Yukarı Çık

SU TASARRUFU MU? GEÇİN ORAYI

28 Aralık 2020 Pazartesi 16:42:43
2687 kez okundu.

 

Etmeyeceğim daha fazla tasarruf. Edemiyorum da zaten. Sifonumda hacim küçülttüm. Fıskiye ile değil kova kullanarak banyo yaparım. Arabamın dışını çok nadir yıkarım. Musluklarımda hacim artırıcı takılı, çocuklarıma suyu nasıl ekonomik kullanırlar öğrettim, uygulatıyorum. Eşim evin önünü gri su ile sular, yağmur suyu ile biriken suyun oluşturduğu gölet ile sularız bahçemizi. Dişimizi fırçalarken musluk kullanmadığımızda kapalıdır. Daha birçok tedbir alırız israf etmemek için. Çünkü ben Müslüman bir Çevre Mühendisiyim. Hem mesleğim, hem dinim zaten israf etmeme izin vermiyor. Toplum içinde de, işimde iken de, ailem içinde de, yalnızken de…  Suyu tasarruflu tüketiyorum, zorundayım, zorundayız.

Son zamanlarda yine sıkça duyar olduk. Suyu tasarruflu kullanma çağrıları etrafta yeniden gün yüzüne çıkar oldu. Çünkü ilin tek içme suyu göletinde su seviyesi kritik seviyeye düştü. Yağışlar böyle az seyrederse bu kışı geçeriz ama yaza kriz yine boy gösterecek. 2014 yılını hatırlayın. Önce suyu tasarruflu kullanın çağrıları, sonra sıralı su kesintileri. Seferberlik ile devlet imkanları da akıtılarak dereler çevrildi, dip suyu basıldı ve yaz atlatıldı. Sonra yine doldu gölümüz yağmurlarla. Takip eden senelerde azalıp azalıp taştı Gökçe barajımız. Kışın bu vakitlerde azaldı, hep %20 leri gördü, yazın ise fazla su kapaklar açılarak boşaltıldı. 30 yıllık baraj bu su havzasında dolup dolup boşaldı her yılki su tüketim döngüsünde. Bu mantıksız devinim yıllardır böyle hep. Arıtma aynı arıtma, baraj aynı baraj, Yalova aynı Yalova, altyapı aynı altyapı. Doldurup doldurup boşaltıyoruz barajımızı. Gözümüz gökte, yağmur yağarsa doluyor, fazla yağarsa taşırıyoruz, az yağarsa bitiyor. Bir yerde yanlışlık var gibi gelmiyor mu size de? “Her sene açılan kapaklar ile yapılan su tahliyesi yapılmasa da suyumuz bitmese olmaz mı”sorusunu soranları duyar gibiyim. Olmuyor. Niye mi? Çünkü normalden iki kat fazla su tüketiyoruz. Eğer bu nüfusun iki katı nüfusumuz olsa, arıtma tesisinin arıttığı suyun tamamını kullanıma sunabilsek, bu 30 yıllık emektar gölet hacmi herkese yetecek. Taşan suya ihtiyacımız olmayacak. Problem ne o vakit? İki mega problemimiz var. Çözersek israf da bitecek, susuzluk riskimiz de kalmayacak. Anlatacağım ama önce şu OSB’ler konusuna bir Çevre Mühendisi olarak değinmek istiyorum.

OSB’lerin gelmesine isyan etmek işsiz gençliğe çözüm üretmiyor. Üretime aç ülkemi doyurmuyor. Yalova’mızın tarihinde kötü örnekleri yaşamış insanlarımızın şüphe ile yaklaşmasının doğal olduğunu düşünüyorum ama salt çevre hassasiyetini gereksiz sivrilterek anlamsız karşıtlık söylemi üretmenin de Yalova’mızın önünü kapatmaya çalışmak olarak görüyorum. İhtisas tanımlarında belirlenen kodlara uygun, bacasız ve çevreye duyarlı üretim yapan firmaların gelmesine izin verilecek kontrol mekanizması kurulmuş ve izlenebilir kurulum süreçleri tanımlayan OSB’lerin başımın üzerinde yeri var. Gelsinler ve üretim yapıp istihdam oluştursunlar. Özetle OSB kurulumları hakkında görüşüm böyle. Bu konuda tek endişem su kaynağı kullanımı. Bu hali ile bu su, Yalova halkına yetmiyorken OSB’ler kurulum öncesinde su tedariği süreçlerini netleştirmeli ya da şehrin, birazdan bahsedeceğim su ile ilgili iki mega problemini  çözmeye el vermelidir.

Bu şehrin suyunun iki mega problemi çözülürse “30 yıllık barajımıza ek baraj ile hacim artırılıncaya ve arıtma sistemi yenileninceye kadar” suyumuz bugüne de yarına da yetecektir.

YALOVAMIZIN 1.MEGA SU PROBLEMİ kullanmadan toprağa dönen sudur. Arıtılmış suyun yaklaşık %60’ı barajdan musluğumuza gelinceye dek ya kaçak bağlantılarla kullanılıyor ya da yer altına sızıyor. Eskimiş, yıpranmış, çatlaklar, hırsız kelepçelerle çalınan hatlar ile dolu yorgun ve asbestli borular suyumuzun yok edicileri. 100 litre su arıtılıp gölden bize yola çıkıyor lakin Yalova halkı bunun sadece 40 litresine ulaşabiliyor. Ödemesini de 100 litre hesabıyla yapıyor. Milli servetimiz olan suyu, Atatürk’ün su şehri dediği Yalovamızda vatandaşa kayıpsız ulaştıramadığımızdan sıkıntı her geçen gün büyüyor. Artan nüfusu da, OSB yatırımının getireceği nüfusu da endişe ile izlememiz ondandır.

YALOVAMIZIN 2.MEGA SU PROBLEMİ ise içme suyunun sulama suyu olarak kullanılmasıdır. Özellikle son birkaç yıldır daha fazla şahit olmaktayım bu duruma. Yalovamız tarım arazilerini şebeke suyu ile suluyor. Sabaha kadar açık bırakılan hortumları, taşan depoları, yazın serinlemek için suyun nasıl israf edildiğini gören gözlerim artık bunun Gökçe Barajı havzasını nasıl etkilediğini anlayabiliyor. Özellikle “ne yazık ki hala” şebeke suyuna ücret ödemeyen bazı yerleşimlerin ehli vicdan mukimleri bu israfı kendileri bile söyleyebiliyorlar. Basit bir artezyen kuyu maliyetine girmeyen müsrif vatandaş helal ektiği tohuma haram ve kul hakkı bulaştırıp toplu kıtlığa davetiye çıkartıyor. Bu Yalova için çoğu insanın bildiği ve gür sesle söylenmeyen, inkar edilemez bir gerçek.

Peki çözüm nedir? Bu iki mega probleme çözüm üretmek zorunda olan bir vatanperver, bir aile babası, bu ilin bir mahalle sakini, bir Yalova sever, bir belediye meclis üyesi, bir mühendis, bir işletmeci ve son olarak bu “Teknik Bakış” alanının yazarı olarak sıraladığım her sıfata bir görev düşerken, her sıfatın ilintili kesimleri, zülfiyare dokunuşlarıma göğüs gereceğini umduğum yazıma devam ediyorum.

1.MEGA PROBLEMİN ÇÖZÜMÜ ancak ve ancak arıtılmış su ana hattını ve dağıtım hattını değiştirmek ile olur. Değişmelidir de zaten. Madem ki bu ülkenin olduğu gibi bu ilin de öz kaynağı suyun %60’ını harcayan bu hattır, elbette yenilenmelidir. Kim yenileyecek?  Yalova’da ne Yeşil Körfez Su Birliği, ne İl Özel İdaresi ne Yalova Belediyesi böyle büyük bir yatırım bütçesini finanse edemez, organize edemez. Sadece ana hattın yenilenmesi 250 milyon civarı bir bütçe ki bu bütçe ile şu an 450 yataklı devlet hastanesi yapılıyor. Bana kalsa hastane yapılmasaydı da bu hat yenilenseydi daha mantıklıydı ama halk hastaneyi tercih ediyor. Siyaset de halkı.  Yalova Belediyesi içme suyu hattını yenilemeye bir bütçe ayırmış değil, zira elindeki kaynakları yaralarını sarmaya ancak yetiyor. Uzun süredir görülmeyen hizmetler peş peşe geliyor. Bence tüm hizmetler yerine altyapıya girilmeli ama halk bu hizmetleri istiyor, suyu öncelemiyor, siyaset de halkın isteği ile hizmet ediyor. Geriye merkezi bütçe ile bu yenileme ihtimali kalıyor, o da ili yöneten ben dahil seçilmiş ve atanmışların vazifesi. Genel yaklaşım asla proaktif olmadığından, 2014’teki gibi kıtlık gelmeden prosedürler aşılamayacak gibi geliyor.

2.MEGA PROBLEMİN ÇÖZÜMÜ daha basit. Bahçe, tarla, sera ya da sulama amaçlı her neresi varsa, Yalovalı hemşerilerimiz artık bu sulamayı şebeke suyundan yapmamalı. Bunun hem israf penceresinden haram olarak, hem de suyun ulaşamadığı insanların varlığı penceresinden kul hakkı olarak kabul etmeli. Eğer arıtılmış içme suyunu sulama suyu olarak kullanmaya devam edersek iki gökçe barajı olsa yine dayanmayacak. Birlikte yok olacağız.

Daha birçok tespit ve çözüm önerisi suyu meslek yapan insanlardan gelebilir. Hepsi değerlidir hepsi dinlenmelidir. Susuzluk sağlıksızlığı getirir. Sağlıksız bir toplum tüm kazanımlarını su olmazsa kaybeder. Şimdi yazımızın başlığına dönelim.

Kimse bu iki mega problemi çözmeden bana tasarruf çağrısında bulunmasın. Problemin çözümünü halkın ufak tasarruflarında değil onu yönetenlerin büyük israfı önlemesi gayretinde aramamız gerek. Kimse kusura bakmasın. Geçelim oraları.

Vesselam

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı