Yukarı Çık

HOLLANDA HASTALIĞI

4 Mart 2019 Pazartesi 14:05:01
1007 kez okundu.

           

Piyango kazanan kişilerin ve ailelerin akıbetlerini zaman zaman duyarız. Neredeyse tamamına yakını, meydana gelen ekonomik bolluktan olumsuz etkilenirler. Hatta yeni durum bir kısmını felakete sürükler. Birey, aile ve ülke gibi kavramlar birbirlerine çok benzer özellikler barındırıyor. Birden oluşan bolluk bir bireyi ve aileyi nasıl olumsuz etkiliyorsa, bir ülkeyi de genellikle olumsuz etkiliyor.

            Bir ülkenin ani doğan bolluktan negatif etkilenmesini, TheEconomist dergisi 1977 yılında isimlendirmiş: “Hollanda Hastalığı” (Dutch Disease). 1960’larda Hollanda’da geniş doğalgaz yatakları bulunuyor. Hollanda parası Florin’in değeri hızla yükselmeye başlıyor. Florin yükselince üretmek yerine pek çok malı dışarıdan almak çok daha ucuz hale geliyor. Bu da ülke içindeki hem sanayi hem de tarım üretimini olumsuz etkiliyor. Florin’in değerli olması hem ülke içindeki tüketimi artıryor, hem bu tüketimin yabancı ülkelerden yapılan ithalat yoluyla olmasına yol açıyor, hem de ülkede üretilen mallar pahalı hale geldiği için dışarıya satılamaz yani ihracat edilemez hale geliyor.

            1960’larda Hollanda’da yaşanan durumun benzerleri daha ilerideki yıllarda başka ülkelerde de yaşanınca, bu duruma topluca bir teşhis koyma gereği ortaya çıkıyor ve hastalık isimlendiriliyor. Aslında benzer bir durum, Hollanda deneyiminden yaklaşık 400 sene önce İspanya’da da yaşanıyor. 16. yüzyılda dönemin devasa emperyalist gücü olan İspanya, keşfettiği ülkeleri sömürgeleştirip, çok büyük miktarlarda kıymetli madenin İspanya’ya gelmesini sağlamıştı. Ancak bu durum ülkeye hayır getirmedi. Aynı Hollanda örneğinde olduğu gibi, İspanya parası aşırı değerli hale geldi. Parası bu kadar değerli olan bir ülkenin ihraç ürünleri de dolayısıyla çok pahalı hale geldi ve İspanya’nın dünyadaki pazarlarını başka ülkeler daha ucuza sattıkları ürünlerle ele geçirdiler. Bu durum ülke içindeki üretimin, özellikle imalat sektörünün büyük yara almasına yol açtı. İspanya 1575 yılında iç ve dış borçlarını ödeyemez hale geldi. Bu tarihten sonra da bir daha toparlanamadı ve eski gücüne ulaşamadı. Sömürgelerden ülkeye yağan altın, gümüş, elmas vs. ülkenin batışına neden olmuştu.

            “Hollanda Hastalığı” sadece Hollanda ve İspanya’da değil, dünyanın birçok ülkesinde zaman zaman yaşanan bir hastalık. Örneğin 1970’lerde Norveç, Kuzey Denizi’nde petrol bulunca bu hastalığa bir süreliğine yakalandı. Yine 1970’lerde OPEC krizi sırasında petrol fiyatlarının yükselmesi ile hem Arap ülkeleri hem de Meksika ve Nijerya gibi petrol üreten ülkeler bu hastalığa yakalandılar. 1975’de dünyanın önde gelen kahve üreticilerinden Brezilya’da kötü hava koşulları ve Guatemala’da deprem olunca, Kolombiya kahve ihracatından büyük paralar kazandı ve Hollanda Hastalığına yakalandı. Afrika’da da Zambiya ve Zaire demir filizi satışında ani bir sıçrama yakalayınca onlar da aynı hastalığa yakalandılar.2008 yılında LehmanBrothers’ın batması ile başlayan süreçte Amerikan Merkez Bankası tüm dünyaya dolar pompalamaya başladı. Bu da bazı ülkelerin hafif ya da şiddetli şekilde Hollanda Hastalığına yakalanmalarına sebep oldu…

                                                                                   ***

            Ülkelerin zaman zaman yakalandığı bu hastalığa verilen farklı isimler de var: Kaynak Laneti (Resource Curse), Hollanda Sendromu, Bolluk Paradoksu, Aşırı Sıcak Para Hastalığı gibi… Hollanda Hastalığına yakalanan bir ülkenin geçirdiği süreç şöyle oluyor: İlk olarak ekonomide bir yükselme gerçekleşiyor. Daha sonra kısa vadeli bir kaynak girişi oluyor ve ulusal para ciddi anlamda değer kazanıyor. Takip eden süreçte kârlar azalıyor, üretimden tüketime geçiş süreci başlıyor. Bu noktadan sonra sermayenininşaat ve sağlık gibi ticarete konu olmayan sektörlere kaçışı başlıyor ve finansal sektörün göz alıcılığıyla üretim toplumundan tüketim toplumuna geçiş hat safhaya ulaşıyor. Son aşamada da artık sanayisizleşme (de-industrializasyon) ve tarımsızlaşma(de- agrikolizasyon) meydana geliyor.

            Çeşitli örneklerde de görüldüğü gibi, Hollanda Hastalığına sebep olan yoğun kaynak girişi çok çeşitli nedenlerle olabiliyor. Dış yardımlar veya işçi dövizlerinden kaynaklanabilecek yoğun para girişleri de bu hastalığa yol açabiliyor. Bazen de, hastalık mikrobunu kaptığı halde, yatağa düşmeden, hastalığı ayakta geçirenler de oluyor. Gana kendisine gelen yüksek miktardaki dış yardımlarda veya Botswana elmastan kaynaklanan büyük para girişlerinde bu hastalığa yakalanmadan süreci atlatan ülkeler arasında…

                                                                                   ***

Tıptaki, “hastalık yok hasta var” deyimi, ekonomik ve sosyal hastalıklar için de geçerli gibi görünüyor. Her hangi bir ülkenin yakalandığı bir hastalık, başka bir ülkeninkiyle büyük benzerlikler taşısa bile tıpatıp aynı olmuyor. Ancak aynı tıpta olduğu gibi genel değerlendirmeler yapabilmek ve reçeteler sunabilmek için benzer problemleri bir başlık altında toplamak kullanışlı oluyor. Hollanda Hastalığı bize önemli bir ders veriyor: Bir gün ülkede büyük petrol veya doğalgaz veya altın veya gümüş veya uranyum vb. yatakları bulunursa, bu durum hayırlı bir şey olmuyor. Ülke olarak piyangodan büyük ikramiye kazanan kişinin durumuna düşülüyor. Hatta bırakın piyangoyu, iş yaparak dahi hızla büyük paralar kazanan kişilerin büyük kısmının paranın hızlı kazanılmış olması nedeniyle zaman içinde ciddi sıkıntılara girdiklerini de biliyoruz. Tesadüfen veya fırsatçılıkla kazanılan paralar ne ülkeye ne de bireye hayır getirmiyor. Asıl olan yoğun emek vererek, bilinçli ve sistemli atılımlar yapabilmek gibi görünüyor. Hollanda bu hastalığı, eğitimi ve tarımı ülke gündeminin ilk sıralarına taşıyarak aştı. Amerikayı baştan keşfetmeye gerek yok, bu hastalığa şu ya da bu nedenle, az ya da çok tutulan ülkelerin yapacağı iş, eğitimi ve tarımı birinci ve ikinci sırada ilgilenilmesi gereken konular olarak görmek.

            Baha, geçtiğimiz günlerde Hollanda Hastalığından bahsedene kadar, içinden zaman zaman geçtiğimiz süreçleri açıklama yeteneği oldukça yüksek olan bu kavramı hiç duymamıştım. Hastalıkları tedavi edebilmek için, teşhisin doğru yapılması gerekiyor. İpe sapa gelmez konular gündemimizi öyle yoğun dolduruyor ki, asıl tartışılması gereken Hollanda Hastalığı gibi kavramlara sıra gelmiyor…

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı