Yukarı Çık

Haklı olma arzusunun sebep olduğu ahlaki çöküş!

5 Kasım 2019 Salı 16:04:19
277 kez okundu.

 

 

İyi muhakeme yeteneği, tutarlı ön görülerde bulunmak ve iyi kararlar vermek genellikle hangi zihniyette olduğunuza göre farklılık gösterir. Bu zihniyeti örneklendirmek adına gerçek hayatta Amerika’da yaşanmış olan daha sonrasında dizi olarak yayınlanan ‘Whentheysee us’ dizisini örnek verebiliriz.

Dizi, 19 Nisan 1989 gecesinde Amerika Central Park’ta koşuya çıkan kadının tecavüze uğrayıp darp edildiği bir saldırıda suçlu bulunan 5 siyahi çocuğun hikayesini konu almaktadır. Şüpheli olarak tutuklanan bu 5 çocuk aileleri yanlarında olmaksızın sorgulanarak, işkence altında itirafları alınmıştır. Çapraz sorgulamalar, DNA’ların uyuşmuyor oluşu ve tanık yetersizliği çocukların haksız yere hapis cezası almasının önüne geçmemiş,dahası, o dönem Donald Trump ırkçı söylemlerle çocukların idamını istemiştir. Çocukların masumiyeti gerçek suçlunun suçunu itiraf etmesiyle 2002 yılında belli olmuş aradan geçen 20 yıldan fazla sürede çocukların hayatı ciddi anlamda zarar görmüştür.

Gerçek hayatta gerek bu derece hayati konularda olsun gerek daha basit meseleler olsun, benzeri durumların sıklıkla yaşandığı bir gerçektir. Büyük ya da küçük, insanların birbirine verdiği her türlü zarar aslında birbirimize yönelik ön yargılarımız ve kendi içimizdeki ego duygusundan kaynaklanmaktadır.

Bilinçaltı motivasyonlarımız, tutkularımız, korkularımız, bilgiyi yorumlayışımızı şekillendirir. Bunların ışığında edindiğimiz fikirler zaman içinde her zaman kazanmasını istediğimiz, müdafaa ettiğimiz bir dost haline gelirler. Kendi fikirlerimizin karşısında olan aksi fikirleri ise düşman olarak nitelendiririz ve kaybetmelerini isteriz. Mesele doğru veya yanlış olanı savunmaktan ziyade kendi fikirlerimizi sorgulamaksızın karşı tarafa kabul ettirme eğiliminden kaynaklanmaktadır.

Örneğin, bir futbol maçı izlediğinizde hakem sizin desteklediğiniz bir takıma kırmızı kart verdiğinde hırsınızdan dolayı hakemin yanlış karar verdiğini düşünür, sinirlenirsiniz. Diğer yandan, hakem karşı takıma kırmızı kart verdiğinde bunun doğru bir karar olduğunu düşünüp detayların incelenmesini gereksiz bulursunuz. Dolayısıyla, sağ duyumuz hangi tarafın kazanmasını istiyor olmamıza göre bilinçsiz bir şekilde etkilenir. Bu durum bizim sağlığımızı, ilişkilerimiz hakkında düşüncelerimizi, oy vermeye nasıl karar verdiğimizi ve de nelerin adil veya etik olduğunu düşündüğümüzü şekillendirir.

Doğruya ya da yanlışa karar verme şeklimiz olan bu öznel muhakemenin en korkunç kısmı ise bilinçsizce yapılıyor oluşudur. Adil ve tarafsız olduğunuzu düşündüğünüz anlarda bile masum bir insanın hayatını yerle bir ediyor olabilirsiniz.

Dogmalarla gerçeklerin karıştırılması..

Yanlış olma ihtimallerini görmezden gelerek, fikirlerinizin doğruluğuna inanmanız sizi sürekli olarak diğer insanların haksız olduğuna dair ispat aramaya iter. Bu sebeple, karşınızdaki insanı dinlemeyi ve anlamaya çalışmayı bırakırsınız. Bu da sizi sürekli olarak kendine odaklanan, haksız yargılarda bulunan ve zarar veren insan haline getirir.

Hayatta doğru ya da yanlış olarak ayırmanın mümkün olmadığı birçok durum vardır. İnanışlarımız, kültürel farklılıklarımız, aile yapılarımız gibi birçok etken kendi kişisel doğru ve yanlışlarımızın oluşumunda rol oynar. Ancak toplum genelini ya da başka insanların hayatını etkiley en durumlarda hem kendi doğrularınıza hem de çoğunluğun doğru olarak empoze etmeye çalıştığı durumlara eleştirel yaklaşmamız gereken zamanlar vardır. Bunun sebebi, gerçekliği öznel bir mercek aracılığıyla görmemizdir. Ne kadar akıllı ya da mantıklı olursanız olun, zihniniz deneyimlerinizi filtrelemektedir. Dolayısıyla, fikirlerinizin doğru ya da yanlış çıkması aklınızın ya da mantığınızın bir başarısızlığı ile ilgili değil, nasıl hissettiğiniz ile ilgilidir.

Bir birey ve toplum olarak muhakeme yeteneğimizi geliştirmek istiyorsak, ihtiyacımız olan şey nasıl hissettiğimizi değiştirmektir. Bir konu hakkında yanıldığımızı fark ettiğimizde utanç duymak yerine gurur duymayı öğrenmeliyiz. İnançlarımıza karşıt bir durum ile karşılaştığımızda savunmacı olmak yerine kafa karışıklığı hissetmeyi öğrenmeliyiz.

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı