Yukarı Çık

KİTLELERİN BİLGELİĞİ (2)

4 Haziran 2018 Pazartesi 17:07:43
351 kez okundu.

 

 

            Geçen haftaki yazımda; kolektif aklın olağanüstü sonuçlarından söz etmiştim. Kaybolan bir denizaltıyı bulmak için oluşturulan grubun, ellerinde pek bir veri olmamasına rağmen masa başında doğru yeri nasıl bulduklarından, çoğunluğu konuyla ilgisiz kişilerden oluşan başka bir grubun bir öküzün ağırlığını nasıl neredeyse tam olarak tahmin edebildiklerinden (tahminlerin ortalaması alınarak) bahsetmiş ve Surowiecki’nin kolektif aklın doğru sonuçlara ulaşabilmesi için saptadığı koşulları yazmıştım. Konuyla ilgili aktarmak istediklerim köşe yazısı sınırlarına sığmayınca, yazıma bu hafta devam etmek istedim.

            Bireysel veya toplumsal sorunlarımızı çözmeye tabii ki çok istekliyiz. Ancak aklımıza ve kişisel değerlerimize (ve de çıkarlarımıza) olan aşırı inancımız, kendimizi hapsettiğimiz dar alandan çıkıp sorunları çözmek adına diğer insanlarla sağlıklı ve dürüst etkileşimler kurmamıza, ne yazık ki yeterince izin vermiyor. Genellikle bu tür iletişimleri vakit kaybı olarak da görüyoruz.

            Issız bir geniş arazide yolunu kaybetmiş birinin; güneşi, yıldızları ve sair yardımcı olabilecek faktörleri inceleyerek yolunu bulmaya çalışması yerine, “bu işler vakit kaybı, tahminlerime güvenip bir an önce koşar adımla yola çıkmayalım” diyerek rast gele bir yönde yürümeye başlaması gibi; bizler de sorunlarımızı, önce yardımcı olabilecek yöntemler bulmaya çalışacağımıza, sorunların içine balıklama dalıp, rast gele çabalarla çözmeye çalıştığımızı düşünüyorum.

            Yolu kaybedince güneşin yardımına başvurmak nasıl yararlı bir yol ise, sorunlarımızın içinde kendimizi kaybettiğimiz zamanlarda da, başka insanlarla beraber oluşturulabilecek birleşik aklın sesine kulak vermenin oldukça yararlı olabilecek bir yol olduğuna inanıyorum…

                                                                                   ***

            Birleşik Akıl kavramı söz konusu olduğunda, ülkemizde akla gelebilecek önemli bir ismin Sn. Tınaz Titiz olduğunu düşünüyorum. -80’li yıllarda bakanlık yapan ve bildiğim kadarıyla 14-15 tane kadar basılı kitabı olan Tınaz Bey, bana göre ülkemizde düşünce üreten en önemli ve nadir insanlardan birisi. Tınaz Bey, çocukluğumuzdan beri içselleştirdiğimiz her şeyin, etrafımıza ördüğümüz duvar için tuğla görevi gördüğünü söylüyor. Bu duvarla iç tarafta kendimiz için bir rahatlık alanı oluşturuyoruz ama buna karşılık düşünsel özgürlüğümüzü feda ediyoruz.

            Konuya dair Tınaz Bey şunları söylüyor: “Her korku, her takıntı, her yeni bilgi, her alışkanlık, her travma yeni küçük duvarlar örmeye devam eder ve kişinin asıl özgürlüğünü oluşturan düşünsel özgürlük alanı giderek daralmaya başlar. Beklenti, korku,  takıntı, tutku, kendini beğenme – beğenmeme, nefret, unvan, rütbe, meslek, siyasal veya dini ideoloji, inanç veya inançsızlık, gelenek ve töreler, ritüeller gibi duvar öğeleri ile çevrelenmiş özgür düşünme alanları son derece çeşitlidir ve benzer özgür düşünme alanına sahip iki kişinin bile bulunması neredeyse imkansızdır…

            İyi de bu durumda nasıl anlaşabiliyoruz? Aslında anlaşma söz konusu değildir; gerçek yaşam, karşıdaki tarafların savlarından en az zarar görebilecek pozisyonlar alabilmek amacı çevresinde oluşur. Düşünme alanlarının bir sürü duvarla daralmış olduğunun farkına varılması halinde ise şunlar olabilir: Kendisi açısından doğru-iyi-güzel olanların, ancak kendi özgürlük alanının ürünleri olduğunu; bunların ise bir başkasınınki ile aynı olması olasılığının sıfıra yakın olduğunun bilincine varabilir. Kendisine doğru-iyi-güzel görünen perspektifin çarpıtılmış bir perspektif olduğunu anlar ve bir başkasındaki perspektifi anlamak yolunda müthiş bir merak doğarki yaratıcılığın kaynağı bu meraktır. Aynı zamanda sorunları çözmek için çok güçlü bir aracın, yani başkalarının perspektiflerinin varlığını keşfeder. Bu gerçeğin bilincine varmış iki veya daha çok kişinin perspektiflerini birleştirerek, her birinin tek tek çözebileceğinden daha karmaşık bir sorunu çözmeleri olgusuna ise Birleşik Akıl denilebilir. Bu, uzlaşmaya dayalı olan ortak akıldan farklı bir olgudur.

Kişi, kendi aklının ürünleri olarak görüp gurur duyduğu her ne varsa, onların ne denli güvenilmez olduğunu görebilme cesaretine sahipse “farkına varma” çok kolaydır. Aslında çoğumuzun başından, akıl sınırlarımızı yüzümüze vuran epey olay geçmişse de bunları hatırlamak pek işimize gelmez; halbuki onlar, başkalarının akıllarının değerini anlayabilmemiz için altın değerinde birer fırsattır. Eğer bu cesarete sahip değilsek, duvarlarla sınırlanmış küçük cehennemimizi; övünülecek sıfatlar, unvanlar, ilişkiler, yıllar vb ile sarmalayıp başkalarının gözünden saklamaya çalışır ve öylece yaşamaya devam ederiz...

Toplumun özgün kişilerden oluşması; gerek bireysel, gerek kurumsal, gerekse toplumsal sorun çözme kapasiteleri açısından büyük bir şanstır. Çünkü birinde olmayan diğerinde olabilir ve birleştirilebildiğinde ikisinde de olmayan daha etkili bir zihin ortaya çıkabilir. Bu farklılıkların farkına varılması, karmaşık sorunların çözümü için bir zorunluluktur. Buna bir anlamda çeşitliliğin gücü de denilebilir. Merak, duvarlarının farkına varan kişilerin, başkalarının akılları ile dayanışma kurma konusundaki arzularının bir dışavurumudur.”

                                                                                 

        Tınaz Bey, doktorların ölümcül hastaların ailelerine söylediği, “her şeyi yiyebilir” ifadesine atıfta bulunarak şunları söylüyor: “Zihinsel duvarları olmadığını, en doğruları düşündüğünü, dolayısıyla da başkalarının akıllarına ihtiyacı olmadığını düşünenler için ise tüm yemekler serbesttir, birey olarak da ulus olarak da”…

                                                                                        ***

            Toplumsal olarak sorun çözme yöntemleri üretmedeki yetersizliğimizi çok uzun bir süre taşıyabileceğimizi sanmıyorum. Bu nedenle biran önce bu alanda seviye atlamamız gerekiyor. Tınaz Beyin; kitaplar, makaleler, konferanslar ve Birleşik Akıl Ağı gibi çalışmalarıyla bize toplumsal olarak seviye atlatabilecek önemli ipuçları verdiğini düşünüyorum…

           

 

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı