Yukarı Çık

İnsanlar Etik Olmadığında Bile Neden İtaat Ederler?

11 Şubat 2020 Salı 16:11:44
2893 kez okundu.

 

 

Şiddet konusunda nasıl hissedildiği, ne düşünüldüğü toplum içindeki bireylere sorulduğunda alınan cevaplar genel anlamda şiddetin rahatsız edici ve yanlış olduğudur. Ancak gerek dünya çapında gerek kendi ülkemizde yaşanan olaylara, toplu katliamlara bakıldığında bu rahatsız edici olarak görülen eylemin ortaya çıkmasına neden olan, yanlış olduğu algısına rağmen insanları acımasızlığa iten sebeplerin ne olduğu konusu her geçen gün daha da önem kazanmaktadır.

 

İnsanların hayatlarında bireysel olarak gösterdiği şiddetin yanı sıra, din, dil, irk, cinsel kimlik gibi çeşitli sebeplerden dolayı ortaya çıkan toplu şiddet davranışını anlamak adına itaat duygusunun büyük önemi vardır. İtaat, bir bireyin, genellikle otorite figürü olan başka bir bireyin yönlendirmesine (emir vermesine) uygun olarak hareket ettiği bir sosyal etki biçimidir. Böyle bir emir olmadan kişinin bu şekilde hareket etmeyeceği varsayılır.

 

Dünya üzerinde yaşanan katliamlar, savaşlar ve suçlar göz önünde bulundurulduğunda, itaatin psikolojisini anlamak; insanların neden etik olmayan davranış şekillerinde bulunduğunu anlayabilmek adına önemlidir.

 

İtaat davranışında verilen en popüler örnek; Nazi Almanya’sında toplama kamplarında öldürülen milyonlarca insandır. Bugün de birçok filminin ve belgeselinin çekildiği, izlerken bile tüyleri diken diken eden işkence sahnelerinin zamanında neden yaşanmış olduğu, özellikle bu işkenceleri yapan insanların bunu yapmaya nasıl ikna olduğu da önemli bir araştırma konusu olmuştur.

 

Kendi ülkemizde de birçok örneğini gördüğümüz bu toplu katliamlara sebep olan insanların neden bu şekilde davranmayı seçtiğini ya da seçmek zorunda hissettiğini anlamak; insanların kendi sınırlarını ve olumsuz potansiyellerini anlayabilmesi, farkındalığının olması ve değiştirebilmek için harekete geçmesi konusunda öneme sahiptir.

 

Yanlış olduğunu bilmesine rağmen bir emre itaat ederek şiddet uygulayan bir insan korkuyor mudur yoksa onu acımasız yapan bir kişilik özelliğine mi sahiptir?

 

Bunu anlamak için Stanley Milgram’ın yıllar önce yaptığı deney her ne kadar etik değerler konusunda tartışmalara sebep olsa da itaat duygusunun altında yatan sebebi anlamak için önemli bir çalışma olmuştur. Bu çalışmada; Milgram, 40 gönüllü erkek katılımcıya cezalandırmanın öğrenme üzerindeki etkisi konusunda bir çalışmaya katıldıklarını söyledi. Çalışmaya göre, katılımcılar öğretmen görevini üstlenecek, arada cam olan yan odada bir öğrenci elektrikli sandalyeye bağlı olarak oturuyor olacaktı. Katılımcının görevi, her yanlış cevapta tehlikeli bir şok seviyesine ulaşana kadar aşamalı olarak elektrik seviyesini arttırmasıydı.

 

Deney boyunca, deneyi yapan kişi öğretmen rolündeki katılımcılaratalimatları takip etmelerini emretti. Gerçekte, sandalyeye bağlı olan öğrenci deney konusu değil, elektrik verildiğinde acı çekiyor gibi yapması gereken oyuncu katılımcılardı ancak öğretmen rolündeki katılımcılar bunu bilmiyordu.

 

Çalışmanın sonucunda, her ne kadar insanların belli bir noktada elektrik vermeyi reddedeceği beklense de katılımcıların üçte ikisinin, karşılarında oturan öğrencinin büyük acı ve sıkıntı çektiğini görmesine rağmen mevcut olan en yüksek şoku uyguladığı görüldü.

 

Deneyden istedikleri an çekilme hakkına sahip olan katılımcılar, acı çeken öğrencilerden elektrik verme konusunda onlara emir veren deneycinin sorumlu olduğunu savunup, kendilerinin sadece emirleri takip ettiğini ifade ettiler.

 

Otorite duygusunu arttıran özellikler nelerdir?

 

  • Emirlerin başka bir katılımcıdan değil, otorite figürü tarafından verilmiş olması,
  • Deneyin prestijli bir kurumda yapılıyor olması,
  • Otorite figürünün uygulama sırasında katılımcıyla aynı odada bulunması,
  • Acı çeken kişinin başka bir odada olması,
  • Katılımcının, komutlara itaatsizlik eden diğer katılımcıları görmemesi.

 

Bu özellikler, bireyler karşı tarafın acı çektiğini görmek zorunda olmadığında acımasız davranabildiğinin, tepki veren başka insan göremediklerinde kendilerinin de sessiz kaldığının, suç sırasında yalnız değillerse yaptıklarının doğru olduğuna inandıklarının, toplumda statü olarak yüksek görülen, prestijli kurum ve kuruluşların yanlış bir şey yapmayacağına dair inanışların, insanların kendi ahlaki değerlerini göz ardı etmelerine sebep olup suç işlemelerini sağlayan faktörler olduğunun bir kanıtıdır.

 

Neden itaat ediyoruz?

 

Günümüzde insanlar, iş yerlerinde, evlerinde ya da sosyal hayatlarında ödül almak istedikleri için emirlere uyarlar. Çünkü itaatsizlik etmenin olumsuz sonuçları ile yüzleşmek istemezler ve mevcut otoritenin meşru olduğuna inanırlar. Bahsi geçen ödüller, bir sosyal gruba katılım, mevcut işi muhafaza etme ya da karşı taraftan beklenen sevgi ve değeri görme arzusu gibi daha birçok konu ile çeşitlendirilebilir. Bu otorite duygusu aşırı seviyelerde yaşandığında, insanlar kendi değerlerini ihlal edebilir, suç işlemelerinin gerekli olduğuna kendilerini ikna edebilirler.İnsanların kendilerini bir suça ikna etmesi için kullandıkları en genel bahaneler; durumla ilgili kendilerine değil otoriteye sorumluluk yükleyerek kendilerini haklıçıkarmaları, kendilerinden beklenen davranışı, olması gereken ve rutin olarak tanımlamaları,otoriteye yönelik kaba olmaktan kaçınmaları ve tepki çekmekten korkmaları,başlangıçta komutlara itaat ettikten sonra vazgeçmek istediklerinde artık vazgeçemeyecekleri noktada olduklarını düşünmeleridir.

 

Ne Yapmalı?

 

  • Meşru bir otorite tarafından bile yanlış bir davranışta bulunmanız istendiğinde, durun ve kendinize şu soruyu sorun: "Bu benim kendi isteğimle yapacağım bir şey mi?"

 

  • Eğer ahlaksız eylemler yürütmesi emredilmiş bir grubun parçasıysanız, grupta algılarınızı paylaşan ve sakıncalı emirlere karşı çıkmaya istekli bir müttefik bulun.

 

  • Biraz tedirgin hissettiğiniz komutlara bile uymaya başlamayın.

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı