Yukarı Çık

DENİZ SALYASI DOĞAL BİR OLAY MI?

7 Haziran 2021 Pazartesi 14:18:50
919 kez okundu.

 

 Prof. Ahmet Cemal Saydam, 'müsilaj doğal bir olay değil, bunlar iyi günlerimiz diyor'. Prof. Saydam, şunları söylüyor: "Durum zaten kötüydü. Marmara’nın sorunu doğuşundan astımlı olması, oksijen eksikliği çekmesine dayanıyor. Bu dikkat edilmesi gereken bir çocuk, buna hassas davranmak zorundayız, bunun üstüne biner tepinirsen, bunun astım hastalığından dolayı solunum rahatsızlığı çekmesi, ölüme doğru gitmesi kuvvetle muhtemeldir. Bakın bu deniz özümleme kapasitesinin sonuna geldi. Artık bardak doldu."

"Olabilecek en kötü senaryoyu yarat deseler bunları hazırlarsınız. Bunlar daha iyi günlerimiz, çünkü daha kokacak, zamanla alt tarafa geçecek, oradaki oksijeni tüketecek. Bunun nasıl geri döndürüleceğini bilmiyoruz. Marmara, COVID oldu diyorum. Boruları daldırıp oksijen vermemiz lazım. Dünyada hiç yapılmamış akla hayale gelmeyen, kime desen gülecek projeler yapmak zorundayız. Dünyada böyle bir şey yapılmamış. Denizi böyle kirletmeyi başaran ilkiz, bu yöntemleri de deneyen ilk oluruz."
"Ergene Nehri’nin bardağı taşıran damla olduğunu söylüyorum. Çünkü Ergene’nin suları sistemin alışık olmadığı bir azot, fosfor yükünü sisteme soktu. Yine kötüye gidiyordu, bardağı taşıracak son damla lazımdı, o Ergene oldu."

"Şu anda Marmara, Karadeniz ve Ege arasında geçiş yolu. Balıklarımız oradan oraya hep göç etmiş, şimdi edemiyor, oksijensiz yerden kaçıyor. Balıklardaki bir doğal süreci engelledik."

*****

Hidrobiyolog Mert Gökalp ise şunları söylüyor: ''Zirai atıklar, gübreler, pestisitler ve diğer kimyasallar bunlar Marmara’ya akıyor. Sanayi ve endüstriyel tesislerin neredeyse yüzde 40, 50'si Marmara Denizi'nde ve bunların atıkları da Marmara'ya akıyor, güya bazı tesisler arıtma tesislerini yenilediler artık arıtma yapılıyor ama geceleyin fark etmediğiniz şekillerde derelere ve Marmara denizine akıtılıyor. Bunun haricinde evsel atıklar yani Marmara etrafında yaşayan 25 milyon insanın atıkları arıtılmadan, az arıtılarak, daha da az arıtılarak Marmara Denizi'ne akıtılıyor. Ekosistem bir bütündür. Biri etkilendiği zaman, biri sistemden çekildiği zaman öbürü de etkilenip öbürü de o sistemden çekilecektir. Yani yaptığımız otellerin, inşaatların, o dalgakıranların, büyük büyük gökdelenlerin, kurduğumuz tesislerin hiçbir yararı olmayacaktır. Eğer Marmara Denizi ölürse biz de buradan göç etmek zorunda kalırız."

Gökalp, sorunun çözümüne ilişkin şunları söylüyor: "Denizlere bakış şeklimizi değiştirerek bu sorun çözülebilir. Biyolojik, kimyasal, fiziksel arıtma ile derin deşarj ile Marmara'nın içerisine bıraktığımız atıklardan tamamen vazgeçmeliyiz. Bu atık yönetimi hangisi olursa olsun olmuyor, olmayacak. Çünkü en iyi arıtım sistemi dahi önünde insan olduğu zaman düzgün işletilmediği zaman, düzgün denetlenip cezalar kesilmediği zaman çalışmıyor. İşte Marmara'da olduğu gibi oluyor. Onun için derin deşarj yerine biz sularımızı, atıklarımızı yeniden çevirerek içilebilir su haline, temiz su haline getirip hiçbir şekilde deniz ekosistemine vermediğimiz tesislere kavuşmamız gerekiyor. Şu andan itibaren ivedilikle bir araya gelerek atık üretim sistemlerini gözden geçirmek, denetim yapmak, görevlerini yapmayanları görevden almak, tesisleri yenilemek ve bütün Marmara’daki tesislerle alakalı denetlemeler, cezalar, tesis kapatmalar ile soruna yaklaşmalıyız ve dua etmeliyiz açıkçası."

*****

Bir başka Hidrobiyolog Levent Ertüz ise, "Dünya’da bunun bir örneği yok. Biz ilk defa dünyada bir denizi bitirdik, öldürdük. Bunu masaya yatırıp, nasıl yaptık, kimler yardım etti, şeffaf şekilde ortaya konulmalı.'' diyor. Ertüz'e göre bu yüzleşme sağlanamazsa, yarın Ege ve Karadeniz'de de benzer ciddi kirlenmeler yaşanmaya başlayacak.

 

*****

Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık da deniz salyası (müsilaj) ile ilgili önemli bir uyarıda bulunuyor: “Denizdeki müsilajin kolera salgını getirmesi mümkün”.

''Müsilaj tabakası mikroorganizmaların gelişmesi ve çoğalması için uygun bir besi ortamı işlevi görür. Bu tabaka içinde bulunan mikroorganizmalardan biri kolera hastalığına yol açan “vibriocholerae” isimli bakteridir.''

 

*****

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda geçen dönem müsteşarlık görevinde bulunan Prof. Mustafa Öztürk, Marmara Denizi havzasının 'hassas alan' ilan edilmesi gerektiğini söylüyor. Marmara Bölgesi hassas alan ilan edildiğinde, atık sular ileri kademe arıtma yapılmadan yani karbonun yanında azot ve fosfor da giderilmeden Marmara Denizine verilemeyecek, bölgedeki tarım alanlarında zirai ilaç ve gübre kullanımı sıkı şekilde kontrol altına alınacak, sanayi tesislerine göstermelik değil gerçek denetimler yapılacak. Tabii Ergene Havzasının korkunç boyuttaki kirliliğinin Marmara Denizine aktarılma çabalarının durdurulması da özellikle yoğunlaşılması gereken bir sorun.

 

*****

Böyle teknik bir konuda kendi cümlelerimi asgaride tutup, uzmanların yorumlarına yer vermeyi tercih ettim.

Evet, neticede deprem de doğal bir olay, sel de. Deprem de en büyük zararı zaten hasta olan binalara veriyor, sel de zaten hasta olan yapılaşmaları önüne katıp sürüklüyor. Marmara'mız da, anladığım kadarıyla zaten çok sağlıklı bir deniz değil. O nedenle Marmara'yı yaşatabilmek için ona özel ilgi göstermemiz gerekiyor ama biz tam olarak tersini yapıyoruz. 

Kimyasal olarak ürettiğiniz her hangi bir şey için de, 'bunu üretirken doğadaki şu şu molekülleri kullanıyoruz' dediğinizde ortaya çıkan ürünün doğal olduğunu ispatlamış olmuyorsunuz. Tüm dünyayı doğal bir ortam olarak düşündüğümüzde (ki yanlış bir çıkarım değil), dolayısıyla bu gök kubbe altındaki istisnasız her şey doğal oluyor. Böyle baktığımızda, sentetik ürünler de dahil, 'doğal değil' diyebileceğimiz hiç bir şey kalmıyor.

Bu nedenle deniz salyasına, 'doğal bir olay' yorumu yapanların söylediği mantıksal olarak tabii ki yanlış değil. Ancak gözümüzde küçülterek görmezden gelmeye çalıştığımız sorunların bir kısmının, gerekli önlemleri almadığımız için bir süre sonra hayatlarımızı karartabilecek boyutlara  ulaştıklarını biliyoruz. Umarım müsilaj meselesi de bu tür bir vahamete dönüşmez...

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı