Yukarı Çık

   KUŞAKLAR VE ÇATIŞMALAR

3 Aralık 2018 Pazartesi 16:29:51
379 kez okundu.

               

                                                                                        

X,Y ve Z kuşakları hakkında zaman zaman birşeyler duyuyoruz, okuyoruz. Kuşak farklılıkları ve dolayısıyla çatışmaları hep vardı ve sanıyorum hep olmaya devam edecek. Belirli yıllar aralığında doğanları bir kuşak ismiyle yaftalamak ne kadar doğru, tartışılır. Ancak; X,Y ve Z kuşaklarının dönemleri ve tanımlarına dair genel kabuller çoğu zaman, “evet işte tam da böyleler” dedirtecek cinsten…

                X Kuşağı, 1965 ve 1976 yılları arasında doğanlar. 2018’in sonlarını yaşadığımız bu günlerde, en yaşlıları 53 ve en gençleri 39 yaşında. Türkiye’de 12 Eylül darbesinde en yaşlı olanları 15 yaşındaydı ve darbenin gençler için biçtiği apolitik gömlekleri giymek zorunda kaldılar. Bu nedenle de çoğu politika ile ilgilenmiyor, ilgilenenleri de politikanın ruhuna açıkçası pek giremiyorlar. Buna rağmen toplumsal sorunlara karşı çok da duyarsız değiller. X kuşağı; rekabetçi, sabırlı ve sonuç odaklı bir kuşak. Teknolojiyi, vaziyeti kurtaracak kadar kullanabiliyorlar. Güya iyi yaşayacaklardı ve bu nedenle çok çocuk yapmadılar, bir veya en fazla 2 çocukta kaldılar. Bireyciliğin bayrağını yükselttiler ve geçmiş yıllara oranla çok daha fazla para derdine düştüler. Bu kuşağa kadar fazla yaşanmayan boşanma olayları, bu kuşakla beraber yavaş yavaş artmaya başladı…

                                                                              ***

                Y Kuşağı, 1980 ve 1999 yılları arası doğanlar. Bugün yaşları 38 ile 19 arasında bulunan bu insanlar, X kuşağına göre çok daha benciller. Çalışmaktan ise hiç hoşlanmıyorlar. Beklentileri yüksek ama bu beklentilerin bedelini ödemeye yanaşmıyorlar, dolayısıyla da beklentileri genellikle gerçekleşemiyor. Ancak evvelki kuşaklara göre daha iyi oldukları alan, birkaç işi bir arada yapabilme becerileri. Problem çözmede ise oldukça başarılı görünüyorlar. Y kuşağı; yenilikçi, sabırsız, süreç odaklı ve otoriteye karşı saldırgan bir kuşak…

                                                                              ***

                Z Kuşağı ise 2000 ve 2021 yılları arası doğanları tanımlıyor. Bu kuşağın en yaşlıları henüz 18 yaşında. Tamamen bugünkü teknolojinin içine doğdular ve ellerine aldıkları cihazı, sanki icat eden onlarmış gibi, büyük bir beceriyle kullanıyorlar. Tatminsiz bir kuşak görüntüsü veriyorlar. Psikolojik sıkıntıları oldukça yaygın. Yüzyüze yerine teknoloji üzerinden sosyalleşmeyi tercih ediyorlar. Z kuşağı; yaratıcı, sonuç odaklı ama onlar da otoriteye karşı oldukça saldırgan…

                                                                              ***

                X Kuşağı öncesinde BabyBoomer Kuşağı (Patlama Kuşağı veya Sandviç Kuşağı) yer alıyor. Benim de içinde yer aldığım bu kuşak 1946 ve 1964 yılları arasında doğanlardan oluşuyor. Sandviç Kuşağı denmesinin sebebi; hem çocuklarıyla, hem de anne-babalarıyla yakından ilgilenmiş olmaları. İkinci Dünya Savaşı sonrasının getirdiği rahatlık, çocuk doğumu patlaması yarattı yıllar boyunca. Bu insanlar işte bu patlamanın kuşağını oluşturuyor. Siyasetle yakından ilgili bir kuşak. 68 olayları bu kuşağın ürünü. Ancak yoklukları az ya da çok yaşadıkları için, tutumlu davranmayı biliyorlar. Patlama kuşağı genellikle işkolik, kanaatkar, sabırlı ve iş odaklı bir kuşak. Pek çoğuna, “çalışmak için yaşama” anlayışı hakim...

