Yukarı Çık

GEETA, BJK VE DOST…

7 Ocak 2019 Pazartesi 15:16:53
530 kez okundu.

 

 

Aamir Khan’ın başrolünü üstlendiği 2016 yapımı Dangal güzel bir film. Dünya Sinema Tarihinde Hint Sinemasının önemli bir yeri var. Aamir Khan da son dönemde bu sinemanın önemli bir ismi.

Filmi severek izledim ancak burada asıl anlatmak istediğim, filmde vurgulanmaya çalışılan mesajların tamamen dışında kalan bir ayrıntı: Filmin belki de en dikkat çeken sahnesiydi, genç bir kız olan Geeta, uluslararası bir şampiyonada final karşılaşmasındaydı. Güreş karşılaşmasıydı ve karşısında kendisiyle benzer yaşta olan bir Avustralyalı kız vardı. Sahne filmin sonlarında olduğu için, film boyunca biz Geeta’yı yakından tanımış ve onunla manevi bir yakınlık kurmuştuk. Bu nedenle karşılaşmada Geeta’nın kazanması bizim (ve tüm izleyenler) için çok önemliydi. İzlediğimizin bir film olduğunu bilmemize rağmen, Geeta’nın kazanması için fedakarlıklar yapmaya hazırdık. Neyse ki karşılaşmayı Geeta kazandı ve hepimiz rahat bir nefes aldık…

Oysa film, Geeta’nın rakibi olan Avustralyalı kızın penceresinden çekilmiş olsaydı eğer. Yani biz o kızın yaşamının ayrıntılarını bir saat boyunca izleseydik eğer. Ve Geeta’nın neler yaşadığını hiç bilmeseydik. Karşılaşmayı izlerken, bu kez Geeta’nın kaybetmesi için dualar ediyor olacaktık...

                                                                                  ***

Bir Fenerbahçe-Beşiktaş karşılaşması düşünün. İçinde ofsayt tartışması olan bir gol atılıyor, diyelim Fenerbahçe tarafından... Maçı izleyen veya daha sonra konuyu duyan Fenerbahçe taraftarlarının %99’u golde ofsayt olmadığından emin olacaklardır. Aynı şekilde Beşiktaş taraftarları da %99 oranında golde ofsayt olduğundan emin olacaklardır…

Her iki takımın, konudan bu denli emin olanlarının içinde birkaç üniversite bitirmiş, hatta profesör unvanına sahip insanlar da olacaktır. Ve bunların içinde toplumda adil olduklarından, günlük meselelere adalet duygusuyla yaklaştıklarından emin olunan kimseler bile olacaktır. Ve insanların bir kısmı, neden ofsayt olduğu veya olmadığı konusunda birbirlerini ikna etmek için, belki saatler süren sıcak tartışmalara katılacaklardır. İş bazen birbirleriyle küsmeye kadar gidebilecektir...

                                                                           ***

Evde bir kedimiz var, adı Dost (gerçi evin kedisi olmaz kedinin evi olurmuş ya, neyse). Dost iki yıldır bizimle yaşıyor, evimizin sevimli bir bireyi. Dışarı çıkıyor, biraz geziyor, birkaç saat sonra geliyor. Geliyor yerine geliyordu demek daha doğru. Çünkü son geldiğinde yaralıydı. Komşular görmüşler, bir başka kediyle kavga etmiş. Birkaç gün halsiz bir şekilde oturunca, veterinere götürdük. Antibiyotik iğneler olmak zorunda kaldı. Bu nedenle bir süredir dışarı çıkışını yasakladık. Hem yarası, hem de dışarı çıkamayışı bizi üzüyor. O kavga ettiği kediyi bir görsek, elimizden çekeceği var. Hele kavga sırasında görseydik, bizimkini koruyacağız diye diğer kediye bir zararımız bile dokunabilirdi...

Oysa biz ne ulvî duygularla almıştık Dost’u eve. O bir sokak kedisiydi. Sokaktan bir yavru kediyi kurtarmıştık, kahramanca. Şimdi ise tutmuş, sırf kavga ediyorlar diye, bir başka sokak kedisine (veya belki o da ev kedisi) zarar verebilecek bir ruh haline girebileceğimizden bahsediyorum. Çünkü Dost artık bize ait, diğeri ise bir yabancı. Biz kavramının karşısında bir yabancının ne hükmü olabilir ki…

                                                                         ***

Geeta veya tuttuğumuz takım veya Dost, hiç farketmiyor, özdeşlik kurduğumuz her ne ise o’nu tamamen haklı görüyoruz. Her şeyin o’nun hakkı olduğunu düşünüyoruz. Onlarla ilgili meselelerde tarafsızlığımızı kaybediyoruz (bir yandan da nesnel bakmayı sürdürdüğümüzü zannediyoruz). Her zaman o’nun kazanması için çaba içine giriyoruz. Bu uğurda fedakarlıklar yapmaya hatta kötülükler yapmaya bile hazırız...

Aynı şekilde; Avustralyalı güreşçi kızın  taraftarları da, karşı takımın taraftarları da, Dost’un dövüştüğü kediyi sevenler de (eğer varsa) fedakarlıklara ve muhtemelen kötülüklere de hazırlar (en azından bir bölümü). Kötülük dediysem, öbür kedinin üzerine biraz su atmak bile iyilik değildir herhalde…

Geeta’nın, tuttuğum takımın ve Dost’un; çok masum ve her şeyi hak eden olduklarından, onların rakiplerinin de düzenbaz ve kötü ruhlu olduklarından tamamen eminim...

İnsanoğlunun çıkarlarının etkilenmediği olaylarda bile kendini kaybeden ruh hallerine girebildiğini görmek ve bunları yaşamak, çıkarlarımızın etkilendiği olaylarda insanlıktan neden ve nasıl çıktığımızın bir çeşit laboratuvar deneyleri…

Yunus Emre, ''Sen sana ne sanırsan/Ayruga da onu san/Dört kitabın manası/Budur eğer var ise'', diyor...

Binlerce yıldır verilmeye çalışılan mesajlardan tırnak ucu kadar bir hisse bile alamadığımız ortada. Hayvan olmaktan insan olmaya doğru bir milim bile ilerleyemediğimiz ortada...

Yunus'un buna da bir diyeceği var tabii ki: ''Çeşmelerden bardağın/Doldurmadan kor isen/Bin yıl dahi beklesen/Kendi dolası değil'' ...

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı