Yukarı Çık

PLANLI ESKİTME (2)

12 Mart 2018 Pazartesi 17:12:55
241 kez okundu.

 

 

 

“Planlı Eskitme” ile ilgili yazımda, rahatlıkla 100.000 saat boyunca yanabilecek ampul üretebileceğimizi, ancak ampul satışının sürekli olabilmesi için yaklaşık 1.000 saat ömürlü ampuller üretildiğinden; naylon çorapların yıllarca kaçmayacak şekilde üretilebileceğini ama aynı nedenle kısa sürede kaçan çoraplar üretildiğinden bahsetmiştim. Sadece ampul ve naylon çorap değil, neredeyse tüm alanlarda en az 40-50 yıl boyunca ilk günkü gibi işlevini sürdürebilecek ürünler üretilebileceğini ama böyle yapılmayıp, çok kısa ömürlü ürünler üretildiğini biliyoruz.

Mevcut egemen sistemin dünya çapındaki ana idarecileri bunun böyle olmasını istiyor. Ancak bizler yani normal insanlar da, sistemin böyle devam etmesini sağlayan ateşe odun taşımaya oldukça istekliyiz. Her birimizin teker teker arzuları, sürekli olarak bizleri; satın alma, tüketme, sahip olma süreçlerine doğru her gün tekrar tekrar sürüklüyor. Yani aslında sistemin bekçileri, sadece ekonomik piramidin en üstündeki birkaç yüz aile değil, aynı zamanda bizleriz…

***

Akla şöyle bir soru gelebilir: “Hemen hemen hiç birimiz Hayrettin Karaca gibi, ''iki kazağım var, üçüncüyü almıyorum'' diyebilecek yükselmiş ruhlara sahip değiliz. Bu nedenle tüketim duygusunu tahrik eden pek çok üründe sistemin böyle işlemeye devam etmesi kaçınılmaz görünüyor. Dolayısıyla bir ayakkabıyı veya bir akıllı telefonu veya bir arabayı, tamam ömür boyu kullanmayalım, sık sık değiştirebilelim. Ama bazı ürünler bizi çok da cezbetmiyor. Mesela ampul, mesela pil. Bunlar gibi bazı ürünler üzerinden neden uzun ömürlü üretimlere yönelik girişimler olmuyor? Bu tür ürünlerin sık yenilenmesi yönünde insanoğlunun psikolojik bir eğilimi olmadığı gibi, bu ürünlerin uzun ömürlü olanlarının üretilmesine olanak sağlayacak iktidarların da halk desteklerini artıracakları açıktır. Mesela kara yolları uzun yıllar tamir gerektirmeden yapılabilir olmalarına rağmen neden kısa zamanda tahrip olan malzemelerle yapılıyor ve buna alternatif yaklaşımlara itibar edilmiyor?”

Tabii ki, sistemin tepesindeki odaklar, domino etkisi yaratabilecek girişimlerin en küçüğünü bile tehdit olarak algılayıp, yolunu tıkayacaklardır ve tıkıyorlardır. Ancak ampul gibi bir ürün üzerinde oluşabilecek güçlü bir alternatif çalışmayı kolay engelleyebileceklerini sanmıyorum. Çünkü böyle bir engellemeye dair kime, ne anlatabilirler ki, ikna edebilsinler. Kuzey Kore gibi, sistemle bağları göreceli olarak zayıf ülkelerde üretilen ampullerin, pillerin, naylon çorapların kaç yıl dayanacak şekilde üretildiklerini de çok merak ediyorum. Eğer buralarda bile uzun ömürlü üretimler yoksa sistemin kolları zannettiğimizden çok daha uzun ve güçlü demektir...

***

Zihinsel olarak; sahip olma, satın alma, tüketme kavramlarının üstüne çıkabilsek yani bu kavramların boyunduruğundan kurtulabilsek ve temel ihtiyaçlarımızı 40-50 yıl ömürlü ürünlerle giderebilsek eğer. Yani ömrümüz boyunca yalnızca bir veya iki kere cep telefonu satın alsak, yalnızca bir veya iki kere araba satın alsak, bir veya iki kere palto satın alsak; bugünkü zorunlu çalışma yaşamlarımızın yok denecek seviyelere inmesi mümkün olacaktır. Üretim asıl olarak gıda üretimi olacak, gıda dışı ürünlerde çok sınırlı üretimler gerçekleşecektir (telefon denize düşerse veya araba uçurumdan düşerse veya palto yanarsa yenisi gerekeceği için). Gıda dışı ürünlerde kayda değer bir üretim ve tüketim olmayacağından, insanın kendisini gerçekleştirebileceği çok geniş bir boş zamanı doğacaktır. Gıda üretimini bile mevcut teknolojik araçların desteğiyle neredeyse insansız gerçekleştirmek mümkün olabileceği için, hemen hemen tüm zamanımız bize ait hale gelecektir. Böylece çalışma yaşamına sadece istediğimiz işleri yapmak olarak bakma şansına sahip olabileceğiz. Zamanımızın tümüyle bize ait olması, içimizdeki sesin bizi yönlendirdiği işler dışında ilgilenmemiz gereken pek bir şey olmaması demek; tüm zamanımızı güzel sanatlarla ilgilenerek, yeni yerler/insanlar tanıyarak, evreni/yaşamı anlamaya çalışarak, çevremizin ve insanoğlunun sorunlarını çözmeye odaklanarak geçirebiliriz demek. Böyle bir dünya; maddenin egemenliğini minimuma indirebilmiş, kemale erme yolunda ilerleyen, mutlu insanların dünyası olacaktır, diye düşünüyorum...

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı