Yukarı Çık

19 MAYIS-MİLLİ VE DİNİ DUYGULARIMIZ

17 Mayıs 2020 Pazar 12:02:43
1956 kez okundu.

 

“Yangın saçaklığı sardı. Yanıyoruz! Tek çaremiz, silaha sarılmaktır.

Derhal silahlarınızı temizleyiniz! Silahı olmayan baltasını, baltası olmayan sağlam bir odunu eline alsın, derhal saldıracağız!

Önce içimizdeki ekmek bilmez hainleri, sonrada yurdumuzu işgal eden düşmanları temizleyeceğiz!”

Bu sözler Havza halkının yakından tanıdığı ve saygı duyduğu Sıtkı Hoca’ya aittir.

Sıtkı Hoca’nın 06 Haziran 1919 tarihinde Havza’da yapılan ikinci mitingde milli mücadele için sarf ettiği sözler, milli duygularımızın en güzel ifadesidir.

Bu hatırayı ilk defa son ordinaryüs Prof. Rahmetli Reşat Kaynar’ dan dinledim.

Bana dedi ki:

“Sıtkı Hoca pek bilinmez. Atatürk O’na ricada bulundu. Sıtkı Hoca halkın karşısına geçti. O’nun Milli Mücadeleye verdiği desteği ve konuşmasındaki sözlerini elinden geldiğince anlat. Sevilen bir din adamı olarak halkın karşısına geçip yaptığı ateşli konuşma Anadolu’da dalga dalga yayılan milli mücadeleye büyük katkı sağlamıştır.”

Her yıl 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı törenlerinde bu yüzden aklıma Sıtkı Hoca gelir.

Milli ve dini duygular.

Milleti ayakta tutan iki temel unsurdur.

Atatürk, meselenin milli yönünü en açık şekilde Türk milletine anlatıyor ve düşmanın yurttan sökülüp atılması için milli birliği sağlayıcı çalışmalar yapıyordu.

Bu önemli dirilişin bir de dini yönü vardı.

Havza’nın en sevilen din adamlarından Sıtkı Hoca’ya müracaat edildi.

O, hiç tereddüt etmeden yangın yerine dönen ülkenin kurtuluşu için milli duyguların beslendiği dini duyguları kendisini dinleyenlere ateşli bir konuşma yaparak anlattı.

İki tür düşman tarif ediyordu.

Biri ülkeyi işgal eden “düşman kuvvetleriydi.”

Diğeri asırlarca bizimle birlikte yaşayan “azınlıklardı”. İşgalin başlamasıyla ayaklanarak silahlı çatışmalara girmeleri “Ekmek Bilmez Hainler” olarak nitelendiriyordu.

Bir de ülkeyi işgal eden devletlerin merhametine sığınmaya çalışan şaşkınlardan.

Sevilen din adamı Sıtkı Hoca…

Bağımsızlığını kaybeden milletin yangın içinde kalmış bir topluluktan farkı olmadığını söylüyordu.

Yangın sönmeliydi.

Bu yangın da ancak milletin silaha sarılması ile mümkün olacaktı.

Silahı olmayan baltasını…

Baltası olmayan sağlam bir odunu ele alıp…

Düşmana geçit vermeyecekti.

İslamiyet özgürlük dinidir.

Özgürlük için mücadele etmeyen Müslümanın vebali çok büyüktür.

Bu yüzden Atatürk’ün Samsun’da başlattığı Milli Mücadeleye Sıtkı Hoca’nın verdiği desteği her yıl büyük bir hayranlıkla takdir ederim.

Atatürk, bunu bildiği için ülkede iki özerk kurum kurdu.

Biri Genel Kurmay Başkanlığı…

Diğeri Diyanet İşleri Başkanlığı…

Ülkeyi ayakta tutan iki temel direk bu kurumlardır.

15 Temmuz kalkışmasına dikkat ediniz.

Genel Kurmay Başkalığı karıştı…

Lakin Diyanet İşleri Başkanlığı direnişe geçti.

Tekrar her iki kurum toparlanıp milleti ayağa kaldırdı.

Şimdi dikkat ediyor musunuz?

Cumhuriyet tarihinde 15 Temmuz’dan sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’na yapılan saldırının boyutları hiç bu kadar büyük olmamıştı.

Din işlerimiz simetrik bir saldırıyla karşı karşıya kaldı.

Zaten daha önce Atatürk kurdu diye bazı dini gruplar Diyanet İşleri Başkanlığı’na saldırıyordu.

15 Temmuz’dan sonra fetögillerin algısıyla bu kez Atatürkçüler ve değişik gruplar da Diyanet İşleri Başkanlığı’na saldırmaya başladı.

19 Mayıs’ta Sıtkı Hoca, bütün varlığıyla milli mücadelenin yanında olup Atatürk’e destek çıktı.

Fakat 15 Temmuz’da aynısı olmadı.

Diyanet İşleri Başkanlığı sosyal medya aracılığı ile linç edilmek istendi.

Elbette bunda mağlup duruma düşen fetögillerin algı kampanyası etkili oldu.

Birçok aklıselim insanımız da bu algılara kurban gitti.

Evet…

19 Mayıs Türk Milleti’nin yeniden diriliş destanıdır.

Milli duygularla dini duyguların birleşerek ülkedeki yangını söndürme sürecinin başlangıç noktasıydı.

Aynı duyguları yüz yıl öteye taşıyamadık.

Bölündük.

Ülkemizi yabancı devletlere peşkeş çekenlerin algısına boyun eğdik.

Atatürk’ün Sıtkı Hoca’ya büyük bir hürmetle el uzatması…

Sıtkı Hocanın o ateşli konuşması…

Şu konuşmadaki dört satırı defalarca okuyunuz.

Okuyunuz ki…

Türk milletine vurulmak istenen pranganın hangi duygularla kırılıp atıldığını anlayasınız.

Ebed-müddet devlet ancak iki duyguyla var olur:

Milli ve Dini duygular…

Bu duygular olmazsa…

Allah korusun…

Yorganını sırtına alıp sığınacak güvenli ülke arayan göçmen durumuna düşeriz.

Rabbim milletimizi böyle kötü durumlara düşürmesin.

Düşürmesin de…

Aklımızı da başımıza devşirelim.

Bizi ayakta tutan kurumlarımıza sahip çıkalım.

Ben 19 Mayıs’ı böyle anlıyorum.

Bağrımıza zehirli bir ok gibi saplanan düşmanı milli ve dini duygularla söküp atmak olarak görüyorum.

Gençliğimize armağan edilen bu bayram, gençlerimiz nezdinde tüm milletimiz için kutlu olsun.

 

 

 

 

 

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı