Yukarı Çık

YALOVA’NIN İÇİNDEN ÇIKILMAZ TARİHİ MESELELERİ

10 Mart 2019 Pazar 16:06:10
573 kez okundu.

 

Yalova’nın tarihi geçmişi bazı yanlış tespitler yüzünden epeyce karışıktır.

Nedenlerini konuşmak istemiyorum.

Lakin ne hikmetse bazı meseleler, içinden çıkılmaz hale geldi.

Şimdi örnekleriyle konuyu anlatmaya çalışayım.

Yalova’nın fethinin manevi öncüsü Bineva Baba’ya “Çıplak Derviş” hikâyesini monte ettiler. Bineva Baba, ne Abdal Murat ne de Çıplak Derviş anlatımlarının konusuyla örtüşmez.

Bineva Baba, Yalova’nın fethinde önderlik yapan tarihi kimliktir.

Tıpkı Üç Azize hikâyesinin uydurulması gibi.

Hristiyanlığın Üç Azize hikâyesi, gerçek bir hayat kesiti değildir.

Yunanlıların Argonotlardan aldığı mitolojik kimlikleri, Hristiyanlık dönemi anlatımları da devam ettirmiş, nihayet Hristiyanlık dönemi Roma kültürü benzer mitolojik anlatımları Yunanlılardan kopyalamıştır.

Bu iddia tarafıma ait değildir.

Atatürk’ün isteği üzerine bölgede araştırma yapan Arif Müfit Mansel, Üç Azize olayının gerçekliğinin imkânsız olduğunu ve tarih uyumsuzluğu bulunduğunu ifade ediyor. İşkenceye maruz kalan Hristiyan rahibe anlatımları Isparta’nın Yalvaç ilçesinde vardır ama Yalova Termal ’deki anlatımı zorlama ve uydurma bir tarihi hikâyedir.

Nasıl ki yıllarca Baş Melek Mikail kabartmasına Herkül yorumları getirdiyseler, aynı şekilde olaylar çığırından çıkıp gitmiştir.

Yalova, İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun mülki dağılımında ve cumhuriyet döneminde hiçbir zaman Bursa’ya bağlanmadı. Lakin İsmet İnönü döneminde birkaç milletvekilinin TBMM’ne verdiği önergede Yalova, Bursa’ya bağlansın diye bir talep oldu. Bir sonraki oturumda yapılan müzakerelerde bu düşünceden vaz geçildi ve önerge geri çekildi. Bursa ile Yalova’nın idari yakınlaşması bu önergeden ibarettir.

İstanbul’un fethinden önceki dönemde Yalova, İznik vakıf defteri kayıtlarında geçer. Bu durum ise tüm bölgeyi kapsayan zorunlu durumdur.

1530 yılı Vilayet-i Muhasebe-i Anadolu defterlerinde Yalova kazasının sınırları İhsaniye’den (Tatarköy) Esenköy’e (Katırlı) kadardır. Bu dönemde Gölcük, Göllü köyü olarak, Karamürsel deMürsellü şeklinde kayıtlıdır ve Yalova kazası sınırları içindedirler.

Atatürk, cumhuriyet döneminde hiçbir köyün ismini değiştirmemiş ve böyle bir çalışması olmamıştır. Sadece Yalva ya da Yaluva diye kullanılan Yalova ismini bazı notlarında Yalı Ova diye yazmıştır.

İlyas, Çavuş Çiftliği, Tavşanlı, Hersek, Dere, Kirazlı, Samanlı, Akköy, Çalıca, Kocadere, Kılıçköy, Gacık, Çınarcık isimlerinin kayıtları 1600’lü yıllara kadar uzanır. Sonradan ortaya çıkan isimler değildir.

Ekim, Kasım 1920’de işgale uğrayan Yalova’da müfrezeler, bölükler ya da taburlar işgalci Yunanlılara karşı saldırı ve taarruzda bulundu diye bir resmi kayıta ulaşamadım. Bu konuda sözlü anlatımların dışında hiç bir belgeye rastlayamadım. Konu üzerinde tabi ki çalışıyorum. Bu mesele hakkında belgeye ulaşırsam siz saygıdeğer Yalovalılarla mutlaka paylaşırım.

Belgeler gösteriyor ki; işgal zamanlarında bireysel çatışmalar yaşanmış ve her defasında baskına uğrayan Türk yerleşimler durumun vahameti üzerine köylerini terk etmeye başlamışlardır.

Özellikle Yalova’nın Doğu ve Kuzeydoğusunda bulunan ve Osmanlı-Rus harbi sonrası Yalova ve çevresinde iskân edilen yerleşimler, Yunanlıların büyük katliamlarından önce köylerini terk ederek güvenli bölgelere çekilmiştir.

Bu durumun da kendine göre bazı özel sebepleri vardır.

Mart-Nisan 1921’de katliama dönüşen işgalin en acı faturasını Türkmen köyleri ödemiştir. Çalıca, Çınarcık, Kocadere ve Şenköy Yunanlılar tarafından soykırıma uğratılmıştır. Akköy, bu acıyı kısmen yaşamış, Uluslararası Araştırma Kurulu’nun çabalarıyla bu köyde toplanan insanlardan birçoğu İstanbul’a nakledilmiştir.

Kızılhaç’ın yayınladığı raporda 25 Mayıs 1921 tarihinde Yalova’dan kalkan Gülnihal vapuru çoğu kadın ve çocuktan oluşan 330 civarında Yalovalıyı İstanbul’a götürmüştür. 885 civarında eli silah tutan erkekle, 45 civarında devlet görevlisi esir alınmış, esir alınanların isimleri Kızılhaç görevlileri tarafından belki caydırıcı olur ümidiyle isimleriyle yazılmıştır. Maalesef bu alıkonulan 920 insanımız Yunan işgal kuvvetleri komutanı Papa Gregoryu Dimitri ‘nin karargâh olarak kullandığı bugünkü Kent Müzesi’nin olduğu yerde bulunan Hükümet Konağı’nın tam karşı tarafında Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nin önündeki alanda şehit edilerek toplu mezarlara gömülmüştür. Yüzbaşı Dimitri, Hükümet Konağı’ndan bu acımasız vahşeti gülerek seyretmiş ve bu binada eğlenceler düzenlemiştir.

Sözün özü şu ki; 27 Mayıs 1921 tarihinden sonra Yalova’da hiçbir Türk nüfus kalmamıştır. 7.000’den fazla insanımız şehit edilmiş, 8.000 civarında insanımız da başka bölgelere göç etmiştir.

Bu yüzden Atatürk, kirletilmiş geçmişi yüzünden Yalova Hükümet Konağı’na hiç girmemiştir. Bu binanın önündeki iskeleyi kullanarak defalarca Yalova’ya gelmesine ve yüzlerce Yalova fotoğrafının bulunmasına rağmen Atatürk’ün bu binayla ilgili hiçbir hatırasına rastlayamazsınız.

Zaten 19 Temmuz 1921 tarihinde de Yunan birlikleri Büyük Taarruz hattına karşı destek birlikleri oluşturmak için Orhangazi bölgesine çekilmiştir.

Kasım-Aralık 1921 zamanlarında Yalova Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruluş çalışmaları başlamış ve gönüllülerden oluşan bir gurup, İstanbul’dan parayla satın aldıkları silahları ve mühimmatları milli kuvvetlere ulaştırmaya başlamıştır.

Bu çabalarına bağlı olarak Yalova Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne Mudanya Anlaşması’ndan sonra Atatürk tarafından ülkedeki tüm direniş guruplarına gönderildiği gibi bir teşekkür mektubu yollamıştır.

Haftaya bu mektubu sizlerle paylaşacağım.

En dikkat çekici olay ise, Yalova Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurucuları sırasıyla belediye başkanlığı ve önemli bürokratik görevleri cumhuriyet döneminin başlangıcında yerine getirmişlerdir. Atatürk, özverili çalışmalarda bulunan ve milli mücadeleye destek veren isimleri unutmamış ve Yalova’nın yeniden imarında onlarla birlikte çalışmıştır. Bu durum 1943 yılında seçimle işbaşına gelen Sefa Tüzünataç dönemine kadar devam etmiştir.

Haftaya Atatürk’ün Yalova Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne gönderdiği teşekkür mektubu ile Yalova Sohbetime devam edeceğim.

Siz saygıdeğer okuyucularıma sevgi ve selamlarımı sunuyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı