Yukarı Çık

İYİ VE KÖTÜNÜN YÜZÜ AYNIDIR

17 Temmuz 2020 Cuma 14:29:01
3295 kez okundu.

 

 

Çoğunluğun bakışına göre; bir iyi insanlar vardır, bir de kötü insanlar... Bu bakışta olan kişi, kendisinin ise iyi tarafta olduğuna inanır. Leonardo Da Vinci ile ilgili anlatılan bir olay, konuyla ilgili ufkumuzu açmaya yarayabilir düşüncesindeyim. Hikaye şöyle: Leonardo da Vinci (1452-1519); Son Akşam Yemeği (Hıristiyan inanışına göre Hz. İsa'nın çarmıha gerilmeden önceki akşam havarileriyle yediği son yemeğe verilen addır) isimli freski yaparken bir sorunla karşılaştı. İyi’yi Hz. İsa’nın bedeninde, Kötü’yü de Hz. İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek istiyordu. Bu iki kişiiçin model olarak kullanabileceği birilerini bulması gerekiyordu. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin Hz. İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan 3 yıl geçti. ”Son Akşam Yemeği” neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. Leonardo’nun resmi çalıştığı kilisenin baş rahibi, resmi bir an önce bitirmesi için Leonardo’yu sıkıştırmaya başladı. 1497'de sabrı taşan baş rahip, Milano Dükü Ludovico'ya şöyle yakındı: "Bitmeyen yalnızca Yahuda'nın başı. Bir yılı aşan bir süredir Leonardo resme dokunmadı."

Ludovico, Leonardo'yu gecikmenin nedenlerini açıklaması için, yanına çağırttı. Leonardo şöyle cevap verdi: "Herkesin bildiği gibi, Yahuda kötülüğüyle göze batan biri. Dolayısıyla günahkarlığına uyan bir çehreyle betimlenmeli. En azından bir yıldır, gece gündüz her gün kentin tüm haydutlarının yaşadığı Borghetto'ya gidiyorum. Ancak henüz aklımdakine uygun kötülükte bir yüz bulamadım. Bu yüzü bulduğumda resmi bir günde bitireceğim. Ancak eğer araştırmam sonuçsuz kalırsa, ekselanslarına beni şikayet etmeye gelen ve aranan özelliklere tam uyan baş rahibin çehresini kullanacağım." Bu zekice cevap Ludovico'yu güldürdü ve şaşkınlık içindeki baş rahip de, Leonardo'yu rahat bırakmak zorunda kaldı...

Leonardo aramaya devam etti ve vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo, yardımcılarına adamı kiliseye taşımalarını söyledi. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
 

Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu… Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: ”Ben bu resmi daha önce gördüm…” “Ne zaman?” diye sordu Leonardo, o da şaşırmıştı. ''Üç yıl önce, elimde avucumda olanı kaybetmeden önce… O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni Hz. İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti..'' dedi adam...
 

******

Spinoza (1632-1677), iyi ve kötünün ne olduğu üzerine en çok düşünüp, yazan filozoflardan biri. Spinoza’ya göre, her insanın özünde; varlığını korumak, sürdürmek ve güçlendirmek vardır. İnsanın özü, Spinoza için, yalnızca varlığında sürüp gitme çabasıdır. Herkes kendi varlığında kendince sürüp gitmeye çabalar. İyi-kötü, bedenin varlığında sürüp gitme çabasını destekleyen veya köstekleyen hallerdir. Öyleyse, yapıp etme kudretimizi artıran şeyler iyi, azaltan şeyler ise kötü olarak sınıflandırılacaktır. İyi dediğimiz bir şey zamanla aleyhimize çalışmaya başlarsa, o zaman da ona kötü deriz, oysa o şeyin niteliği aslında değişmemiştir, değişen bizim konumumuzdur. Bize iyi gelen bir şey, bir başkasına kötü gelebilir. Kısacası, iyi, bana yararlı olanken; kötü, bana zararlı olandır. Herkesten ve her şeyden bağımsız bir iyi olan veya bir kötü olan yoktur. Spinoza’ya göre kişi, kötü karşılaşmalardan, yani duygulanımlardan onları kavramak suretiyle kaçındığı ve iyi karşılaşmaları örgütleyerek, iyi duygulanım ve duygulara kapı araladığı oranda, erdemli olur. Erdem ise sevincin ödülü değil, sevincin ta kendisidir...

******

Japonya'ya atom bombaları atılması, savaşın uzaması halinde ölebilecek Amerikan askerleri ve onların aileleri için çok iyi bir şeyken, Japon halkı için kötünün de kötüsü bir şeydir. Evimizin yakınında bir kediyi besliyor olmamız, o kedi için çok iyi bir şeydir, oysa o kedi mama verdiğimiz için evimizin civarından ayrılmamakta (hatta dişiys e yavrulayarak çoğalma şansı bulmakta) ve oralarda denk geldiği böcekleri de yemektedir, yani kediye mama vermemiz (yani onun evimizin etrafında kalmasına yol açmamız) evimizin civarındaki böcekler için hiç de iyi bir şey değildir...

Leonardo'nun hikayesi, iyi ve kötü olma özelliklerinin herkesde bulunduğunu gösteriyor, yani insanların iyiler ve kötüler diye ikiye ayrılmadığını...

Spinoza ise hayatta kalmamıza ve güçlenmemize yarayan şeyleri iyi, bunlara zarar veren şeyleri ise kötü olarak adlandırdığımızı söylüyor, yani mutlak bir iyi ve mutlak bir kötü'den bahsedemeyeceğimizi...

Spinoza, kötü karşılaşmalardan uzaklaşıp, iyi olanlarla yakınlaşabileceğimizi, asıl yapılması gerekenin de bu olduğunu anlatıyor...

Görüşlerine çok önem verdiğim Tınaz Titiz, bir şeyden emin olmanın zorluğu nedeniyle, sonu ''dır''la biten yani kesin ifade taşıyan cümleler kurmamayı tavsiye eder. Başlıkta yer alan sonu ''dır''la biten PauloCoelho'nun cümlesini çarpıcı bulup, kullandım ama tartışılmaz görmüyorum. Ve de tabii ki, ne Leonardo'nun hikayesi, ne de Spinoza'nın görüşleri tartışılmaz veya çürütülmez değildir ama yine de oldukça aydınlatıcı görünüyorlar...

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı