çok olunca tıkanıncaya kadar yediğiniz zahmet vermiyor mu?

Tabağınızdaki bir dilim baklava mı damağınızda lezzet bırakıyor yoksa yarım kilo tatlıyı bitirdiğinizde mi zahmetsiz lezzet duyuyorsunuz?

Sıfır arabaya binenler görürsünüz, aracını otoparka koyar, kaskosunu sıkı takip eder, sürekli yıkattırır, mendili ile kuş pisliğini temizler. Adamın çok konforlu ve son model bir arabası vardır ama mendille kuş pisliği toplar. Siz hiç hacı murat sürerken çizilme endişesi taşıyan bir sürücü gördünüz mü? ÖZ'dür hacı murat. O sizi bir yerden bir yere götürür. Arabadan beklenen de budur. En emniyetlisi de odur. Zira çok pahalı araba kullananlar aynı trafikte hacı murat kullananı gözetir. Ya duramazsa, ya çarparsa endişesi ile uzak durur sizden.

Bakın triplekste yaşayanların yalnızlığına. En ufak ihtiyaçlarını gidermek için ne kadar zahmet harcarlar. Oysa komşu ÖZ'dür. Yumurta eksiğini, karpuz fazlanı, çayını, çorbanı paylaşınca ÖZ olur insan.

Az malın muhafazası da kolaydır. Kazanacağın miktar ve harcayacağın mecra bellidir mesela. ÖZ'dür yani. Belki cebin görmez parayı ama dolar, avro takip etmek zorunda değilsindir. Şu evim satılmadı, şu arsamı nasıl değerlendireceğim, şu tahsilatı nasıl yaparım, çekler, senetler bahsi yoktur. Zekatını bile direk hesaplarsın. Yoktur ya da.

Az insanla uğraşılan meslekler evladır ya, ÖZ'dür de ondan. Bakın seçilmişlere. Hep gülmek, hep düzgün giyinmek, hep konuşmak zorundadır. Eşofman ile dışarıya çıkan bir belediye başkanı, kısa pantolon giyen bir milletvekili, uçurtma uçuran bir il başkanı göremezsiniz kolay kolay.

Az tutmalısınız takımı mesela. Her maçına gidip evladınıza ayırmanız gereken zamandan çalan baba olmamalı, milli maçı izleyebilmelisiniz.

Az konuşmalısınız örneğin. Bilmediğiniz çıkmamalı piyasaya, hem de çok geveze damgası yememek için. Az sesle konuşmalı örneğin. Ayette "sesi en gür çıkan eşeklerdir" diyor çünkü. Az olmalı insanın dostu. Öz arkadaş bilmeli sırlarını, ağlayabildiğini. Az yemeli insan. Ayaklarında az yükü olsun ki, rahatça, özgürce hareket etsin vücut. Otursun, kalksın, koşsun, zıplasın ki hayatı hissetsin.

Az eşyası olan tanıdığınız var mı hayatınızda? Benim var. Eşyaların verdiği külfetten uzak, temizleme, yerleştirme, saklama, bulma, tamir etme, değiştirme, süsleme hep fazla eşya zulümleri değil mi? Az bağlanmalı dünyaya. 60-70 senelik durak için sonsuz hayat feda edilir mi?

Az haber almalı dünyadan. Bilmem kaç yüz kanal içinde kaybolmak yerine bir kaç kanal, birkaç program için açmalı televizyonu. Belki bir de yerel gazete okumalı. Kitabı da az okumalı. En başta meal, sonra bir tefsir. Romanlarda boğulanlar mıdır kültür cevherleri?

Az sevmeli insan. Bir kıza aşık olmalı, ya da kız ise yalnız bir erkeğe. Kadın İstanbul gibi olmalı tek fetihlik. Erkek ise Fatih. Çok seven tat alamaz, eğer fetih lezzeti vermiyorsa karşısındaki. Öz olmalı insanın sevdiği.

Bana çok örneği verin ÖZ olan. Veremezsiniz. Öz ise teke yakındır. AZ'dır yani. AZDIR-ÖZDÜR

Vesselam..

 

 

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı