Yukarı Çık

FUTBOL, SPOR VE YALOVASPOR

4 Kasım 2019 Pazartesi 16:39:39
506 kez okundu.

               

                Futbola ilgim hep sınırlı oldu. Beşiktaş’ın başarıları beni duygulandırır ama henüz hiç maçına gitmiş değilim. Beşiktaş 1967’den 1982’ye kadar, yani çocukluk yıllarımda, 15 yıl şampiyon olamamıştı. Belki bu da futbolla çok yakınlaşamayışımın nedenlerindendir.

                Gönül gözüyle uzaktan da olsa takip ettiğim Beşiktaş’ı, akıl gözüyle sadece Süleyman Seba zamanında benimsedim. Süleyman Seba genç takım ve öncesine ağırlık verdi. Küçük yaşlarda Beşiktaş’ta yetişmeye başlayan çocuklar, o dönemde A takıma doğru yükselmeye başladılar.

                Seba, ahlaki değerler üzerinde yükselen amatör ruhlu bir profesyonel takım ortaya çıkarttı. Bence olması gereken buydu. Böyle bir takımın büyük başarılar kazanması da şart değildi. Diğer takımlara, hatta daha önemlisi topluma örnek olacak bir çizgi oluşmuştu. Bunun mutlaka korunması gerekiyordu. Ama olmadı, olamadı. Seba’nın ardından gelen başkanların ve yöneticilerin; amatör ruh, ahlaki değerler, gençlerin yetiştirilmesi gibi kavramlar galiba pek gündemlerinde yoktu.

                Burada suçu sadece onlarda bulmamak lazım. Eğer taraftarın, hiç değilse küçük bir kısmı bu kavramlara sahip çıksaydı, yeni gelen yönetimler de bunları göz ardı edemezlerdi. Demek ki bu değerlerin tabanda da fazla önemi yoktu…

                                                                                                             ***

                Son yıllarda sadece Beşiktaş değil tüm futbol camiasında olumsuzlukların dozu artıyor gibi görünüyor. Kulüplerin mali durumlarının alarm verir hale gelmesi bunun önemli göstergelerinden biri.

                Kötü gidişin önemli göstergelerinden biri de yabancı oyuncu sayıları. Gençliğimde 2 kişi ile sınırlı olan yabancı futbolcu sayısında ipin ucu kaçtı. Bazen bir bakıyorsunuz hemen hemen tüm takım yabancı isimlerden oluşmuş. Böyle olacağını 30 sene önce söyleselerdi kimse inanmazdı. 1. Ligdeki 18 takımın 522 oyuncusundan 247’si yabancı, yani yaklaşık yarısı. Takım başına ortalama 14 yabancı futbolcu düşüyor. Her kulüp neredeyse takımın tamamını yabancılardan kurabilecek durumda.

                Beşiktaş’ta da 13 yabancı futbolcu var. Yabancı futbolcuya tamamen karşı değilim. Takımlarda 1 veya 2 tane yabancı futbolcu olabilir. Ancak burada kriter, bu kişilerin takımın gelişimine gerçekten katkı yapabilecek insanlar olmasıdır. Bunların dışında bir de çifte vatandaş olan yerli futbolcular var. Beşiktaş’ta 3 Alman ve 1 Hollanda vatandaşı yerli futbolcu var. Anladığım kadarıyla o ülkelere çalışmaya giden insanların çocukları, orada yetişip futbolcu olmuş. Tüm takımlarda bu durumda birkaç futbolcu var. Yani 80 milyonluk ülkede yıldız futbolcu yetişmiyor ama Avrupa’ya çalışmaya gitmiş birkaç milyon kişinin çocukları, Türkiye’ye dönüp önemli takımlarda futbol oynuyorlar. Bunların bir de Türkiye’ye gelmeyenlerini düşünecek olursak, futbolcu yetiştirmede Türkiye’nin Avrupa’nın ne kadar gerisinde kaldığını daha iyi anlarız. Futbol sadece bir örnek. Diğer spor dallarında da durumun farklı olduğunu sanmıyorum…

                                                                                                              ***

                Tablonun gitgide değişen yönlerinden bir diğeri de takımların isimleri. 1. Ligdeki 18 takımdan sayabildiğim 7’sinin isminin önünde bir ticari firmanın adı okunuyor. Kapitalizmin buralara kadar sızması rahatsız edici. 1990’lı yıllarda Yalovaspor’un isminin önüne bir firmanın adının gelmesine, pek çok çevre direnç gösterdi. Bence doğrusu da buydu. Ama bu rüzgara önümüzdeki yıllarda Yalovaspor da dahil olursa şaşmamak gerekir.

                Konu Yalovaspor’a geldiği için, bu konudaki fikrimi de söylemek istiyorum.Bir ili temsil eden takımın, bence öncelikli işi, alt yapıya önem verip, o ildeki yetenekli çocukların sportif alanda ilerlemesini sağlamaktır. Sadece futbol da değil, tüm spor branşlarında bunu yapmalıdır, kademeli olarak. Toplanan paralar transferlere falan değil, altyapıya harcanmalı. Yalovaspor, binlerce Yalova’lı çocuğun, çeşitli branşlarda spor eğitimi aldığı bir kuruma dönüşmeli.

                Yakın geçmişteYalovaspor Kız Voleybol Takımının, Basketbol Takımının önemli başarıları olmuştu. Bu başarılar yeterince desteklenmedi ve kayboldu gitti. Son yıllarda Yalova’nın adı masa tenisinde duyulmakta. 1970’li yıllarda ise bisiklet Yalova’da önemli bir branşdı. Ünal Tolun ve Yavuz Özer gibi isimlerin gayretleriyle önemli bir mesafe alınmıştı. 5 kişilik milli takımın 4’ü Yalova’lı gençlerdi. Tuncay Kürkçü, Bülent Yüksekol, Ekrem Cebel, Faik Yağcı, Kasım Asma bu dönemin bisikletçileriydi.

                Sporda da, diğer alanlarda da; başarı için asgari bir para gerekli ama çok para bence gerekli değil. Asıl gerekli olan ideal ve bilgi. İdeali ve bilgisi olan kişilerden oluşacak bir yönetim, bir takımı kısa zamanda önemli başarılara ulaştırır. Geçmişte Türkiye’de veya Yalova’daki tüm başarıları; idealist ve bilgili birkaç kişi, kısıtlı imkanlarla ortaya koydular. Bu başarıları, benzer kombinasyonları bir araya getirip tekrarlamak bence hiç de zor değil…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı