Yukarı Çık

ÜÇ AZİZE DÖNÜŞÜMÜ

8 Şubat 2018 Perşembe 16:56:58
556 kez okundu.

Son zamanlarda Termal’de Üç Azize ısrarı moda haline geldi.

Gerçeklikten uzak, bölgenin Hristiyanlık inancına geçişiyle olayın meydana geliş tarihi arasında çelişkiler olan bu vakıayı, yaşanmış bir hayat hikâyesi olarak topluma dayatmanın Yalova için hiçbir getirisi yoktur.

Patrikhane bile bu olayı doğrulayamadı.

Buna rağmen inanmışlıklarını kaybetmeyenler “Üç Azize” ısrarını devam ettirmektedir.

Hâlbuki Atatürk’ün isteği ile Termal ve çevresinde arkeolojik kazılar yapan ve gözlemlerini kitap haline getiren Arif Müfit Mansel, bu efsaneyi detaylı olarak incelemiş ve şüpheli bir durum olarak izah etmiştir.

Mansel, diyor ki: “Onuncu asırda bir takım aziz ve azizelerin hayatlarına dair tarihî vakaları ve efsaneleri toplamış olan Simcon Metaphrast'a atfolunan, fakat sarayın kaplıcalara ehemmiyet verdiği 6. asırda meydana gelmiş olması dahi ihtimal dâhilince olan bu vakanın tarihî bir hâdise olduğu pek şüphelidir.”

Mansel’in şüpheyle yaklaştığı bir efsaneyi günümüzde kimler, neden gerçekmiş gibi ballandırarak anlatır, g erçek olmayan bir meseleyi Yalova tarihinin içine sokmak kime ne fayda sağlayacaktır?

Bilinmez…

Aksine olay sorgulandıkça bu fikri ortaya atanların hataları bir bir ortaya çıkmaya devam edecektir.

Mansel, konuyu Dinler tarihi açısından da değerlendirerek şu bilgileri veriyor:

 “Çünkü Metrodora'da Meter, yani Anadolu’nun en büyük Tabiat ilahesinin, ilâhların annesinin ismini; Menodora'da ise büyük ilâhenin oğlu veyahut sevgilisi ve Attis'in başka bir şekli olan Frig ilâhlarından Men’in ismini, Nymphodora’da ise Yalova’da ibadet edilen Nemflerden birinin ismini bulmak kabildir. Şu halde Hristiyanlık devrinde yeniden canlanan bu isimlerden, bu havalide bir zamanlar, bu kısmın başlangıcında bahsettiğimiz, en eski Anadolu ilâh ve ilahelerine ibadet edildiğini öğreniyoruz. İhtimal Hristiyanlık devrinde, yukarıda tetkik ettiğimiz adak stelleri herkesin görebileceği bir yerde idiler ve mahallî halk bunlara ibadete devam ediyordu. Hıristiyanlık bu ilaheleri ortadan kaldıramamış, yalnız bunlara başka bir şekil vermiştir.”

Mansel’in burada sözünü ettiği “başka şekil verilmiştir.” ifadesi inançlar arası etkileşimden başka bir şey değildir. İşte sözü edilen mitoloji, daha önceki putperest inançların Hristiyanlık döneminde devam ettirilmesinden ibarettir. Efsane şekil ve inanç kimliği değiştirerek asırlarca geleneksel hayatın içine girmiştir.

Mansel, konuya devam ediyor:

 “Aristides dahi bu ilahelerin Asklepios ile olan rabıtalarına işaret etmiştir.

İşte uzun müddet Yalova’da bu ilâh ve ilahelere ibadet edilmiş ve hastalar bu ilâhların yardımıyla  “mabed uykusuna” yatmak ve rüya görmek suretiyle mucizevî bir şekilde hastalıklardan kurtulmak yolunu aramışlardır. Hatta Hristiyanlık bu havaliye nüfuz ettikten sonra dahi mahallî halk tarafından bu ilâh ve ilâhelere ibadet edilmiştir. Fakat Hristiyanlık devrinde, putperestlik zamanından kalma bu ilâhlara, bilhassa Nemflere başka bir şekil verilmiş, bunlar din uğrunda bu havalide öldürülmüş olan üç azize şekline sokulmuşlardır.”

