Yukarı Çık

ET YEMEK YA DA YEMEMEK..

13 Ocak 2020 Pazartesi 13:22:36
788 kez okundu.

 

 

Pek yemek seçmiyorum, sakatat dışında hemen hemen her şeyi yiyorum. Sakatat ürünlerini pek çok defa denedim, yiyemedim nedense. Her şeyi yiyorum ama et yemeklerinde bazen mızmızlanıyorum. Hele evdeysem yani nazımı çekecek bir ortamdaysam, et yemeğini biraz isteksiz yiyorum. Sorun yağlı et veya sertliği değil, koku ve tatla ilgili oluyor. Çoğunluğu rahatsız etmeyen bir koku beni rahatsız edebiliyor.

            Etin sağlık sorunları ile de zaman zaman irtibatlandırılması, zaten çok meraklı olmayışımın üzerine eklenince, “et yemesem mi acaba” düşüncesine götürüyor beni. İnsanın sindirim sisteminin et yemeye uygun olup olmadığına dair birbiriyle çelişen pek çok görüş var. Bence yapımız hem et, hem de ot yemeye uygun. Konunun ahlaki çerçevesi üzerine de yüzyıllardır pek çok şey söylenmiş. Ancak bunun da içinden çıkmak oldukça zor. Mesela Baha, “Bitkiler de canlı, bu durumda onları da yememek gerekir” diyerek vejetaryenliğe karşı çıkıyor. Attığımız her adımı sorguladığımızda karşımıza çıkan bazı soru işaretleri nedeniyle hiçbir adım atamaz duruma düşmek mümkün. Yani böyle bir ahlaki sorgulamayı da, belki sonra tekrar açmak üzere kutuya koyup rafa kaldırmaktan daha iyi bir seçeneğimiz yok gibi görünüyor…

                                                           ***

            İki kere vejetaryenliği denedim. İkisi de birkaç ay sürdü ama olmadı. Vejetaryen olmak, sadece kırmızı et yenmediği için aslında çok zor da değil. Zor olan Vegan olmak. Veganlar; balık, tavuk ve süt ürünlerini de yemiyorlar. Ben o kadarını aklımdan bile geçirmedim zaten.

            Konuyu uzun bir süredir zihnimden silmiştim, Voltaire’in Vejetaryen Düşünceler isimli kitapçığını okuyana kadar. Kitabın arka kapağındaki tanıtım cümleleri şöyle: “Vejetaryenlik Voltaire için gecikmiş bir ilgidir. Kaynağında sağlık sorunları yüzünden yapmak zorunda kaldığı ve bu vesileyle antropolojik, teorik ve ahlaki yönlerini ele aldığı perhiz olgusu yatar. 1762’den başlayarak bu konuyu farklı eserlerinde düzenli ama dağınık ve dolaylı olarak işler. Vejetaryenlik onun kaleminde en temelde insani bir öğreti, “benzerimiz hayvanları yemeyi yasaklayan hayranlık verici bir yasa”dır”.

            Kitapta yine bir vejetaryen olan Pisagor’a (Pythagoras) atıflar var. Pythagoras’ın çok önemsediğim insanlardan biri olmasının da katkısıyla, kitaptan oldukça etkilendim.

            İnsanoğlunun binlerce yıl sonra çok farklı bir beslenme anlayışı geliştireceğini sanıyorum. 180 ton ağırlığındaki Mavi Balinalar hemen hemen sadece okyanus suyu içindeki krillerle (fasulye büyüklüğünde karides benzeri canlılar) beslenebiliyorsa, belki insanoğlu da sadece su içerek (içindeki mikroskobik canlılar ve minerallerle) beslenebilir ve sorunu kökünden çözebilir, uzun vadede…

                                                                       ***

            Düşüncelerine önem verdiğim pek çok insanın vejetaryen olması beni etkiliyor. Mesela kimler vejetaryen: Platon, Aristo, Leonardo Da Vinci, Einstein, Tesla, Newton, Shakespeare, Tolstoy, Montaigne, Mark Twain.

            Vejetaryenlik üzerine söylenmiş bazı sözler de oldukça etkileyici:

            Einstein: “Vejetaryenliğin yayılması kadar, insanlığın sağlığına ve dünyada hayatta kalmalarına fayda sağlayacak başka bir şey yoktur”.

            Albert Sweitzer: “Merhamet dairesini, yaşayan bütün varlıkları kapsayacak denli geliştirene dek, insanoğlu huzur bulamayacaktır”.

            Tolstoy: “Mezbahalar var oldukça, savaşlar sürecektir”.

            Tesla: “Vejetaryenliğin, kurulu olan barbar alışkanlık sisteminden övgüye değer bir ayrılış olduğunu düşünüyorum”.

            Pythagoras: “İnsan diğer varlıkların acımasız yok edicisi olduğu sürece, sağlık ya da barış nedir bilmeyecektir”.

            Edison: “Vejetaryenlik, vücut sağlığı ve canlılığı üzerinde olduğu kadar, zihin ve zihin faaliyetleri üzerinde de güçlü bir etkiye sahiptir”.

            Sokrates: “Hayvanları yeme arzunuzu sürdürdükçe, mutluluğu elde etmek, dolayısıyla da adil bir toplum yaratmak için gereken şartları sağlamak nasıl mümkün olacak?”

                                                                       ***

            Söylenen bütün bu sözler, öyle ölçülüp tartılmadan ağızdan çıkıvermiş şeyler değil. Değer verdiğim bunca insanın yaklaşımı ortadayken, yine de acele etmemekten, hızlı gitmemekten, ılımlı olmaktan, çevreyle uzlaşarak yol almaktan yanayım. Alışkanlıklar da kolayca değiştirilemiyor. Özetle vejetaryen değilim ama vejetaryen beslenmeyi yanlış bulmuyorum…     

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı