Yukarı Çık

Çağımızın Sorunu; Tükenmişlik

9 Temmuz 2019 Salı 15:42:59
550 kez okundu.

 

 

Yaşamınızdaki belli başlı stres kaynakları zaman içinde sizi çaresiz, hayal kırıklığına uğramış ve tamamıyla yorgun hissettiriyorsa tükenmişlik sendromu ile karşıkarşıya kalma riskiniz önemli derecede artmaktadır. Tükenmişlik sendromu yaşadığınızda problemleriniz size başa çıkılamayacak kadar çözümsüz ve hayat olduğundan daha kasvetli görünebilir. Böyle durumlarda kontrolü tekrar elinize almanız için yeterli gücü kendinizde bulamayabilirsiniz. Dolayısıyla, içinde bulunduğunuz bu durum her geçen gün iş, aile ve sosyal ilişkilerinizin yanı sırasağlığınızı da olumsuz yönde etkilemeye başlar. Ancak, tükenmişlik sendromunun belirtilerini kendinizde gözlemlemeye başladığınız anda başa çıkma stratejileri geliştirmeniz yaşam dengenizi sağlamak ve tekrar dan pozitif ve umutlu hissetmeniz için size önemli bir avantaj sağlar.

Tükenmişlik sendromu, aşırı ve uzun süren stresin neden olduğu duygusal, zihinsel ve fiziksel yorgunluk halidir. Devam eden bu stres, yaptığınız işe, sosyal ve aile yaşantınıza yönelik motivasyonunuzu ve ilginizi kaybetmenize neden olur. Üretkenliğinizi ve enerjinizi azaltarak size daha çaresiz, umutsuz, alaycı ve kırgın hissettirir ve sonuç olarak verecek daha fazla bir şeyinizin olmadığını hissedebilirsiniz. Tükenmişlik sendromunun fiziksel sağlığınız üzerinde de önemli etkileri vardır. Bağışıklık sisteminiz olumsuz derecede etkilendiği için soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklara yakalanma oranınız da doğru orantılı bir şekilde artar.

Bu sendrom aşamalı bir şekilde gelişir, tek gecede meydana çıkmaz. Bu sebeple, henüz başlarındayken işaretleri tanıyıp, durumu iyileştirmeye çalışmak oldukça önemlidir. Eğer, uyarı işaretlerini görmezden gelirseniz, ilerleyen süreçlerde tamamen tükenmiş hissedebilirsiniz. En yaygın görülen fiziksel belirtiler; sürekli yorgun ve tükenmiş hissetme, bağışıklık sisteminin zayıflaması, sürekli hasta olma, sık sık baş ve kas ağrılarından muzdarip olma, iştahta anormal artış veya azalma, uyku problemleri. Duygusal belirtiler; başarısızlık hissi, özgüvensizlik, kapana kısılmış hissi, bağlanma sorunları, yalnız hissetme, motivasyon kaybı, olumsuzluk ve hayattan alınan tatminin azalması. Davranışsal belirtiler; sorumluluklardan kaçınma, sosyal hayattan izole olma, stresle basa çıkmak için uyuşturucu, alkol ve aşırı yemek yeme gibi yollara başvurma, işe geç gitme ya da işten erken çıkma olarak gruplandırılabilir.

Neler Yapabilirsiniz?

Hayatta maruz kaldığınız stres üzerinde sandığınızdan daha çok kontrol sahibisiniz. Stresin sizi kontrol etmesine izin vermek yerine, hayatınızın kontrolünü elinize almanız önemlidir.

Kendinizi yakın hissettiğiniz kişilere ulaşın: Eşinizle, arkadaşlarınızla ya da yakın hissettiğiniz kim varsa onlarla zaman geçirin. İçinde bulunduğunuz durumu, yaşadığınız zorlukları paylaşın. Paylaşmak çevrenizdeki insanlara herhangi bir yük bindirmez aksine sosyal ilişkileriniz gelişir, stresiniz azalır ve yalnız olmadığınızın mesajını size verir.

Olumsuz insanlarla aranıza mesafe koyun: Hiçbir şey yapmadan sürekli şikâyet eden olumsuz insanlarla bir arada olmak sadece ruh halinizi aşağı çeker. Olumsuz bir insanla bir arada çalışmak zorundaysanız birlikte geçirdiğiniz süreyi en aza indirmeye çalışın.

İşinize bakışınızı değiştirin: Bazı sıradan işlerde bile kendi rolünüzün başkalarına nasıl yardım ettiğine odaklanabilirsiniz. Örneğin, çok ihtiyaç duyulan bir ürünü veya hizmeti sağlamak gibi… öğle yemeğinde iş arkadaşlarınızla sohbet ediyor olsanız bile zevk aldığınız işin özelliklerine odaklanın. İşinize karşı tutumunuzu değiştirmek, hayatınızda bir amaç ve kontrol duygusu kazanmanıza yardımcı olur. Eğer nefret ettiğiniz bir işte çalışıyorsanız, hayatınızın başka alanında işinizden elde edemediğiniz tatmini ve anlamı bulmaya çalışabilirsiniz. İş ve sosyal hayatınız arasında dengeyi sağlayın. Ailenize, arkadaşlarınıza, hobilerinize ya da gönüllü yaptığınız işlere zaman ayırmak iş hayatında elde edemediğiniz tatmini bulmanızı sağlar.

Hayattaki önceliklerinizi gözden geçirin: Kendi limitlerinizin farkında olun ve başa çıkabileceğinizden fazla sorumluluk almayın. Bunun ilk adımı ‘hayır’ demeyi öğrenmekten geçer. Unutmayın ki ‘hayır’ demeyi bilmek gerçekten istediğiniz zaman size ‘evet’ diyebilme lüksünü de sağlar. Gün içinde teknolojiden kendinizi uzak tuttuğunuz molalar verin. Bu molalarda cep telefonlarınızı kendinizden uzak tutun. Kendinize verdiğiniz bu molada, kendi yaratıcılığınıza yatırım yapın. Hobilerinize zaman ayırın. Kendinize ayırdığınız zaman sizi daha iyi hissettirecektir.

Dinlenme zamanı ayarlayın: Yorgun hissetmek, mantıklı düşünmenize engel olan tükenmişliği arttırır. Dolayısıyla, iyi bir gece uykusu stresli durumlara karşı daha sakin kalmanız konusunda yardımcı olur. Aynı zamanda, yoga, meditasyon, nefes ve gevşeme teknikleri ile vücudunuzu stres tepkisinin tersi olan bir gevşeme hali olarak harekete geçirmenize yardım eder.

Sağlığınıza dikkat edin: Şeker ve karbonhidrat kullanımını en aza indirin. Nikotin ve alkol kullanımı anlık olarak rahatlama hissi verse de uzun vadede endişe ve stresi arttıran maddelerdir. Kafein, trans yağlar ve kimyasal koruyucu maddeler beyindeki hormon salınımını olumsuz olarak etkiler. Dolayısıyla uzun vadede daha stresli hissetmenize neden olur. Bunun yerine ruh halinizi yükseltmek adına Omega 3 içeren balık, keten tohumu ve ceviz gibi besinleri tüketebilirsiniz.

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı