Yukarı Çık

NE YAPMALIYIM?

27 Nisan 2021 Salı 17:16:27
666 kez okundu.

 

Baha'nın geçen perşembe günü yaptığı sunumun konusu, 'Ne yapmalıyım?' idi. Bu soru insanoğlunun en kadim meselelerinden biri, hatta belki de birincisi. Hatta hatta diğer tüm gerçek soruların anası denebilecek bir mesele. Baha diyor ki, 'bu dünyaya bir şekilde geldik, peki şimdi ne yapmalıyız?' Okula gidince ders dinliyoruz, sinemaya gidersek film seyrediyoruz, lokantada yemek yiyoruz, markette alışveriş yapıyoruz; çünkü bunları yapmak için oralara gidiyoruz. Evet okulda kantinden bir şeyler alıp yenebiliyor ama oraya asıl ders dinlemeye gittik/gidiyoruz, evet lokantada beklerken akıllı telefonumuzdan bir köşede bir şeyler  izleyebiliriz ama oraya asıl yemek yemeye gitmişizdir. Peki dünyadaki asıl yapmamız gereken şey/şeyler var mıdır acaba? Bir çok yan uğraş olabilir, soru; asıl/gerçek/doğru uğraş/uğraşlar var mıdır, varsa nedir/nelerdir? 

Doğarken yanımızda bir kullanma kılavuzu ile gelmiyoruz. Ailemizden ve çevremizden öğrendiklerimizle, nasıl bir yere geldiğimizi anlıyoruz daha doğrusu anladığımızı zannediyoruz. Çünkü bizim bilgi kaynaklarımız da, geçmişte aynı bizim gibi dünyayı ve yaşamı kendi ailelerinden ve çevrelerinden öğrenmişlerdi, yani bilgi kaynaklarımız hiç güvenilir değil, kulaktan dolma bir yaşam tahayyülleri var, hepsi bundan ibaret. 

Sosyoekonomik hiyerarşide taban ve biraz üstünü oluşturan grubun, 'ne yapmalıyım?' sorusuna yaşam pratikleriyle verdikleri cevap binlerce yıldır; 'asgari ihtiyaçların nasıl temin edileceğine odaklanmak ve ataların dinini takip etmek'. Soru tabii ki teorik temelde değil, pratik olarak (doğal haliyle) zihinlerde oluşup, cevaplanmakta. Sosyoekonomik hiyerarşinin daha üst basamaklarına çıkıldığında ise asgari ihtiyaçlardan çok daha fazla ekonomik imkanlar arayışı öne çıkmakta, 'ne yapmalıyım' sorusuna cevap olarak. Üst basamaklarda manevi arayışlar daha bir dünyevileşmekte ve fonksiyonel oldukları oranda korunmaktalar. Tabii bunlar genele ait değerlendirmelerim, istisnalar daima vardır. Hiyerarşik basamaklar çıkıldıkça para ve güç arayışı artmakta, sorunun cevabı tamamen bunlardan ibaret bir hale dönüşmekte, başka unsurlar ise kenar süsü niteliğine indirgenmekte. Para ve güç arayışına ket vuran güçlü darbeler alındığında ise manevi alanda bir arayış doğmakta. Bu çerçeve binlerce yıldır varlığını sürdürüyor, bence.

*****

Yani içine doğduğumuz ortamdaki rüzgar bizi önüne katıp götürüyor. Bilinçli bir tercih ortada neredeyse yok gibi. Oysa tek bir yaşamımız var ve onu olabildiğince doğru yaşayabilmek adına, durup üzerinde uzun uzun düşünmemiz gerekiyormuş gibi geliyor bana. Bütün dinler ve binlerce filozof bu konuya odaklanmışlar ve bizlere binlerce, yüzbinlerce sayfadan oluşan mektuplar bırakmışlar. Bizse, 'adam sende, kim okuyacak o kadar şeyi, kim düşünecek bunlar için' diyerek vasat yaşantılarımıza (ama vasata bazen büyük anlamlar uydurarak) devam ediyoruz ve bize bir kereliğine verilen şansı galiba boş işlerle heba ediyoruz. Tabii ki binlerce sayfayı yalayıp yutmamız beklenmiyor ama çok temel olduğunu düşündüğüm bu 'ne yapmalı' sorusu biraz kitap karıştırmayı, biraz tefekkürü hiç mi hak etmiyor?

*****

Konuyla ilgili olarak Baha bir makalesinde ve yaptığı sunumda şunları da söylüyor: 'Hakikat tamamlanmayı bekleyen onbinlik bir puzzle gibidir; kutuda bazı parçalar eksiktir ve kutudan çıkan bazı parçalar ise aslında o puzzle'a ait değildir. Ait olmayan parçaları bir şekilde ayıklamak ve eksik parçaları da düşünce gücümüzle yeniden ortaya çıkartmak durumundayız. Ayrıca bu hakikat dediğimiz puzzle'ın şöyle de bir özelliği vardır; farklı yönlerden baktığınızda çok farklı resimler görmektesiniz. Hiçbiri yanlış değil, hepsi doğru, ama gerçek dediğimiz şey ise tüm cepheleriyle puzzle'ın tamamı.'

'Ne yapmalı' sorusuna tatminkar bir yanıt hiç kolay değil. Bir yazının veya sunumun sınırlı çerçevesinde ise değil yanıt vermek, konuyu kapsamlı şekilde irdelemek bile mümkün değil. Soru çok zor ama çok temel, önem verilmeyi her şeyden çok hak ediyor diye düşünüyorum. Yunus, 'İlim kendin bilmektir, Sen kendin bilmezsin, Bu nice okumaktır' diyerek, ne yapmalı sorusunun öncülü sayılabilecek olan, 'ben kimim' sorusuyla ilgilenmeyenlerin yaptıkları işlerin aslında boş yere yapılan işler olduğunu, büyük çaplı işler olsa bile gerçek anlamda bir kıymetlerinin olmadığını vurguluyor. Soruya kestirmeden kulaktan dolma/uydurma cevaplar verip yola devam edenler ise galiba cevabı hiç aramayanlardan biraz daha kaybolmuş durumdalar... 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı