Yukarı Çık

ACINACAK HAL ODUR Kİ!

4 Mart 2019 Pazartesi 14:04:35
1875 kez okundu.

 

Malumunuzdur, takip edenler sol gözüm ile ilgili yaşadığım sıkıntıyı bilirler. Bu gözde halen görmem %25 civarında. Anlayacağınız hayatı soldan çok takip edemiyorum. 85 yaşındaki babamın deyişi ile "bir başa bir göz yeter oğlum" kelamının manasını, bugün burada okuyacağınız anım ile daha net anlamış oldum. Sizlere de anlatmak ile ilgili aldığım kararı hayata geçirme fırsatını da şimdi, yeni buldum.

Vakit geçen hafta, yer Konya. Gözümün son durumunu kontrol ettirmek için gittiğim memleketimde, ameliyat olduğum hocama görünmek üzere sabah erken saatte yola çıktım. Bindiğim tramvay şehrin merkezine, sonrasında bindiğim dolmuş ise beni Meram Tıp Fakültesi'ne götürecek. Kalabalık dolmuşta yer olmadığından, tek kişilik koltukta oturan yaşlı amcanın yanında ayakta seyahat etmeye başladım.

Kıyafetinden garibanlığı, sakalından yaşlılığı anlaşılan amcanın elindeki beyaz asayı daha sonra gördüm. Bir elinde poşet, bir elinde âmâ asalı amcanın halini görünce -algıda seçicilik- ilkesi mi demeli bilmem ama içim titredi. Acıyarak baktım. Yaş desen yüksek, göz desen görmüyor. Ya Rabb, benim tek gözde görme ile ilgili yaşadığım problem bile hayatımın konforunu bu kadar etkilemişken... diyerek amcayı düşündüm durdum. Dolmuşla gitmek istediği yeri hayal etmek zorunda, asayı sürekli kullanmak zorunda, akıllı telefon ile vakit geçirme, tv izleme, araç sürme, denizi izleme, sinemaya gitme vb birçok gören insan zevkerinden mahrum olduğunu düşünmek amcaya olan acıma hissimi çok ciddi seviyelere çıkarmıştı.

Tam bu hisleri yaşıyorken, amca birden bana doğru döndü ve "-Nerdeyiz?" diye sordu. Şaşkınlık ile hemen yanımdakine sordum. Yanımdaki genç "-Meram battı çıktısı civarındayız" diyince dönüp amcaya doğru tekrarladım gencin söylediklerini. Tekrar bitince de bana sorup da cevap vermememi affettirmek istercesine, "-Amca kusura bakma benim de bir gözüm görmüyor da..." diye fısıldadım amcaya. "-Öyle mi? Diğeri görüyor mu?" diye sordu hemen cevben. "-Elhamdülillah onda sorun yok" diyince diğer soruyu sordu. "-Okuyabiliyor musun?". "Evet amca sorun yok sağ gözümde" dedim. Birden elindeki poşetten bir kitap çıkardı ve bana doğru uzattı. "Al, bunu oku" diye bana verdi. "Annemden Atasözleri" başlıklı kitabın ismini okuduktan sonra, "Amca vardır bunun bir sahibi, niye bana verdin?" diye sordum. "Var, var. Dahası var. Ben yazdım o kitabı. Sen oku" dedi. Çok şaşırmış ve hayretler içinde kalmıştım. "Peki, amca, okur sonra diğer arkadaşlarıma ben de hediye ederim" dedim. Sonra gözlerini sordum. "Askerde zehirlendim. Orda kaybettim iki gözümü de" dedi. Başımdan aşağıya ard arda kaynar su kazanları dökülüyordu. Kendimi toparlayamadan "ben burada ineceğim" dedi kaptana. Yardım edip indirdim ve yeniden binip hastane yoluna devam ettim.

Gün boyu ve halen de bu amcaya acımış olmanın utancıyla yaşadım, yaşıyorum. Kendimden çok utanmalıydım, utandım. Çözemedim.

Bir başkasında olan bir özelliği kıskanır, diğerinde bulunan mal, mülk bizde olsun, özelliğimiz daha göz doldursun isteriz. Hatta bizden daha fazla özelliği olanlara hizmet etmek şöyle dursun, fırsat bulsak onun o güzelliğini azaltmak, kendimizinkini artırıp üstün olmak için her üç kağıdı düşünürüz.

Başımıza bir hal gelse hemen ah-vah eder, kendimizden aşağılara hiç göz atmayız. Hep daha fazlaya odaklanır hep yetiremeyiz eldekini. Bizden az nimette olduğunu düşündüklerimizi rastgele görsek, sadece acır, belki elinden tutmaz, bir duamızı bile esirgeriz ya... Kendimi tam da orda hissettim. Çok acıdım kendime çok.

Amca iki gözünü, devletine hizmet ederken, askerde kaybetmiş. Ona rağmen kitap yazmış, bastırmış, hiçbir menfaat gözetmeden gözünün biri gören birine faydası olsun diye hediye ediyor. Yani daha fazla nimetlenmişe karşılıksız hizmet ediyor.  Heyhat! ben kim, amcaya acımak kim?   

Kitabın bir resmini koydum yazıma, amcanın ismi Bayram Kemal BAHTİYAR'mış. Daha okumadım kitabı ama kitabın bana veriliş hikayesini okudum.

Teknik Bakış her zaman gören gözle atılmazmış, anladım.

Acınacak hal odur ki, acınacak halinden bihaberdir.

Benden seçimler ile ilgili teknik bakış detayı bekleyenler varsa, boş verin beklemeyin. Zira "Yoklansın kafatası mezarda her ölenin. Farkı var mı bakalım, hükümdarla kölenin." demiş Gazneli Mahmud

Vesselam.

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı