Yukarı Çık

YALOVA İKİ ÜRÜNÜ: KESTANE VE ZEYTİN

30 Kasım 2017 Perşembe 17:13:34
53 kez okundu.

 

Bu yıl Samanlı Dağları’nda kestane ağaçları ürün vermedi.

Yaklaşık bir yıl önce bu konuda yazmıştım.

Yetkililer, biyolojik mücadeleden bahsetmişti.

Demek ki çözüm olmadı.

Acaba diyorum…

Bu yıl kestane ağaçları çiçek açarken helikopterle bu kurtçukları yok edecek tarımsal ilaçlama havadan yapılamaz mı?

Elbette bu ilaçlamanın olumsuz yönleri ve doğal dengeye bazı zararları olabilir.

Lakin sadece bu Gal arısının ölümüne yol açabilecek bir tarımsal ilaç geliştirilebilir ve Samanlı Dağ silsilesi boyunca havadan ilaçlama yapılabilir diye düşünüyorum.

Eğer kısa vadede bir çözüm bulamaz isek ormanlık alanlarımızdaki ekolojik denge bozulacak, bitki türleri şekil değiştirecek, en kıymetli kestane ağaç türümüz hatıralarda kalacaktır.

Bu konuda Tarım Müdürlüğü ve Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileri tarafından acil önlem alınmalıdır.

Hatta ben havadan ilaçlama sistemi konusunda zeytinlik alanları için de bir hamle yapılabilir diye düşünüyorum.

Çünkü Çınarcık istikametinden Esenköy civarına hatta Armutlu tarafının tüm alanlarda denize bakan yüzeyleri zeytinliktir ve ciddi bir rekolteye sahiptir.

Adeta bu yarımadada ciddi bir milli servetimiz vardır diyebilirim.

Zeytin üreticileri disiplinli biçimde takvimine bağlı ilaçlama yapmayı gerçekleştiremediği gibi ne ilaca göre su, ne de suya göre ilaç kullanma becerisi ve bilincine sahip değildir.

Bölgenin zeytin ürününün alımını yapan ve pazarlayan Marmara Birlik bu işlemin ana sponsoru olabilir ve Tarım Bakanlığı’nın destekleriyle bilinçli bir ilaçlama yapılarak zeytin üretiminde rekolte artırabilir.

Çünkü ilaçlanacak yüzey gayet uygun bir arazi yapısına sahiptir.

Havadan ilaçlama yapmaya çok uygundur.

Eğer böyle bir desteklemeyle üründe farkındalık olursa üretici bu tür uygulamaya ilerleyen yıllarda katkı payı vermekten geri durmayacaktır.

Şu anda Yalova ve civarı zeytinlik alanlarından en fazla üçte bir ürün elde edilmektedir. Halbuki arazi zeytin ağaçlarıyla dolu ve her yıl bu ağaçlar en yüksek düzeyde çiçek açmaktadır. Lakin üründe beklenen rekolteye ulaşmak bir türlü mümkün olmamaktadır.

Aslında böyle bir çalışmanın daha başka yolları da bulunabilir.

İlaçlama sahasına giren zeytinlik alanlar tarım sigortası kapsamına alınabilir ve ilaçlama payı ilave dilerek üründe kapasite artırımına gidilebilir.

Bahsettiğim iki meyve, zeytin ve kestane ağaçları Yalova’dan başlayarak Armutlu’ya kadar ciddi bir saha oluşturmaktadır.

Yaptığım bu teklif belki de ziraat teknikleri açısından uygun değildir.

İşin teknik yönünü bilemiyorum.

Fakat ortada bir hakikat var ki:

Kestane ağaçları meyve vermediği gibi kurumaya başladı.

Zeytin ağaçları hiçbir zaman arzu eden rekolteye ulaşamadı.

Çözüm benim dediğim gibi değilse…

Yetkililer o zaman başka çözümler bulmalı, sırf bu konuda Yalova’da bir kriz masası kurulmalıdır.

Her iki ürün de bizim milli servetimizdir.

Köylümüzün cebine giren sıcak paradır.

Eğer çiftçiye kazandırabilirsek arazilerini satmaktan vaz geçer diye düşünüyorum.

Son 10 yılda tarım arazilerinin yarısını İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerden gelen yazlıkçılar satın aldı.

Köylerimizde çiftçilikle uğraşan insanlarımızın çocukları da il merkezlerine göç ederek iş aramaya başladı.

Doğadaki doğal denge bozulurken kent ve köy arasındaki yaşam dengesi de bozulmaya başladı.

Eğer önlem almazsak köylü elindeki araziyi satacak ve şehre göç edecek, şehirdeki aldığı araziye bir yazlık ev yapıp keyfine bakacak.

Böylece tarımsal alanlar tüm işlevlerini yitirecektir.

Yalovamızın tarımsal alanları küçüktür ama fevkalade bereketlidir.

Sahip çıkalım.

 

 

 

 

 

 

               

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.