Sayın Manseldaha ne desin?

Benim de yaptığım bütün araştırmalar gösteriyor ki, Termal, o dönemde hastalıklarına şifa arayanların uğrak merkezi olmuştur. Sıcak su kaynaklarının olduğu mahallere daima gizemli anlatımlar yüklenmiş, hastalara fiziki tedaviler uygulanmış ve ruhsal dertlerine çözümler aranmıştır.

Mansel, o bölgede arkeolojik kazı yapan ve incelemelerde bulunan en önemli uzman kişilerin başında gelir. Atatürk’ün teşvik ve yardımlarıyla Avrupa’da eğitim almış, ülkemizde önemli çalışmaların altına imza atmıştır. Konu hakkındaki bir başka değerlendirmesi de şöyledir:

“Pythiades Nymphai ismini taşıyan Yalova Nemflerinin namı tebcil olunmaktadır.Hıristiyanlık devrinde Yalova’da bulduğumuz üç azizeden ikisinin isminin Metrodora ve Menodora olması bu havalide büyük ilahe Meter ve ilâh Men yahut Attis’in Hristiyanlık zamanında ortadan kalkmamış olduklarını göstermektedir.”

Bu değerlendirmenin ışığında olayın hakikati hakkında şunları söylemek mümkündür.

“Nymphai” rahibe ismi değildir. Eski pagan inançlarında yer altı ilahesi olarak kabul edilen periler ya da ruhani varlıklardır. Bu isim Üç Azize şekline dönüşen rahibelerden birine verilerek Yalova’ya işarette bulunulmuştur.Nymphai, Nymphodora şekline dönüşmüştür.

Nymphodora, Yalova Dağ Hamamları perisidir. Peri ismi, dönemlerine göre ilahe, kahine ve rahibe şekline dönüşerek devam etmiştir.

“Metredora ise Anadolu’daki büyük ilahe Meter’e işaret ederken, Menedora da Frig kültürünün en büyük ilahesini temsil etmektedir.

Daha anlaşılırolması için şöyle diyeyim:

Bizans, Hristiyanlığı kabul etmiştir ama bu süreçte Anadolu’da yaygın olan çok tanrıcılık ve fetişişt uygulamaları da günlük dini inanışlarının içinden söküp atmamışlardır.

Sözün özü şudur ki;

Termal’de Üç Azize yahut Üç Rahibe olayı gerçek bir hayat hikâyesi değildir. Eski inançlardan Hristiyanlık dönemine aktarılan bir mitolojidir.

Termal’de bulunan Baş Melek Mikail kabartmasına “Su Perisi” ismi verilmesi gibi anlamsız hayali fikirleri Yalova tarihinin hakikatine sokmak fevkalade yanlıştır.

Ya da hayatında Yalova topraklarına bir kez olsun ayak basmamış olan Osman Gazi’nin Hersek’te savaş yaptığını iddia etmek gibi tarihi verilere vebelgelere uymayan ifadeler “Osmanlı Yalova’da kuruldu.” hayaline bir köprü teşkil ederken elde hiçbir tarihi kanıt olmaması yanlış zeminlerde dolaştığımızın en büyük göstergesidir.

Kimse, Yalovalılara, kendi hayallerini “İşte tarihiniz…”diye dayatma hakkına sahip değildir.

Hele hele Üç Azize uydurması…

Patrikhane dahi böyle bir çıkarım karşısında şüphesiz büyük bir şaşkınlığa düşmüştür.

Hâlbuki Üç Azize olayı mitolojik bir dönüşümdür.

Konu dinler tarihi açısından incelendiğinde ortaya çıkan sonuç budur.

Kavramları ve değerleri yerli yerinde kullanmaz isek, Yalova için uydurma bir tarih yazmaktan öteye gidemeyiz.

 

 

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.