                Bir de 1925-1945 yılları arasında doğanlardan oluşan Sessiz Kuşak var ki, bunlar kendilerinden sonraki tüm kuşaklardan daha uyumlu, daha kanaatkar, daha çalışkan, daha otoriteye saygılı bir kuşak. Bu kuşağın en genci 73 yaşında…

                                                                              ***

                Aristoteles M.Ö. 350 civarında gençler hakkında şunları söylemiş: “Bu günlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Yetişkinlere karşı saygısızlar. Ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar". Yine Aristoteles diyor ki, “Gençlerin istekleri pek çoktur ve bunları hemen eyleme dönüştürmek isterler. Çok değişkendirler. İstekleri geçicidir; birden parlar, birden söner. Tutkuludurlar, huysuz ve öfkelidirler. İsteklerinin önüne dikilen en küçük engele bile katlanamazlar.Eli açık ve iyilikseverdirler, çünkü kötülükleri tanımamışlardır. Çabuk güvenir, çabuk bağlanırlar, çünkü aldatılmamışlardır. Yüksek amaçları ve hayalleri vardır, çünkü daha yaşamın sillesini yememişler, koşulların sınırlayıcı etkisini öğrenmemişlerdir. Sevgide de nefrette de aşırıya kaçarlar. Her şeyi bildiklerini sanır, onun için yanlışlarında sonuna dek direnirler. Büyüyünce uyumlu küçük çocuk gider, yerine oldukça tedirgin, kuruntulu, güç beğenen ve çabuk tepki gösteren bir ergen gelir. Duygular çabuk iniş çıkış gösterir. Çabuk sevinir, çabuk üzülür, birden sinirlenir, olur olmaz şeyi sorun yapar. Tepkileri önceden kestirilemez olur. Bencilleşir, istekleri artar. Konan yasakları saçma, kendisine tanınan hakları yetersiz bulur. Kuralların çokluğundan ve sıkılığından yakınır. Ana babaların uyarılarına birden tepki gösterir, kabalaşır ters yanıtlar verir”.

Aristoteles sanki bugünün gençleri anlatıyor gibi. Kuşaklar hakkında yapılan sosyolojik açıklamalar, her bireye tamamen

uymayabilir. Bunlar genel tanımlamalar ve görüyoruz ki insanoğlunun kayıt tutmaya başladığı dönemlerden bugüne değişen pek bir şey

yok. Muhtemelen yazı öncesi dönemlerde de durum böyleydi, yani kuşaklar değişim ve çatışma içindeydi, birbirlerini beğenmiyorlardı.

Karşımızdakinin kendimiz gibi olmasını bekleyince sorun çıkıyor. Oysa o ayrı bir dönemin, ayrı bir bireyi. Ve meselelere yaklaşım biçimleri arasında da aslındahiyerarşik bir sıralama yok. Elma’nın armut’tan üstün olduğunu, aklı başında kim iddia edebilir.Dolayısıyla sizin fikrinizin çocuğunuzunkinden daha iyi olduğunu söyleyebilecek bir turnusol kağıdı henüz yapılmadı. Gençleri (ve herkesi) olduğu gibi kabul etmek zihinsel bir çaba istiyor. Bu kolay bir çaba değil ama yapılabilirse eğer hem bu alan için, hem de yaşamın tüm alanları için olumlu anlamda sihirli bir yaklaşım olur gibi görünüyor…

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Haber Portalı