Yukarı Çık

YÜKSEK TANSİYONDA YENİ SINIR

4 Aralık 2017 Pazartesi 16:25:24
64 kez okundu.

                                               


 

Amerikan Kalp Derneği (AHA), hipertansiyon sınırını 14/9’dan 13/8’e indirdiğini açıkladı. Bu yeni sınır, yetişkin insanların yaklaşık yarısını tansiyon açısından riskli konuma sokmakta. Anladığım kadarıyla bu kurum tansiyon alanında dünya çapında bir öneme sahip. Yine de kuşkuyu elden bırakmamak gerektiğini düşünüyorum.

            Tüm meselelerde karşımıza iki temel nokta çıkıyor: Bilgi ve Dürüstlük. Bilgi neredeyse sonsuz bir kavram, bir konuyu deştikçe ne kadar az şey bildiğimizi daha iyi anlıyoruz. Sokrates, “Benim sizden farkım, hiçbir şey bilmediğimi biliyor olmam, siz ise bildiğiniz şeylerin olduğunu zannediyorsunuz” diyor. Hiçbir konunun layığınca bilinebileceğine, en azından bugüne kadar, inanmıyorum. Bu nedenle de, herhangi bir konuda kesin hükümler içeren cümleleri, kim kurarsa kursun, doğru bulmuyorum. İlk ulaşıldığında muhteşem olarak nitelenen bulgular, daha sonra (belki bir yıl, belki bin yıl sonra), yetersizliği nedeniyle ilkel veya yanlışlığı nedeniyle gülünç bulunuyor.

            Bilgi boyutunda acınacak durumdayız ama dürüstlük boyutunda durum daha da kötü. Bilinçli veya bilinçsiz, herşeyi, çıkarlarımızı nasıl etkilediğine bakarak değerlendiriyoruz. Çıkar her zaman maddi olmak zorunda değil, manevi de olabilir. Dolayısıyla, herhangi bir konuda gerçek (veya gerçeğe yakın) hüküm verebilmek için ne yeterince bilgiliyiz, ne de yeterince dürüst… Buna tabii ki tansiyon konusu da dahil…

                                                                                   ***

            Pek çok hastalıkta olduğu gibi, tansiyon probleminin arkasında da esas olarak yaşama biçimimiz yatıyor (tabii ki genetik faktörlerin de biraz payı var). İlaç kullanmadan önce (veya ilaç kullanırken), asıl odaklanılması gereken alan yaşama biçimimiz. Tansiyonu yükseltmek, vücudumuzun yaşama biçimimize karşı tepki verme yollarından biri. Burada üç ana unsur öne çıkıyor: Beslenme, Hareket ve Üzüntü. Bunların içinde hareket sanıyorum en kolay anlaşılabilir ve uygulanabilir olanı. Günde yarım saat yürüyüş yapsanız, bu nokta aşağı yukarı hallolmuş oluyor gibi. Beslenme biraz karışık. Sadece tuz konusu bile karışık. Asıl problemin rafine tuz olduğunu, doğal tuzların tansiyonu olumsuz etkilemediğini iddia edenler de var, yeterince tuz almamanın tansiyonun yükselmesine yol açtığını söyleyenler de…

            Üzüntü ise (adına stres, depresyon v.s. artık ne diyorsak), çok daha halledilmesi zor bir konu. Genetik özelliklerimiz, salgı bezlerimiz, vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar burada oldukça etkili. Bunlarla da bağlantılı olarak dünyaya bakış şeklimiz çok etkili. “Şu oldu, bu oldu” değil, ben bunlara karşı nasıl bir tavır alıyorum. Önemli olan bence bu. Dış dünyayı biz biçimlendiremeyiz. Biz sadece kendi tavrımızın efendisiyiz. Dışarıda ne olursa olsun, üzülüp üzülmeyeceğimizi, kendi tavrımız belirliyor. Masa tenisi oynarken karşı taraftakine, “şöyle at” demiyoruz, nasıl atarsa atsın, gelen topagöre uygun vuruşu yapmaya çalışıyoruz. Eğer istekliysek, gelen topları daha doğru karşılayabilmek için kendimizi geliştiriyoruz ama rakiplerin oyun stillerini değiştirmeye çalışmıyoruz. Yaşamda ise, nedense kafamızı dışımızdaki dünyayı değiştirmeye takmışız, kendimizde değişme, gelişme ile pek ilgilenmiyoruz. Çünkü biz gayet iyiyiz, doğruyuz…Yani işin üzüntü boyutu, aşmakta en zorlandığımız alan. Bu konuda belki yoga işe yarayabilir.

                                                                                   ***

            Amerikan Kalp Derneği sınırı 13/8’e indirmiş ama İngiliz Tansiyon Derneği sınırı daha da aşağı çekiyor: 11/7. Yakında sınırın 10/6’ya indirildiğini duyarsanız şaşırmayın.

            Aksi bir yorum da, yaşınıza 100 ekleyerek normal tansiyonunuzu tespit edebileceğinizi söylüyor. Yani yaşınız 50 ise, normal tansiyonunuz 150 mmHg (yani bildiğimiz 15) oluyor.

            Normal tansiyon rakamlarının yaşla beraber artıyor olma ihtimalinin yanında, hiç konuşulmuyor olsa da, bu rakamların kişiden kişiye biraz farklılık gösteriyor olma ihtimali olduğunu da düşünüyorum. Daha da önemlisi, arkasındaki neden(ler)le pek ilgilenmeden tansiyonu düşürmenin, vücudun işine karışmak olduğuna inanıyorum.

            Bence; beslenme, hareket ve üzüntü konularında elinizden geleni yapın, tansiyonunuzu ise takip edin ama çok da kafanıza takmayın…

           

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.